MAHKEMESİ : İstanbul 12. Sulh Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 08/10/2013
NUMARASI : 2012/315-2013/605
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tahliye davasına dair karar, davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, temerrüt nedeniyle kiralananın tahliyesi ve alacak istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili; davalının müvekkiline ait tapunun .. Ada .. no'lu parselinde kayıtlı kargir dükkan vasıflı binanın giriş kat depolu dükkanında 01.01.2002 tarihli 10 yıl süreli kira sözleşmesi ile kiracı olduğunu, kira bedelinin senelik 180 adet kulpsuz Cumhuriyet Altını olduğunu her yıl ocak ayı içinde peşin ödenmesi gereken kira bedelinin yapılan süreli temerrüt ihtarına rağmen 2011 ve 2012 yıllarında ödenmediğini, belirterek kiralananın tahliyesine, 2011 ve 2012 yılları kira bedeli olan 360 adet kulpsuz Cumhuriyet altının tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı taraflar arasında geçerli olan kira sözleşmesinin 01.03.1997 tarihli kira sözleşmesi olduğunu, davacının dayandığı 180 adet altının kira parası olarak belirlendiği sözleşmenin yapılmadığını, Davacının taraflar arasındaki 01.03.1997 tarihli kira sözleşmesi ile önce müvekkiline davaya konu taşınmazın 1. kat ve 2. çekme katını kiralandığını, sonrasında ise 2002 yılında aynı binanın giriş ve bodrum katının da müvekkilinin ortağı olduğu K.. K..Yayıncılık Tanıtım Eğitim Dan. San. ve Dış Tic. Ltd Şti'ye kiralandığını, davaya konu taşınmazın tamamının bu şekilde kullanıldığını, Kaldı ki davacının Üsküdar 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2011/290 E. sayılı dosyasında müvekkili ve K.. K.. Yayıncılık Tanıtım Eğitim Dan. San. ve Dış Tic. Ltd Şti'ye karşı kira parasının tespiti istemiyle dava açtığını ve mahkemece tüm taşınmaza yönelik olarak kira parasının 8000,00 TL olarak tespitine karar verildiğini belirterek davanın reddini istemiştir. Davacının cevaba cevabında, taraflar arasındaki 01.03.1997 tarihli kira sözleşmesinin, taşınmazın 1. ve 2. çekme katına ilişkin olduğunu, davaya konu kira sözleşmesinin ise giriş kat depolu dükkana ilişkin olduğunu, davalının beyan ettiği kira parasının tespiti istemli davanın da 01.03.1997 tarihli kira sözleşmesine istinaden kiralananın 1. ve 2. çekme katına yönelik olarak açtıklarını belirtmesi üzerine, Mahkemece daha önce açılan kira parasının tespitine ilişkin davanın 01.03.1997 tarihli kira sözleşmesi ile kiralanan 1. ve 2. katlara ilişkin kiralanana yönelik olduğunu, her ne kadar söz konusu dosyada kira parası dava konusu yeri de kapsayacak şekilde tüm binaya yönelik olarak tespit edilmişse de; davalı tarafın bu hususu temyiz etmediğini, bu nedenle belirlenen kira parasının 01.01.2002 tarihli kira sözleşmesi ile kiralanan giriş kat depolu dükkan şeklindeki işyerine uygulanmayacağını, davalının ayrıca 01.01.2002 tarihli kira sözleşmesi nedeniyle de kira parası talep edebileceğini belirterek, yasal süreli ihtara rağmen 2011 yılı ve 2012 yılları kira bedeli olan toplam 360 adet Cumhuriyet altını ödenmediğinden, temerrüt nedeniyle kiralanın tahliyesine ve 360 adet Cumhuriyet altının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Taraflar arasında davaya konu taşınmazın 1'inci katı ile 2. çekme katının 01.03.1997 tarihli bir yıl süreli kira sözleşmesi ile kiralandığı aynı binanın giriş katının ise 2002 yılında kiralandığına ilişkin uyuşmazlık bulunmadığı gibi, davacı tarafından 01.03.1997 tarihli sözleşmeye istinaden 5 no'lu taşınmaza yönelik 16.03.2011 tarihinde açılan kira parasının tespiti davasında, kira parasının 01.03.1997 tarihinde kiralanan yerler ve 2002 yılında kiralanan yerler nazara alınarak bilirkişi tarafından tespit ediliği hususunda da bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davalı 2002 yılındaki kiralamayı kabul etmekle beraber, yazılı kira sözleşmesi imzalanmadığını, davacının bir şeklide ele geçirdiği boş sözleşmeyi doldurduğunu, 2002 yılında kiralananları da 01.03.1997 tarihli sözleşme gereğince kullandığını, davacı tarafından daha önce akde ayrılık nedeniyle açılan tahliye davasında ve kira bedelinin tespiti davasında davacının sadece 01.03.1997 tarihli sözleşmeye dayandığını, buna göre değerlendirme yapıldığını iddia etmekte, davacı ise 01.01.2002 tarihli kira sözleşmesinin geçerli yazılı bir sözleşme olduğunu taraflar arasında uygulana geldiğini, kira bedelinin tespiti davasının ise 01.03.1997 tarihli kira sözleşmesi ile kiralanan 1. kat ve 2. çekme kata ilişkin olduğunu iddia etmekte buna göre de; her ne kadar kira parasının tespiti davasında taşınmazın tamamına yönelik bilirkişi tarafından değerlendirme yapılmışsa da, kira parasının tespiti davasının dayanağı 01.03.1997 tarihli sözleşme olduğundan, davacının 01.01.2002 tarihli kira sözleşmesi gereğince de ayrıca kira parası talep edip edemeyeceğine ilişkin taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Davalı taraf 01.01.2002 tarihli kira sözleşmesine göre açılan davada, kira sözleşmesinin sahte olduğunu kanıtlayamamıştır. Ne var ki taraflar arasındaki sözleşme şartları taraflarca değiştirilmedikçe tarafları bağlar, taraflarca kira sözleşmesinin uygulanmaması ve uygulanma imkanını ortadan kaldıracak şekilde mahkemeden karar alınması halinde, sözleşmeden kaynaklanan haklara istinaden yeniden talepte bulunulamaz. Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz (TMK.nın 2)
Dosyada delil olarak sunulan, kira sözleşmelerine, ihtarnamelere, akde aykırılıktan açılan davaya ilişkin karar, delil tespiti ve bilirkişi raporlarına, kira parasının tespitine ilişkin dava dosyasına ve davacı tarafından davalıya gönderilen ihtarnamelere göre, somut olayda davacı 01.01.2002 başlangıç tarihli 10 yıl süreli yazılı kira sözleşmesine istinaden senelik 180 adet cumhuriyet altını olmak üzere 2011 yılı ve 2012 yılı kira bedeli olarak 360 adet cumhuriyet altını ve kiralananın temerrüt nedeniyle tahliyesini talep etmişse de; davacı yazılı kira sözleşmenin, dava tarihine kadar sözleşmedeki bedel üzerinden uygulanageldiğine ilişkin bir delil sunamamıştır. Bunun yanı sıra davacı, davalı ve dava dışı şirket hakkında açılan davalarda, delil tespitinde ve gönderilen ihtarnamelerde, taleplerini 1. ve 2 çekme katla sınırlamaksızın, 5 no'lu kiralanana yönelik olarak, iddiasına 01.03.1997 tarihli sözleşmeye istinaden ileri sürmüş, giriş kat depolu dükkana yönelik taleplerini ayrı tutmamıştır. Gerek açılan davalarda gerekse de delil tespitlerinde taşınmazın tamamı yönünden talepleri değerlendirildiği halde buna ses çıkarmamış, 01.01.2002 tarihli sözleşmeden kaynaklanan haklarını saklı tutmadığı gibi, bu şeklide imzalanan sözleşmenin varlığından dahi bahsetmemiştir. Nitekim davacının 19.01.2011 tarihli Üsküdar 1. Sulh Hukuk Mahkemesi 2011/5 değişik iş dosyasında 01.03.1997 tarihli kira sözleşmesine dayanarak delil tespitinde bulunarak, 1997 ve 2002 yılında kiralanan kısımların tamamına yönelik olarak akde aykırılık olduğunu iddia ettiği hususları tespit ettirmiş, delil tespitine istinaden Üsküdar 4. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2011/195 Esas sayılı dosyası ile akde aykırılık nedeniyle açılan davada 01.03.1997 tarihli sözleşmeye dayandığını belirtmekle beraber, 5 no'lu taşınmazın tamamından tahliye talep etmiş ve burada alınan raporda da tüm taşınmazdaki aykırılık olduğu hususlar değerlendirilmesine rağmen, tahliye istemi 1. kat ve 2. çekme katla sınırlandırılmamıştır. Yine 16.03.2011 tarihinde davacı kiralayan tarafından Üsküdar 1. Sulh
Hukuk Mahkemesinin 2011/290 Esas sayılı dosyası ile Davalı ve dava dışı K..K... Yayıncılık Tanıtım Eğitim Dan. San. ve Dış Tic. Ltd Şti'ne karşı açtığı kira parasının tespiti davasında da 01.03.1997 tarihli kira sözleşmesine dayandığını belirtmesine rağmen kira parasının tespitini talep ettiği taşınmazın “1. ve 2. çekme katları olduğunu” belirtmemiş, aksine 5 no'lu taşınmazın kira parasının tespitini talep ettiğini belirtiği, söz konusu dosyada yargılama sırasında alınan bilirkişi raporunda taşınmazın tamamı üzerinden kira bedelinin tespit edilmesi üzerine davalının bilirkişi raporuna, tespit yapılan giriş ve bodurum katının sözleşmesinin ayrı olduğu, buraya ilişkin ihtarname gönderilmediğinden davanın reddi gerektiğine ilişkin itiraz etmesine rağmen, Bilirkişi raporuna ilişkin beyanlarını içeren 05.10.2010 tarihli dilekçesinde davalının bilirkişi raporlarına itirazlarının yerinde olmadığını, kira parasının kiranın tamamını kapsar şekilde bankaya ödediğini bu nedenle davalının itirazlarının dayanaksız olduğunu beyan ettiği ve yargılama sonucunda mahkemece taşınmazın tamamı üzerinden bilirkişi tarafından tespit edilen miktar üzerinden 01.03.2011 tarihinden itibaren kira parasının tespit edilmesine, rağmen davalının yanı sıra davacının da kararı temyiz etmeyerek bu durumu kabul ettikleri anlaşılmaktadır. Davacının davaya ilişkin temerrüt ihtarına kadar, 5 no'lu taşınmaza yönelik taleplerini 01.03.1997 tarihli sözleşme üzerinden dile getirmiş olmasına ve 5 no'lu taşınmaza ilişkin kira parasının da Üsküdar 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2011/290 Esas sayılı dosyası ile 01.03.2011 tarihinden itibaren geçerli olarak tespit edilmesine ve taraflarca yapılan tespite ses çıkarılmamasına ve davacının taraflar arasındaki tüm ihtilaflarda 5 no'lu taşınmazdan kaynaklanan ihtilaflarda da 01.03.1997 tarihli sözleşmeye dayanmasına göre, 5 no'lu taşınmaz içerisinde kaldığı anlaşılan giriş kattaki depolu dükkana ilişkin olarak 01.01.2002 tarihli sözleşmeden kaynaklanan hakların saklı tutulmamasına göre, davacının kira parasının tespitine ilişkin kararından önceki tarihte yapılan kira sözleşmesine istinaden ayrıca kira parası talep edemeyeceği, taşınmazın tamamı üzerinden emsal rayiçlere, hak ve nesafet ilkesine göre kira parası tespit edilmişken, taraflar arasında başka bir sözleşmenin varlığı ileri sürülerek ayrıca sözleşmeye istinaden de kira parası talep edilmesiTMK.nun 2. maddesine de aykırıdır. Buna göre, davalının 01.01.2002 tarihli kira sözleşmesinden kaynaklanan alacak ve temerrüt nedeniyle tahliye isteminin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru değildir.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 29.01.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy