MAHKEMESİ : İstanbul 8. Sulh Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 10/12/2013
NUMARASI : 2013/430-2013/712
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tahliye davasına dair karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Uyuşmazlık, temerrüt nedeniyle kiralananın tahliyesi istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde, davalının, sözleşmeye istinaden kiracı olduğunu, ödenmeyen ve muaccel olan kira bedellerinin tahsili için davalıya Beyoğlu 31. Noterliğinin 10/06/2013 tarih ve 24155 sayılı temerrüt ihtarnamesi gönderdiğini ancak davalının yasal süresi içerisinde kira bedellerini tamamını ödemeyerek temerrüde düştüğünü belirterek kiralananın tahliyesini istemiştir. Davalı vekili ise; ihtarnamenin şirket yetkilisine tebliğ edilmediğini, usulsüz olduğunu, kiranın düzenli ödemekte olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, temerrüt ihtarnamesinin davalıya yöntemine uygun şekilde tebliğ edilmediğinden bahisle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı, taraflar arasında düzenlenen 01/02/2009 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli kira sözleşmesine dayanarak, davalıya gönderdiği 10/06/2013 tarihli temerrüt ihtarnamesi ile ödenmeyen Haziran 2013 kira bedeli ile sözleşmeye göre muaccel hale gelen Temmuz 2013 ile Ocak 2014 arası toplam 36.000,-TL kira bedelinin ödenmesini istemiş, ihtarname davalıya 10/06/2013 tarihinde “şirket vekili H. F. imzasına tebliğ edildi” şerhi ile tebliğ edilmiştir. Davalı şirket yetkilisi tarafından H. F.’e Sarıyer 2. Noterliğince düzenlenen 23.12.2008 tarih ve 12784 yevmiye numaralı vekaletname ile yetki verildiği anlaşılmaktadır. Ayrıca davalı taraf savunmalarında tebligatın usulsüz olduğunu ileri sürse de tebligattan haberleri olmadığını ileri sürmemiştir. Bu durumda Tebligat Kanununun 32. maddesi de gözetilerek temerrüt ihtarnamesinin davalıya yöntemine uygun olarak tebliğ edildiğinin kabulü gerekmektedir. Mahkemece, işin esası incelenerek sonucu dairesinde bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 03.04.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy