(818 S. K. m. 125, 126) (6098 S. K. m. 146, 147)
Dava ve Karar: Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tazminat davasına dair karar, davacı ve davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava kiralananın süre bitiminden önce erken tahliye edilmesi nedeniyle yoksun kalınan kira parasının tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı ve davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı dava dilekçesinde ve aşamalarda özetle; davacı tarafça 30/01/2002 tarihli kira sözleşmesi ile davacıya ait depo ve idari bölümün davalıya 5 yıl süre ile kiraya verildiğini, davalı kiracının davacıya gönderdiği 29/08/2003 tarihli ihtarname ile mecurun 17/08/2003 tarihinde çatısının çökmesinden ve kullanılamaz hale geldiğinden bahisle sözleşmeyi fesh ettiğini belirttiğini, ancak çatıda meydana gelen çökmenin davalı kiracının kusurundan kaynaklandığının sigorta şirketi tarafından açılan dava sonucunda tespit edildiğini, bu durumda feshin geçersiz olduğunu, tespit dosyası ile taşınmazın altı aylık süre içerisinde yeniden kiraya verilebileceğinin belirlendiğini ileri sürerek kiralananın yeniden kiraya verilebileceği süreye ilişkin 146.804,42.-TL tazminatın ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; haksız fesih ve tahliye sebebiyle uğranılan zararın tahsilinin 5 yıllık zamanaşımı süresi içerisinde talep edilmediğinden zamanaşımı nedeniyle davanın reddini savunmuştur.
Taraflar arasında 30.01.2002 imza tarihli, beş yıl süreli kira sözleşmesi hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davalı kiracı tarafından, kiralananın çatısının çöktüğünden bahisle kira sözleşmesi feshedilerek 11.11.2003 tarihinde anahtarın teslim edildiği anlaşılmaktadır. Dava hukuki niteliği itibariyle sözleşmenin erken ve haksız feshi nedeniyle uğranılan zararın tazmini talebine ilişkindir. Her ne kadar yoksun kalınan kira bedellerinin tahsili talep edilmekte ise de dava konusu esas itibariyle kira alacağı değil tazminat niteliğindedir. BK.nun 126/1 maddesi (TBK.147.maddesi) hükmüne göre kira alacağından doğan davalar beş yıllık zamanaşımı süresine, kira alacağı dışında kira sözleşmesine dayanılarak açılan alacak ve tazminat davaları BK.nun 125. maddesi (TBK.146.maddesi) hükmüne göre on yıllık zamanaşımı süresine tabidir. Dava konusu ihtilaf kira sözleşmesinden kaynaklandığı için de sözleşmelerde uygulanan zamanaşımı süresinin geçerli olduğunu kabulü zorunludur. Davalı taşınmazı 11.11.2003 tarihinde tahliye ettiğine ve dava da 28.09.2012 tarihinde açıldığına göre davanın 10 yıllık zamanaşımı süresi dolmadan süresinde açıldığının kabulü gerekir. Mahkemece değinilen bu yön gözetilerek işin esasına girilip hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edenlere iadesine, 26.11.2014 tarihinde oybirliği ile, karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy