MAHKEMESİ:İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: İtirazın kaldırılması ve tahliye
İcra mahkemesince verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı karar, davalılar tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Davacı alacaklı tarafından, davalı borçlular hakkında, kira alacağı nedeniyle tahliye istekli olarak başlatılan icra takibi nedeniyle düzenlenen ödeme emrine borçlular tarafından itiraz edilmesi üzerine davacı alacaklı icra mahkemesine başvurarak itirazın kaldırılması ve tahliye isteminde bulunmuştur. Mahkemece, davanın kabulüne, itirazın kaldırılmasına ve tahliyeye karar verilmesi üzerine karar davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
1-Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, temyiz olunan kararda yazılı gerekçelere göre davalıların tahliyeye ilişkin karara yönelik temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davalıların alacağa ilişkin karara yönelik temyiz itirazlarına gelince;
a)Davacı alacaklı, davalı borçlular hakkında başlattığı 10.07.2013 tarihli haciz ve tahliye talepli icra takibinde, aylık 650.00 TL üzerinden ödenmeyen 2013 yılı Mayıs, Haziran ve Temmuz ayları kirası toplam 1.950,00 TL kira alacağı ile 195,00 TL işlemiş faizin tahsilini istemiştir. Davalı borçlular süresinde verdikleri itiraz dilekçelerinde Mayıs ayı kira bedelinin 12.07.2013 tarihinde ödendiğini, Temmuz ayı kira bedelinin henüz muaccel olmadığını bildirmişlerdir.Mahkemece Haziran ayı kirasına bir itiraz bulunmadığı ve 30 günlük süre içerisinde ödenmediği, takibe konu Temmuz ayı kirasının sözleşmede her ayın ilk 5 günü içerisinde ödeneceğinin kararlaştırılmış olması nedeniyle takip tarihi itibariyle talep edilebilir olduğu gerekçesiyle itirazın kısmen kaldırılmasına ve tahliyeye karar verilmiştir.
Davacı alacaklı tarafından takip talebinde Temmuz ayı kira bedeli olarak 650.00 TL istendiği halde mahkemece bu talebin aşıldığı ve talepten fazla miktara hükmedildiği görülmüştür. HMK.nun 26.maddesi uyarınca, taleple bağlılık ilkesi gereği hakim tarafların talebi ile bağlı olup, talepten fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. O nedenle, davanın itirazın kaldırılması davası olduğu da nazara alınarak takip talepnamesindeki kalemler ve alacak tutarlarının her biri yönünden talep aşılmaksızın yukarıda belirtilen usul ve esaslar dairesinde yeniden inceleme yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi hatalı olmuştur.
./..
b)Davalıların faize ilişkin itirazlarına gelince; taraflar arasında düzenlenen kira sözleşmesinin özel şartlar 20. maddesinde, “kiracı kira bedellerini zamanında ödemediği takdirde %10 gecikme cezası ödemeyi kabul ve taahhüt eder” hükmüne yer verilmiştir. Davacı bu düzenlemeye dayanarak davada aylık %10 oranında işlemiş faiz talebinde bulunmuştur.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 18.02.2004 tarih ve 2004/10-104 Esas, 2004/94 Karar sayılı ilamında belirtildiği şekilde gecikme zammı nitelik itibariyle temerrüd faizidir.
Sözleşmeden kaynaklanan alacaklarda, taraflar sözleşmede faiz ödeme borcu kararlaştırabileceği gibi, borcun ifasında temerrüde düşülmesi durumunda uygulanacak faiz oranını da kararlaştırabilirler. Bu durumda, uyuşmazlık halinde kural olarak sözleşmede kararlaştırılan faizin uygulanması gerekir. Yasal faizin uygulanma imkanı bulunmamaktadır. Ancak, taraflar arasında imzalanan sözleşmeden sonra yürürlüğe giren 6098 Sayılı TBK'nun 88. maddesinde sözleşme ile kararlaştırılan faiz oranlarına, 120. maddesinde ise temerrüt faizine yönelik düzenlemelere yer verilmiştir. TBK'nun 120. maddesi “Uygulanacak yıllık temerrüt faizi oranı, sözleşmede kararlaştırılmamışsa, faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre belirlenir. Sözleşme ile kararlaştırılacak yıllık temerrüt faizi oranı, birinci fıkra uyarınca belirlenen yıllık faiz oranının yüzde yüz fazlasını aşamaz. Akdî faiz oranı kararlaştırılmakla birlikte sözleşmede temerrüt faizi kararlaştırılmamışsa ve yıllık akdî faiz oranı da birinci fıkrada belirtilen faiz oranından fazla ise, temerrüt faizi oranı hakkında akdî faiz oranı geçerli olur.” şeklinde olup, taraflarca kararlaştırılan temmerüt faizinin üst sınırı, faiz borcunun doğduğu tarihteki yasal faizin yüzde yüz fazlası olarak sınırlandırılmıştır. Bu durumda İcra takibinde, davacı tarafından sözleşmede kararlaştırılan %10 aylık gecikme faizi üzerinden talep edilen işlemiş faiz ve takip tarihinden itibaren asıl alacak üzerinden işleyecek olan aylık %10 faiz, TBK'nun 120. maddesindeki temerrüt faizinin üst sınırını aştığından, TBK'nun 120/2. maddesi gereğince mevzuat hükümlerine göre belirlenen faizin yüzde yüz fazlası olarak uygulanarak, işlemiş faiz ve takip tarihinden itibaren bu miktar üzerinden faize hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
c)Davalıların kefalete ilişkin itirazları incelendiğinde, davada dayanılan ve hükme esas alınan 22.11.2012 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli kira akdinde kefil olarak davalı ...'ın imzası bulunmaktadır. Adi kefalet hükümlerini düzenleyen TBK. 585. maddesinde "adi kefalette alacaklı borçluya baş vurmadıkça,kefili takip edemez. Ancak borçlu aleyhine yapılan takibin sonucunda kesin aciz belgesi alınması, borçlu aleyhine Türkiye'de takibatın imkansız hale gelmesi veya önemli ölçüde güçleşmesi, borçlunun iflasına karar verilmesi, borçluya konkordato mehli verilmiş olması hallerinde doğrudan kefile başvurulabilir” hükmüne yer verilmiştir. Olayımızda yukarıda belirtilen koşulların hiç biri gerçekleşmediğine göre asıl borçluya gidilmeden adi kefil hakkında takip yapılamayacaktır. Davacı tarafından, önce kiracıdan takip konusu alacak istenmeden ve hakkındaki takip sonuçsuz kalmadan davalı kiracı ile birlikte kefil hakkında da icra takibi yapıldığından, kefil hakkındaki davanın reddine karar verilmesi gerekirken kefil hakkındaki davanın da kabulüne karar verilmesi doğru değildir.
../...
Karar bu nedenlerle bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle kararın tahliyeye ilişkin kısmının ONANMASINA, yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalıların temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428 ve İİK.nın 366.maddesi uyarınca kararın alacağa ilişkin kısmının BOZULMASINA ve onanan kısım için aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenden alınmasına 05.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.