MAHKEMESİ : Mudanya Sulh Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 25/04/2013
NUMARASI : 2012/228-2013/226
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tahilye davasına dair karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Uyuşmazlık, süre bitimi nedeniyle kiralananın tahliyesine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmesi üzerine, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Kiralananın davanın açıldığı tarih itibariyle 818 Sayılı Borçlar Kanunu’na tabi olması halinde süreli sözleşmelerde kira süresinin sonunda ve yerleşen içtihatlara göre bir ay içinde sözleşmenin feshi ve kiralananın tahliyesi istenebilir. Süre bitiminden önce sözleşmenin yenilenmeyeceği hususundaki irade karşı tarafa ulaşmış ise, o takdirde kira süresinin bitiminden itibaren bir ay içinde dava açılması zorunlu değildir. Bu durumda tahliye için başka bir sebep aramaya gerek kalmaz.
Olayımıza gelince; davada dayanılan ve hükme esas alınan 10.12.2004 düzenleme tarihli ve beş yıl süreli kira sözleşmesi konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Sözleşme ile Mudanya ....Köyü 526 parsel No'lu taşınmazın kroki ve yerleşim alanında gösterilen bölümleri baz istasyonu kurulmak üzere davalıya kiralanmıştır. Sözleşmenin özel şartlar bölümü 5. maddesindeki düzenlemeye göre, işbu sözleşme başlangıç tarihinden itibaren beş yıl müddetle geçerli olacaktır. Sözleşme, yenilenmeyeceği kiracı tarafından beş yıllık dönemin sona ermesinden iki ay önce kiralayana yazılı olarak ihbar edilmeyecek olursa, ayrıca herhangi bir işleme ya da bildirime gerek olmaksızın aynı şartlarla kendiliğinden iki yıl daha uzamış olacaktır. Sözleşmenin başlangıç tarihi kira bedelinin kiralayan adına havale edildiği tarihtir. Bu şart geçerli olup tarafları bağlar. Dosya kapsamı itibariyle bu havalenin davalı tarafından 23.02.2005 tarihinde yapıldığı ve kira sözleşmenin bu tarih itibariyle başladığı sabittir. Kiralananın kira sözleşmesinde belirtilen niteliği itibariyle 818 Sayılı Borçlar Kanunu’nun adi kira hükümlerine tabi olduğu anlaşılmaktadır. Davalının kiracısı olduğu taşınmazın davacı tarafından 20.11.2009 tarihinde satın alınmasından sonra 17.01.2011 tarihinde davalı hakkında Mudanya 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2011 / 21 Esas 2011 / 214 Karar sayılı dosyasında haksız el atmanın önlenmesine yönelik dava açıldığında, davalı kiracının dava dosyasına yukarıda başlangıç tarihi, süresi ve özel şartları yazılan sözleşmeyi sunması üzerine, mahkemece davanın reddine karar verilmiştir. Bu kez davacı anılan dava dosyasında davalının ibraz ettiği kira sözleşmesine dayanarak 12.10.2011 tarihinde keşide ettiği ihtarname ile sözleşme süresinin sonunda akdin uzatılmayacağını, sözleşmenin feshedildiğini, 10.12.2011 tarihi itibariyle taşınmazın tahliye edilmesini bildirerek, 03.04.2012 tarihinde açmış olduğu işbu dava ile, süre bitimi nedeniyle kiralananın tahliyesini talep etmiştir. Her ne kadar yargılama sırasında davalı sözleşmenin özel 5. maddesinde kira süresinin ilk sunduğu sözleşmeden farklı olarak bir yıl süreyle uzamış sayılacağına ilişkin başka bir sözleşme ibraz etmiş ise de, yeni malik durumunda olan davacının elinde kira sözleşmesi bulunmayıp, her iki sözleşme de davalı yanca sunulmuştur. Bu itibarla davacının haksız el atmanın önlenmesi davasında dosyaya ibraz edilen 5 + 2 yıl süreli kira sözleşmesine dayanarak hareket etmesinde ve işbu davayı açmasında bir usulsüzlük bulunmamaktadır. Başka bir anlatımla davada 10.12.2004 düzenleme 23.02.2005 başlangıç tarihli ve 5 + 2 yıl süreli kira sözleşmesine itibar edilmesi gerekir. Bu noktada da davanın süresinde açılıp açılmadığı önem kazanmaktadır. Sözleşmedeki düzenleme gereği kira akdinin 23.02.2010 tarihinde sona ermesinden sonra kiracı tarafından sözleşmenin feshedildiği bildirilmediğinden sözleşme 23.2.2012 tarihine kadar iki yıl daha uzamıştır. Davacı da, henüz kira süresi sona ermeden 12.10.2011 tarihli ihtarname ile sözleşmeyi yenilemeyeceğini bildirdiğinden akdin bitim tarihi olan 23.02.2012 tarihinden sonra dava açma süresini koruyarak 03.04.2012 tarihinde işbu davayı açmıştır. Anılan ihtarnamede her ne kadar sözleşmenin düzenleme tarihine göre akdin 10.12.2011 tarihi itibariyle yenilenmeyeceği belirtilmiş ise de, bu durum davacının sözleşmeyi feshetme iradesini ortadan kaldırmaz. Söz konusu ihtarname ile dava açma süresi korunarak sözleşmenin sona ermesinden sonra dava açılmış olduğundan mahkemenin 818 Sayılı Borçlar Kanunu’nun 263. maddesi hükmü gereğince davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde istemin ret edilmesi doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 25.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy