MAHKEMESİ : Alanya 4. Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 17/07/2013
NUMARASI : 2009/462-2013/341
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı maddi ve manevi tazminat davasına dair karar, davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, kiracı tarafından açılan sözleşmenin haksız feshi nedeniyle uğranılan 5100 TL maddi ve 2000 TL manevi zararın tazmini istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulü ile 5.100,00 TL maddi tazminatın dava tarihi olan 14/09/2009 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-) Dosya kapsamına, toplanan delillere, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verilmiş olmasına ve takdirde de bir isabetsizlik bulunmamasına, göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-) Davalı vekilinin davacının yaptığı masraflara yönelik temyizine gelince;
Davacı vekili, dava dilekçesinde; Davacının, 07/04/2009 tarihinde, davalı A.. I.. İnş.Tur.Tic.Ltd.Şti.nin işletmekte olduğu S.. A.. H.. adlı turizm işletmesinde mevcut sahil şeridinin işletilmesi için anlaştıklarını, sözleşmenin imzalanmasından sonra davacının, kiralanan sahil şeridinin icarı olarak 5.000,00 TL ödediğini, davacının mevcut sözleşmeye güvenerek sözleşmede "işletmesi tarafından yapılacak işlemler " başlığı altında sayılan işlerin tamamını yerine getirdiğini ve bu masrafları her ne kadar fatura başlıkları davalı şirket adına olsa da davacının yaptığını, ancak Haziran 2009 da davalı tarafından kira sözleşmesinin tek taraflı olarak feshedildiğini belirterek 5.100,00 TL maddi zarar ile 2000,00 TL manevi zararın dava tarihinden itibaren işleyecek Ticari İşlerdeki Temerrüt Faizi ile birlikte tespiti ve tahsiline; karar verilmesini talep etmiştir. Davalı davaya cevabında; Davalıya ait otelin sahilinde bulunan büfenin davacıya kiraya verildiğini, davacının büfeye hiçbir ekstra mal ve malzeme getirmediğini, bütün mal ve malzemenin davalı şirket tarafından alınarak temin edildiğini, bu nedenle bütün faturaların üzerinde de davalı şirketin adının yazıldığını, büfede satılan bütün malzemenin dahi otelin deposundan çekildiğini, davacının otelin deposundan aldığı ve sattığı tüketim mallarının bedelini dahi otele ödemediğini, Davacıya kiraya verilen büfenin Kıyı Kenar Çizgisi içinde bulunan hazineye ait bir yer olup, Hazinenin özel mimarı projeli bu büfeyi Mahmutlar Belediyesine kiraya verdiğini, Mahmutlar belediyesinin ise davalı şirkete kiraya verdiğini, davalı şirketin bu büfeyi kiraya vermesinin hukuken mümkün bulunmadığının öğrenilmesi üzerine davacının otelin sigortalı çalışanı olarak gösterilmesi zorunluluğu doğduğunu, ancak davacı tarafından bu belgelerin otel yetkililerine teslim edilmediğini, bu sebeple de davalı otelin belediyeden yaptığı kiralama işleminin tehlikeye girdiğini ve belediye tarafından feshedileceğinin bildirildiğini, davacının Temmuz ayı sonunda büfeyi kendisinin terk edip gitiğini, belirterek davanın reddini savunmuştur.
TMK.nun 6. maddesi uyarınca kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür. Davacı her ne kadar davalı şirket adına düzenlenmiş olsa da faturalara dayanarak dava konusu büfenin işletilmesi için kendisi tarafından yapıldığını ileri sürdüğü masrafları talep etmiş, davalı ise davacı tarafından masraf yapılmadığını, bütün ödemelerin davalı şirket tarafından yapıldığını bu nedenle de faturaların davalı şirket adına düzenlendiğini savunmuştur. Davacı, masrafların kendisi tarafından yapıldığını yazılı bir delil ile kanıtlayamamıştır. Ancak, dava dilekçesinde " yasal her türlü" delil denmekle yemin deliline dayandığından, davacıya dava konusu büfenin işletilmesi için yapılan masraflar konusunda, davalıya yemin teklif etme hakkı olduğunun hatırlatılması, ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken mahkemece bu hususlar üzerinde durulmadan yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda (2) No'lu bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA ve istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 26/11/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy