MAHKEMESİ : Ayvalık Sulh Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 25/10/2013
NUMARASI : 2013/92-2013/719
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı menfi tespit davasına dair karar, davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, kiracılar tarafından kiraya verene karşı açılan kiralananın kiraya veren tarafından işgal edilmesi nedeniyle peşin ödenen kiranın iadesi ile gelecek kiralar karşılığı verilen ve takibe konulan iki adet bonodan dolayı borçlu olmadığının tesbiti istemine ilişkindir. Mahkemece davacının iki adet bonodan dolayı borçlu olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, hüküm davalı- kiraya veren tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı kiracılar vekili dava dilekçesinde özetle, davacıların dava konusu pansiyonu davalıdan 01.10.2011 tarihinde "işyeri özel devir sözleşmesi" ile kiraladıklarını, süre sonu olan 2012 Haziran ayının ilk haftasına kadar kira bedeli olarak 18500 TL kararlaştırıldığını, 6.500,TL nin peşin olarak verildiğini, bakiye borç için 30.11.2011 tarihli 6.000 TL ve 31.01.2012 tarihli 6.000, TL olmak üzere toplam 12.000,00 TL tutarında senet verdiklerini, müvekkillerinin pansiyonu kullanmaya başladıktan bir süre sonra kiraya veren tarafından kiralanana elkonularak kira ilişkisinin sona erdirildiğini, senetlerin kiraya veren tarafından takibe konulduğunu belirterek peşin ödenen kiranın iadesine, senetlerden dolayı borçlu olmadığının tesbitine karar verilmesini istemiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacıların devir sözleşmesi gereğince taşınmazı kullanmaya başladıklarını, davacı kiracıların senet bedellerinin ve elektrik, su ve internet giderlerinin ödenmemesi, su deposunun patlamasına rağmen ilgilenmemeleri nedeniyle sözleşmeye aykırı davrandıklarını, sözleşmede "anlaşma kurallarına tarafların uymaması halinde anlaşma kendiliğinden fesholur" ibaresinin bulunduğunu, ihtarname gönderilmesine rağmen davacıların tutumunu değiştirmediğini, bunun üzerine senetlerin icraya konulduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece tahliye tarihine kadar yaklaşık dört ay boyunca davacıların taşınmazı kullandıkları ve bedelini peşin olarak ödedikleri kabul edilerek toplam 12000 TL değerinde iki adet senet nedeniyle davacıların borçlu olmadığının tesbitine ,fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
1-)Dosya kapsamına, toplanan delillere, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verilmiş olmasına ve takdirde bir isabetsizlik bulunmamasına göre temyiz eden davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Taraflar arasında 01.10.2011 başlangıç tarihli Haziran 2012 ayının ilk haftası bitim tarihli kira sözleşmesi hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davacı - kiracıların kiralanandan kiraya veren davalı tarafından zorla çıkarıldıkları anlaşıldığına göre sözleşmenin davalı kiraya veren tarafından haklı bir neden olmaksızın feshedildiğine ilişkin mahkemenin kabulünde bir usülsüzlük yoktur. Taraflar arasındaki sözleşmeye göre peşin ödenen 6500 TL ile toplam 12000 TL değerinde iki adet senedin kira bedeli karşılığında verildiği anlaşılmaktadır. Kira bedeli kiralananın kullanımı karşılığında ödenmesi gereken bir bedel olduğundan davacı kiracılar kiralananı tahliye ettikleri ve anahtarı teslim ettikleri tarihe kadarki kira bedellerini ödemekle yükümlüdür. Bu nedenle anahtar teslim tarihinin tespiti önem taşımaktadır.Kiralananın tahliye edildiğinin (kiracının kiralananı iade borcunu yerine getirdiğinin) kabul edilebilmesi için, kiralananın fiilen boşaltılması yeterli değildir; anahtarın da kiralayana teslim edilmesi gerekir. Kiracının bildirdiği tahliye tarihinin kiralayan tarafından kabul edilmemesi, başka bir ifadeyle, tahliye tarihinin taraflar arasında çekişmeli olması halinde, kiralananın fiilen boşaltıldığını ve anahtarın teslim edildiğini, böylece kira ilişkisinin kendisince ileri sürülen tarihte hukuken sona erdirildiğini kanıtlama yükümlülüğü, kiracıya aittir. Kiracı, kiralananı kendisinin ileri sürdüğü tarihte tahliye ettiğini ispatlayamazsa, kiralayanın bildirdiği tahliye tarihine itibar olunmalıdır.
Anahtarın kiralayana teslimi, hukuki işlemin içerisinde yer alan bir maddi vakıa olmakla birlikte, sözleşmenin feshine yönelik bir hukuki sonuç doğurduğundan, bunun ne şekilde ispatlanacağı hususu, yıllık kira bedelinin tutarı esas alınmak suretiyle, H.M.K.nun 200. maddeleri çerçevesinde değerlendirilmelidir. Eş söyleyişle, yıllık kira bedelinin tutarı senetle ispat sınırının (HM.K. md.200/1) üzerindeyse ve kiralayanın açık muvafakati yoksa (H.M.K. md.200/2), bu yön kiracı tarafından ancak yazılı delille ispatlanabilir. Dosya kapsamından anahtar teslim tarihi ve kira borcunun kapsamının ne şekilde hesaplandığı anlaşılmamaktadır. Mahkemece belirtilen bu yönler üzerinde durularak anahtar teslim tarihi belirlendikten sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda 2. bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 19/11/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy