MAHKEMESİ : Bakırköy 4. Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 11/10/2013
NUMARASI : 2011/261-2013/423
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı itirazın iptali davasına dair karar, davalı ve davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, kira alacağının tahsili amacıyla yapılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne, karar verilmiş, hüküm davalı ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından temyiz edilmiş ise de mahkemece 15.01.2014 gün 2011/261 esas 2013 ve 423 karar sayılı ek karar ile gerekçeli kararın davacı vekiline 20.11.2013 tarihinde tebliğ edildiği, kararın davacı vekili tarafından 17.12.2014 tarihinde temyiz edildiği gerekçesi ile temyiz talebinin reddine karar verilmiştir. Bunun üzerine davacı vekili mahkemenin ek kararının bozulmasını, temyiz istekleri doğrultusunda kararın esas yönünden de bozulmasını talep etmiştir.
Davalı vekilinin temyiz dilekçesi davacı vekiline 10.12.2013 tarihinde tebliğ edilmiş olup, davacı vekili tarafından 17.12.2013 tarihinde katılma yoluyla karar temyiz edildiğinden yerel mahkemenin süresinde temyiz dilekçesi verilmediği gerekçesiyle temyiz isteminin reddine ilişkin 15.01.2014 gün 2011/261 esas 2013 ve 423 karar sayılı ek kararının bozularak kaldırılmasına oybirliği ile karar verildi. Dosyadaki bütün kağıtlar davacı ve davalı vekilinin temyiz dilekçesi okundu, işin esası incelendi.
Dava, kira paralarının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulü ile davalının Bakırköy 2. İcra Müdürlüğünün 20010/17940 sayılı icra dosyasında yaptığı itirazın kısmen iptaline, takibin 217.500 TL asıl alacak ve 162.840,31 TL gecikme faizi üzerinden devamına, asıl alacak üzerinden %20 icra inkar tazminatının tahsiline karar verilmesi üzerine hüküm davacı ve davalı vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya kapsamına, toplanan delillere, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verilmiş olmasına ve takdirde de bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı ve davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davalının faize ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Temerrüt (gecikme) faizi, borçlunun para borcunu zamanında ödememesi ve temerrüde düşmesi üzerine kanun gereği kendiliğinden işlemeye başlayan ve temerrüdün devamı süresince varlığını sürdüren, alacaklının zararın varlığını ve miktarını ve borçlunun
Kusurunu ispat zorunda kalmaksızın borçlunun ödediği ve miktarı yasalarla belirlenmiş asgari, maktu bir tazminattır (Bkz. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 11.6.1997 gün ve 1997/11-278 - 529 sayılı ilamı).
818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 101/2 maddesi hükmü gereği borcun ifa olunacağı gün sözleşme ile belli edilmiş ise ihtar şartı aranmadan bu günün bitmesi ile borçlu mütemerrit olur.
6101 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun'un "Geçmişe Etkili Olma" başlıklı 2.maddesinde “Türk Borçlar Kanunu'nun kamu düzenine ve genel ahlâka ilişkin kuralları gerçekleştikleri tarihe bakılmaksızın bütün fiil ve işlemlere uygulanacağı, yine "Görülmekte Olan Davalara İlişkin Uygulama" başlıklı 7.maddesinde de “Türk Borçlar Kanunu'nun; kamu düzenine ve genel ahlaka ilişkin kuralları ile geçici ödemelere ilişkin 76., faize ilişkin 88., temerrüt faizine ilişkin 120., aşırı ifa güçlüğüne ilişkin 138.maddesinin, görülmekte olan davalarda da uygulanacağı” öngörülmüştür.
TBK 120. maddesinde "Uygulanacak yıllık temerrüt faizi oranı, sözleşmede kararlaştırılmamışsa, faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre belirlenir. Sözleşme ile kararlaştırılacak yıllık temerrüt faizi oranı, birinci fıkra uyarınca belirlenen yıllık faiz oranının yüzde yüz fazlasını aşamaz." hükmüne yer verilmiştir.
Olayımızda, Taraflar arasındaki 01.06.2007 başlangıç tarihli kira sözleşmesinin Özel şartlar altıncı maddesinde "kiracının kira bedellerini süresi içinde yatırmadığı takdirde aylık %10 gecikme faizi alınacağı..." kararlaştırılmıştır. Mahkemece takip konusu alacağa aylık %10 gecikme faizi uygulandığı görülmüştür. Dava tarihinden sonra yürürlüğe giren ve Halen devam eden davalarda da uygulanması gereken hükümler içeren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 120/f.1-2 maddeleri gereğince ticari işlerde avans faizinin yüzde yüz fazlasını yani avans faizinin iki katını aşamayacağı düzenlendiğine göre mahkemece 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 120/f.1-2 maddeleri dikkate alınarak davalı tarafça talep edilebilecek faiz miktarı tespit edilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
3) 1-Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince;
Davacı vekili takip tarihi itibariyle yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre itirazında haksız olduğu saptanan davalı aleyhine hükmedilen icra inkar tazminatı oranının %40 olması gerektiğinden bahisle hükmü temyiz etmiştir. Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair 6352 sayılı Kanunun 11.maddesi ile İİK’nin 67/2.maddesinde değişikliğe gidilmiş ve madde metninde yer alan “%40” ibaresi “%20” şeklinde değiştirilmiştir. Değişikliğe ilişkin yasa hükmü 05.07.2012 tarihinde yürürlüğe girmiş olup aynı yasanın 38. maddesi ile İİK’na eklenen geçici 10.maddeye göre; bu kanunun ilgili hükümlerinin yürürlüğe girdiği tarihten önce başlatılan takip işlemleri hakkında değişiklikten önceki hükümlerinin uygulanmasına devam edilir. Yapılan bu yasal düzenleme uyarınca 05.07.2012 yürürlük tarihinden önce başlatılan icra takipleri açısından İcra İflas Kanununun değişiklikten önceki hükümlerinin uygulanmasına devam edilecektir. Somut olayda itirazın iptaline konu icra takibi 20.08.2010 tarihinde başlatılmış olup icra takibi 6352 sayılı kanunun yürürlüğe girmesinden önce başlatıldığından davacı lehine %40 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekir.
Mahkemece bu husus nazara alınmaksızın %20 oranı üzerinden icra inkar tazminatına hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur.
Hüküm bu nedenlerle bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda 2 ve 3 nolu bentlerde açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA ve istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edenlere iadesine, 02/12/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy