MAHKEMESİ: İstanbul(Kapatılan) Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 30/12/2013
NUMARASI: 2013/41-2013/436
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı itirazın iptali davasına dair karar, davacılar ve davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Uyuşmazlık, kira alacağının tahsiline yönelik icra takibine yapılan itirazın iptali ve icra inkar tazminatına ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabul ile itirazın 158.093 TL asıl alacak ve 53.759.26 TL işlemiş faizi üzerinden iptaline, takibin devamına, alacak yargılama sonucu belirlendiğinden icra inkar tazminatı isteminin reddine karar verilmesi üzerine, hüküm davacı vekili ve davalı vekili tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
1-Dosya kapsamına, toplanan delillere, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verilmiş olmasına ve takdirde de bir isabetsizlik bulunmamasına göre temyiz eden davalı vekilinin tüm ve davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davacı vekilinin icra inkar tazminatına ilişkin temyiz itirazlarına gelince;
İcra ve İflas Kanunu’nun 67/2 maddesinde düzenlenen icra inkar tazminatının amacı alacağın tahsilini geciktirmeye yönelik haksız itirazları önlemektir. Eğer alacaklı itirazın iptali davasında haklı çıkar ve borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse istek halinde alacaklı yararına, eğer davalı borçlu haklı çıkar ve dava reddedilirse bu kez alacaklının takibinde haksız ve kötü niyetli olması koşulu ile yine istek halinde borçlu yararına tazminata hükmedilir. Ne var ki icra inkar tazminatı, niteliği gereği ancak itirazın iptali davası sonucunda davanın tamamen veya kısmen kabulüne karar verilmesi koşuluna bağlı olarak hükmolunan miktar üzerinden tahsiline karar verilebilecek bir tazminattır. Yasa ile güdülen amaç borçlu olduğu miktarı bilebilecek durumda olan borçlunun ödeme emri üzerine icra borcunu inkar etmesini önlemek, gerçekte alacaklı olmayan alacaklının da borçluya zarar vermesini engellemektir.
Somut olayda, icra takibinde ve davada dayanılan ve hükme esas alınan 06.02.2004 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli kira sözleşmesi konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Sözleşmede aylık kira parası 6.500 TL olarak belirlenmiş, sözleşmenin özel şartlar bölümü 12. maddesinde, yıllık kira artışının her kira döneminin altıncı ve onikinci ayının sonunda yapılacağı, söz konusu altışar aylık kira artışında İTO'nun TEFE+ TÜFE'nin geçmiş bir yıla ait ortalama artışının yarısının baz alınacağı kararlaştırılmıştır. Yine sözleşmenin özel şartlar bölümü, 19. maddesi gereğince birinci yıl kira bitiminde kira bedeli 10.000 Dolar olacaktır. Bu şartlar geçerli olup tarafları bağlar. Davacı da, anılan kira sözleşmesine dayanarak Kadıköy 1. İcra Müdürlüğü’nün 2008 / 2793 sayılı icra dosyası ile 25.02.2008 tarihinde başlatmış olduğu icra takibi ile Ağustos 2005- Ocak 2008 arası aylar kirasının tahsili için haciz ve tahliye istekli icra takibi yapmış, davalının takibe itiraz etmesi üzerine itirazın iptali ve icra inkar tazminatının hüküm altına alınması için işbu dava açılmıştır. Her ne kadar davalı tarafından icra takibine itirazında ve yargılamadaki savunmasında, sözleşmenin 19. maddesinde düzenlenen 10.000 Dolar kira parasının teminat amaçlı olarak sözleşmede yer aldığı, bu rakamın kabul edilmesi halinde sözleşmedeki artış şartının geçerliliğini yitirdiği, yeni kira dönemi için de kira artış talebinde bulunulmadığı ve kira tespit davası açılmadığı belirtilmiş ise de, taraflar arasında aynı sözleşmeye dayanılarak Kadıköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2005 / 618 Esas 2007 / 289 Karar sayılı dosyasında görülen davada kira parasının ne kadar olduğu ve nasıl artırılacağı hususları kesinlik kazanmıştır. İşbu davada her ne kadar bilirkişi incelemesi yaptırılmış ise de, bilirkişi raporu çerçevesinde mahkemenin asıl alacak yönünden icra takibinde talep edilen miktar üzerinden icra takibinin iptaline karar verilmiştir. Kaldı ki gerek daha önce taraflar arasında görülen dava dosyası, gerek sözleşmedeki artış şartının belli ve muayyen olması karşısında kira parası önceden bilinebilir ve hesaplanabilir durumdadır. Başka bir anlatımla, ortada likit ve belli bir kira alacağı söz konusudur. Bu itibarla mahkemece itirazın iptaline karar verilirken kira alacağı yönünden icra inkar tazminatına da hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde bu istemin reddine karar verilmesi isabetsiz olmuştur. Davacının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görüldüğünden hükmün icra inkar tazminatına hasren bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda (2) No'lu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün icra inkar tazminatına hasren BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edenlere iadesine, 02/12/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.