MAHKEMESİ: İstanbul 7. Sulh Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 26/12/2013
NUMARASI: 2012/26-2013/854
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı itirazın iptali davasına dair kararın temyiz incelemesi duruşmalı olarak davacı ve davalı tarafından süresi içinde istenilmekle gün tayin edilerek taraflara gönderilen davetiyelerin tebliğ edilmesi üzerine belli günde davalı şirket vekili Av. V.E.G. ve davacı şirket vekili Av. H. A. geldiler. Hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, kira bedeli, cezai şart ve aidat bedellerinin tahsili için icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş hüküm davacı ve duruşmalı olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya kapsamına, toplanan delilere, hükmün dayandığı gerekçelere, taşınmazın anahtarlarının yazılı belge ile teslim edildiğinin kanıtlanamadığına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyizi itirazları yerinde değildir.
2-Davalı vekilinin cezai şart bedelinden indirip yapılıp yapılmayacağı ve temerrüt faizine ilişkin temyiz itirazlarına gelince:
Takibe dayanak yapılan ve hükme esas alınan 08.11.2008 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli kira sözleşmesi konusunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Sözleşmenin 5/6 maddesinde "kira bedelinin ve ferilerinin gününde ödenmemesi ve ihtara rağmen ödenmemesi halinde temerrüdün vuku bulacağı ve kiraya verenin fesih hakkı saklı kalmak kaydıyla kiracı ayrıca cezai şart olarak temerrüdün gerçekleştiği yılın kira bedeli üzerinden hesaplanacak bir yıllık kira bedelini ödemeyi kabul ve taahhüt eder" şartı vardır, bu şart geçerli olup tarafları bağlar. Taraflar arasındaki uyuşmazlık sözleşmeyle belirlenen cezai şartın ödetilmesi isteminde mahkemece 6098 Sayılı TBK 182/Son (BK. 161/son) maddesine göre cezai şartta indirim yapılıp yapılmayacağı noktasında toplanmaktadır. Her ne kadar TTK'nın 24. maddesi gereğince tacir sıfatını haiz borçlu TBK’nun 182/son (BK161/3.) maddesinde yazılı cezai şartın indirilmesini mahkemeden isteyemez ise de hükmedilecek cezanın ekonomik yönden davalının mahvına sebep olması halinde cezadan indirim yapılabileceği uygulamada kabul edilmektedir. Bir olayda, cezai şart miktarının fahiş olup olmadığı belirlenirken, tarafların eknomik durumları, özel olarak borçlunun ödeme gücü, alacaklının, asıl borcun ifa edilmesı halinde elde edeceği yarar ile cezai şartın ödenmesinin sağlayacağı yarar arasındaki makul adil ölçü, sözleşmeye aykırı davranılması yüzünden alacaklının uğradığı zarar, borçlunun borcunu yerine getirmemek suretiyle sağladığı yarar, borçlunun kusur derecesi ve borca aykırı davranışının ağırlığı, ölçüt alınarak gerekirse bu konuda özel bilgisi olan bilirkişiden de yararlanılarak ve sonuçta hak, adale nesafet kurallarına uygun bir cezai şart miktarına hükmedilmelidir. Hakimin, bu kuralı uygularken kullanacağı takdir hakkının, Yargıtay denetimine elverişli esaslara dayanması da zorunludur. Mahkemenin bu hususlar üzerinde durmadan karar vermesi doğru olmadığı gibi 6101 Sayılı Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun Geçmişe etkili olma başlıklı 2.maddesinde; Türk Borçlar Kanununun kamu düzenine ve genel ahlaka ilişkin kurallarının gerçekleştikleri tarihe bakılmaksızın bütün fiil ve işlemlere uygulanacağı, aynı kanunun görülmekte olan davalara ilişkin uygulama başlıklı 7.maddesinde de; Türk Borçlar Kanununun kamu düzenine ve genel ahlaka ilişkin kuralları ile geçici ödemelere ilişkin 76'ncı, faize ilişkin 88'nci, temerrüt faizine ilişkin 120'nci ve aşırı ifa güçlüğüne ilişkin 138'nci maddesinin görülmekte olan davalara da uygulanacağı hüküm altına alınmıştır.Karar tarihi itibariyle hüküm altına alınan alacağa yukarıda belirtilen esaslar çerçevesinde uygulama yapılması gerekirken sözleşmede belirtilen akdi faiz üzerinden faize hükmedilmeside doğru değildir.
3-Davacı vekilinin fiili ödeme günündeki kur ve icra inkar tazminatına ilişkin temyiz itirazlarına gelince:
Davacı vekili 01.08.2011 tarihli takip talebi ile 86.140 $ kira bedeli,165.152.63 TL cezai şart bedeli, 165.152.63 $ işlemiş faiz olmak üzere toplam 365.292.63 $ ile 41.117.17 TL aidat ve enerji bedeli ve işlemiş faizi 30.996.73 TL'nin tahsilini istemiş, icra dosyasında dolar kurunu 1.6808 TL belirleyerek dolar olarak istenilen alacak miktarını 686.098 TL olarak talep etmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde bir usulsüzlük bulunmamaktadır. Ancak mahkemece hüküm altına alınan döviz alacağının Türk Lirasına çevrilirken fiili ödeme günündeki kur esas alınması gerekirken, takip tarihindeki kurun esas alınması doğru değildir. Öte yandan takibe konu kira bedeli ve cezai şart bedeli muayyen, belirgin ve likit olduğundan ve yargılamayıda gerektirmediğinden davacı yararına kabul edilen asıl alacak üzerinden icra inkar tazminatı verilmesi gerekirken icra inkar tazminatının reddine karar verilmesi de doğru değildir
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda 2 ve 3 nolu bentlerde yazılı açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, Yargıtay duruşması için kendisini vekille temsil ettiren davacı yararına takdir olunan 1.100.-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, keza Yargıtay duruşması için kendisini vekille temsil ettiren davalı yararına takdir olunan 1.100.-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 29.04.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy