MAHKEMESİ : Nazilli 1. Sulh Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 12/02/2013
NUMARASI : 2012/149-2013/247
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tahliye davasına dair karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, işyeri ihtiyacı nedeniyle tahliye istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili dava dilekçesinde, davalının taşınmazı turistik dinlenme tesisi olarak yine kendisine ait mağaza ve tesisi ile birlikte kullanmakta iken 2009 yılında mağaza bölümünü terk edip başka bir yere taşındığını ancak market çay ocağı ve bahçesini ise kendilerine rakip olma ihtimalini bertaraf etmek için boşaltmadıklarını, taşınmazın davalı tarafından fiilen kullanılmadığı halde çok cüzi bir bedelle kiracılık ilişkisinin devam ettiğini, kendisinin de aynı yerde akaryakıt istasyonu işlettiğini, davalının kiracılığının devam etmesi nedeniyle taşınmazı tam olarak kullanamadığını, rekabet etme zorunluluğu ve şirketin gelirlerindeki azalmalar nedeniyle işyerini büyütmek istediğinden taşınmaza ihtiyacı olduğunu, sözleşmenin yenilenmeyeceğini ihtarla davalıya bildirdiklerini, kiralananın tahliyesine karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili ise, davanın süresinde açılmadığını, gönderilen ihtarda ihtiyaç iradesinin bulunmadığını, ihtiyacın gerçek ve samimi olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece davacının ihtiyaç iddiasının zorunlu ve objektif olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davada dayanılan ve hükme esas alınan 01.01.2001 başlangıç tarihli ve on yıl süreli kira sözleşmesi konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Sözleşmede kiralanan “market, çay ocağı ve bahçesi” olarak tanımlanmıştır. Her ne kadar mahkemece mahallinde keşif yapılarak bilirkişi raporu alınmış ise de; dosya kapsamından kiralananın galip vasfı anlaşılamamaktadır. Bu durumda uyuşmazlığın çözümü için öncelikle kiralananın galip vasfının belirlenmesi ve kiralananın TBK genel hükümlerine mi, yoksa 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunun konut ve çatılı iş yeri kiralanmasına ilişkin hükümlerine mi tabi olduğu konusunda uzman bilirkişiden denetime elverişli ek rapor alınması ve varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik inceleme ile davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 27.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy