MAHKEMESİ : Ankara 2. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 03/10/2013
NUMARASI : 2012/673-2013/662
İcra mahkemesince verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı karar, davalılar tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Davacı alacaklı tarafından, davalı borçlular hakkında kira alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine, davalı borçluların itirazı üzerine, davacı alacaklı icra mahkemesinden itirazın kaldırılması, tazminat ve tahliye isteminde bulunmuştur. Mahkemece itirazın kaldırılması isteminin kabulüne, 32.000 TL asıl alacak, 916.50 TL işlemiş faiz ve 1.237.50 TL damga vergisi alacağı üzerinden takibin devamına, 50.000 TL üzerinden davalının icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, tahliye yönünden ise dava konusuz kaldığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi üzerine karar, davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- .Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, temyiz olunan kararda yazılı gerekçelere göre davalı borçlular vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davalılar vekilinin icra inkar tazminatı ve faize yönelik temyiz itirazlarına gelince; Mahkeme 26.01.2012 tarihli kararı ile davanın kabulüne, itirazın 25.000 TL için kaldırılmasına, bu miktar üzerinden tazminata ve tahliyeye karar vermiş, hükmün davalılar vekilince temyizi üzerine Dairemizce davalı kiracı tarafından yapılan ödemelerin icra dosyasındaki vekalet ücreti, damga vergisi, icra takip gideri olarak değil öncelikle kira parasına mahsubu gerekir. Takip talebi kesinleşmeden ve dosyada bilirkişi hesabı yaptırılmadan kapak hesabı yapılarak ödemelerin bu kalemlere mahsubu yapılamaz. Bu durumda davalı tarafından yapılan tüm ödemeler belirlenerek yapılan ödemelerin öncelikle kira parasına mahsubu yapılarak eksik ödeme var ise bakiye miktar üzerinden itirazın kaldırılması takibin devamı ve vekalet ücreti ile icra tazminatları yönünden bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru değildir gerekçesiyle bozulmuş, bozma üzerine mahkemece ödeme süresi içinde ödenen miktarlar düşüldükten sonra bakiye alacak üzerinden itirazın kaldırılmasına ve davalıların itiraz ettiği kısım olan 50.000 TL üzerinden icra inkar tazminatı ödenmesine karar verilmiştir. Ancak dosyanın incelenmesinde davalıların dava tarihine kadar bir kısım daha ödemeleri olduğu görülmüştür. Bu durumda mahkemece, davacının dava tarihindeki bakiye kira alacağının belirlenip, belirlenen bu kısım üzerinden davalı aleyhine icra inkar tazminatına karar vermek gerekirken yazılı şekilde davalıların itiraz ettiği kısmın tamamı üzerinden icra inkar tazminatına karar verilmesi doğru değildir.
3- Takibe dayanak yapılan ve karara esas alınan 01.02.2011 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli kira sözleşmesi konusunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Sözleşmenin özel şartlar 2. maddesinde kira parası süresinde ödenmediği takdirde geciken her ay için % 10 gecikme cezası uygulanacağı kararlaştırılmıştır. Davacı bu düzenlemeye dayanarak aylık %10 oranında işlemiş faiz talebinde bulunmuştur.
01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı TBK.nun 120. maddesinde temerrüt faizi düzenlenmiştir. Anılan madde hükmüne göre; "Uygulanacak yıllık temerrüt faiz oranı, sözleşmede kararlaştırılmamışsa, faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre belirlenir. Sözleşme ile kararlaştırılacak yıllık temerrüt faizi oranı, birinci fıkra uyarınca belirlenen yıllık faiz oranının yüzde yüz fazlasını aşamaz. Akdi faiz oranı kararlaştırılmakla birlikte sözleşmede temerrüt faizi kararlaştırılmamışsa ve yıllık akdi faiz oranı da birinci fıkrada belirtilen faiz oranından fazla ise, temerrüt faiz oranı hakkında akdi faiz oranı geçerlidir." hükmüne yer verilmiş, yine aynı kanunun 88. maddesinde “Faiz ödeme borcunda uygulanacak yıllık faiz oranı, sözleşmede kararlaştırılmamışsa faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre belirlenir. Sözleşme ile kararlaştırılacak yıllık faiz oranı, birinci fıkra uyarınca belirlenen yıllık faiz oranının yüzde elli fazlasını aşamaz ” düzenlemesi bulunmaktadır. 6101 Sayılı Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun Geçmişe Etkili Olma başlıklı 2.maddesinde; Türk Borçlar Kanununun kamu düzenine ve genel ahlaka ilişkin kurallarının gerçekleştikleri tarihe bakılmaksızın bütün fiil ve işlemlere uygulanacağı denildikten sonra görülmekte olan davalara ilişkin uygulama başlığını taşıyan 7. maddesinde; "TBK.nun kamu düzenine ve genel ahlaka ilişkin kuralları ile geçici ödemelere ilişkin 76. faize ilişkin 88. temerrüt faizine ilişkin 120. ve aşırı ifa güçlüğüne ilişkin 138. maddesi görülmekte olan davalara da uygulanır." hükmü öngörülmüştür. Bu durumda faiz talebi hakkında 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 88. ve 120. maddesi çerçevesinde değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken bu hususun gözetilmemesi de doğru değildir.
Karar bu nedenlerle bozulmalıdır
SONUÇ: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalıların sair temyiz itirazlarının reddine, 2 ve 3 numaralı bentlerde yazılı nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428 ve İİK.nın 366.maddesi uyarınca kararın BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edenlere iadesine, 07/04/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy