MAHKEMESİ : Ankara 6. Sulh Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 11/11/2013
NUMARASI : 2013/1099-2013/1296
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tahliye davasına dair karar, davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, kiralananı tahliyesi hakkında verilen hükme yönelik yargılamanın iadesi istemine ilişkindir. Mahkemece istemin kabulü ile yargılamanın iadesine konu tahliye hükmünün iptaline karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davaya konu okul kantinini 1993 yılında okul aile birliğinden kiralandığını, sözleşmenin yıldan yıla yenilenerek uzadığını, yenilemeye ilişkin en son taraflar arasında 14.09.2011 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli sözleşme yapıldığını, sözleşmede kira parası aylık 726 TL olup, davalının 14.09.2012 tarihinde başlayan dönemde kira parasına fahiş artış uyguladığını, 726 TL olan kira parasının 2.000 TL olarak talep edildiğini, bu artışın müvekkili tarafından kabul edilmediğini, yaşanan süreçte davalı okul aile birliği tarafından müvekkili hakkında tahliye davası açılıp mahkemece tahliyeye karar verildiğini ve kararın kesinleştiğini, ancak hükmün müvekkilinin yokluğunda yargılama yapılarak verildiğini, duruşmadan ve hükümden haberdar olmadıklarını, tebligatların sözleşmede belirtilen adres dışında başka bir adrese gönderilerek tebligat hilesi yapıldığını, öte yandan fahiş kira artışına yönelik kira parasının tespiti için müvekkilinin dava açtığını, mahkemece kira parasının 14.09.2012 tarihinden itibaren 1.000 TL olarak tespiti yolunda karar verildiğini kararın kesinleştiğini, gelişen bu durum karşısında verilen tahliye hükmünün HMK’nun 375/ğ-h fıkraları kapsamında yargılamanın iadesi yoluyla ortadan kaldırılması gerektiğini belirterek yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunmuştur. Davalı vekili somut olayda yargılamanın yenilenmesi koşullarının oluşmadığından bahisle davanın reddine karar verilmesini istemiş, mahkemece HMK 375/1 maddesi gereği yargılamanın yenilenmesi koşullarının oluştuğu ve kesinleşen kira tespit kararından habersiz olarak tahliye hükmü verildiğinden bahisle tahliyeye ilişkin önceki hükmün iptali ile tahliye isteminin reddine karar verilmiştir.
Yargılamanın yenilenmesi HMK’nun 375.maddesinde yazılı nedenlere dayanarak, mahkemece verilmiş ve taraflar arasında kesin hüküm teşkil etmiş bir hükmün değiştirilmesi veya ortadan kaldırılmasını temine yarayan istisnai bir kanun yoludur. Bu niteliği itibariyledir ki yargılamanın yenilenmesi sebepleri tahdidi olarak sayılmış olup bu sebeplerin kıyas yoluyla genişletilmesi mümkün değildir.
Davalı idareye ait okul kantini 14.09.1993 tarihli sözleşme ile davacıya kiraya verilmiştir. Sözleşme en son 14.09.2011 tarihinde bir yıl süre ile yenilenmiş ve aylık kira parası 726 TL olarak belirlenmiştir. 14.09.2012 tarihinde başlayan yeni kira döneminde aylık kira parasının 2.000 TL üzerinden ödenip ödenmemesi konusunda taraflar arasında uyuşmazlık yaşanması üzerine davalı 12.09.2012 tarihinde keşide ettiği ihtarname ile sözleşmeyi tek yanlı olarak feshettiğini davacıya bildirmiş ve bunu takiben fesih nedenine dayalı olarak davacı hakkında 20.03.2013 tarihi itibariyle tahliye davası (Ankara 6.Sulh Hukuk Mahkemesi 2013/317 esas) açmıştır. Davalı idare tahliye istemini münhasıran akdin feshi nedenine dayandırmıştır. Mahkemece karşı tarafın yokluğunda yargılama yapılıp tahliye isteminin kabulü yönünde hüküm verilmiş ve karar taraflara usulüne uygun şekilde tebliğ edilerek 16.07.2013 tarihi itibariyle kesinleşmiştir. Kesinleşen bu hükme karşı kiracı tarafından 27.09.2013 tarihinde açılan işbu dava ile yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunulmuştur. Davacı yargılamanın yenilenmesini, kiraya veren tarafından açılan davada tebligat hilesi yapıldığına ve kira parasının uyuşmazlığa konu dönemde aylık 1.000 TL olarak ödenmesi yolunda verilen ve kesinleşen tespit hükmü olduğuna dayandırmıştır. Tahliyeye yönelik kesinleşen davadaki tebligatlar kiracının adres kayıt sisteminde kayıtlı adresine yapılmış olup bu yönüyle lehine karar verilen tarafın karara tesir eden hileli davranışından bahsedilemez. Kiracı tarafından kira bedelinin tespiti istemiyle 28.09.2012 tarihinde açılan davada mahkemece (Ankara 7.Sulh Hukuk Mahkemesinin 2012/1068 esas 2013/338 karar) kira parasının 14.09.2012 tarihinde başlayan dönem için 1.000 TL olarak tespitine karar verilmiş ve karar 02.10.2013 tarihinde onanmakla kesinleşmiştir. Davacı yargılamanın yenilenmesi sebeplerinden biri olarak kesinleşen bu hükmü göstermiştir. Ancak yargılamanın iadesine konu davada; HMK’nun 375/1-ğ maddesi kapsamında dava görülürken kesin delil olarak bir ilam ibraz edilmiş ve bu ilam esas alınarak hüküm verilmiş değildir. Kira parasının tespiti yolunda kiracı lehine verilen hükmün HMK’nun 375/1-ç maddesi kapsamında tarafların hukuki durumun etkileyecek yeni bir belge olarak değerlendirilmesi de mümkün değildir. Zira söz konusu belgenin hükmü etkileyecek nitelikte olması ve belgenin yargılama sırasında aleyhine hüküm verilen tarafın bir kusuru olmaksızın elde edilememiş ve mahkemeye verilememiş olması gerekir. Oysa ki olayda; davacının engel neden olarak ileri sürdüğü yargılamadan haberdar olmaması tümü ile kendi kusuruna dayalı olup bu yönüyle belgenin kararın verilmesinden sonra ele geçirilmiş olması koşulu da gerçekleşmemiştir. Mahkemece tüm bu nedenler nazara alınarak istemin reddine kara verilmesi gerekirken hukuksal dayanağı olmayan gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 04.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy