MAHKEMESİ : İzmir 3. Sulh Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 28/01/2014
NUMARASI : 2013/559-2014/86
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tahliye davasına dair karar, davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, temerrüt nedeniyle tahliye istemine ilişkindir. Mahkemece, tahliye isteminin kabulüne karar verilmesi üzerine, karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde; davalının 01.01.2011 tarihli kira sözleşmesi ile kiracı olduğunu, ödenmesi gereken 2013 yılının Nisan ayı kira bedelinin ve muacceliyet şartı gereğince muaccel olmuş kira bedellerinin ödenmediğini, bunun üzerine kira alacağının tahsili için davalı hakkında tahliye istemli icra takibi başlatıldığını, ödeme emrinin tebliğ edilmesine rağmen davalının itiraz etmediğini ve yasal sürede kira borcunu ödemeyerek temerrüde düştüğünü belirterek dava konusu taşınmazın tahliyesine karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; her ne kadar müvekkili hakkında icra takibi başlatılmışsa da kira bedellerinin ödendiğini, ticari hayatın gereği olarak ödemelerin 3-5 gün gecikebileceğini, davacının sözleşmedeki muacceliyet şartını kötü niyetli olarak kullandığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davalı kiracının Nisan 2013 ayı kira bedelini ödemediği, muacceliyet şartı gereğince temerrüdün gerçekleştiği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kiracı aleyhine düzenleme yasağı başlıklı 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanun'unun 346.maddesinde; kiracıya kira bedeli ve yan giderler dışında başka bir ödeme yükümlülüğü getirilemeyeceği, özellikle kira bedelinin zamanında ödenmemesi halinde ceza koşulu ödeneceğine veya sonraki kira bedellerinin muaccel olacağına ilişkin anlaşmaların geçersiz olduğu, 6101 Sayılı Türk Borçlar Kanun'unun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun Geçmişe etkili olma başlıklı 2.maddesinde; Türk Borçlar Kanun'unun kamu düzenine ve genel ahlaka ilişkin kurallarının gerçekleştikleri tarihe bakılmaksızın bütün fiil ve işlemlere uygulanacağı, aynı Kanun'un Görülmekte Olan Davalara İlişkin Uygulama başlıklı 7.maddesinde de; Türk Borçlar Kanununun kamu düzenine ve genel ahlaka ilişkin kuralları ile geçici ödemelere ilişkin 76'ncı, faize ilişkin 88'nci, temerrüt faizine ilişkin 120'nci ve aşırı ifa güçlüğüne ilişkin 138'nci maddesinin görülmekte olan davalara da uygulanacağı hüküm altına alınmıştır. Kiracıyı koruma amacıyla getirilen TBK.nun 346.maddesindeki bu yasal düzenlemenin kamu düzenine ilişkin olduğu kuşkusuzdur. Bununla birlikte 6217 Sayılı Yasanın geçici 2.maddesinde değişiklik yapan 6353 Sayılı Yasanın 53. Maddesine göre; kiracının Türk Ticaret Kanunun'da tacir olarak sayılan kişiler ile özel hukuk ve kamu hukuku tüzel kişileri olduğu işyeri kiralarında 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanununun 323, 325, 331, 340, 343, 344, 346 ve 354'ncü maddelerinin 01.07.2012 tarihinden itibaren 8 yıl süreyle uygulanamayacağı, bu halde kira sözleşmelerinde bu maddelerde belirtilmiş olan konulara ilişkin olarak sözleşme serbestisi gereği kira sözleşmesi hükümlerinin tatbik olunacağı da öngörülmektedir.
Taraflar arasında düzenlenen kira sözleşmesinin hususi şartlar 4. maddesinde “herhangi bir kira taksidinin belirli gününde ödenmemesi halinde önceden ihtar ve hükme gerek kalmaksızın tüm akit dönemine ait kiralar kendiliğinden muacceliyet kesbeder” şeklinde muacceliyet koşuluna yer verildiği görülmekte ise de; osya kapsamından kiracının TTK.nu kapsamında tacir olup olmadığı anlaşılamamaktadır. Bu durumda mahkemece kiracının tacir olup olmadığı araştırılarak, tacir olması durumunda hakkında TBK.nun 346.maddesinin 01.07.2012 tarihinden itibaren 8 yıl süre ile uygulanamayacağı gözetilmeli, tacir olmadığının anlaşılması halinde ise; yeni yasal düzenleme karşısında bu koşulun davalı kiracı yönünden geçersiz hale geldiği kabul edilerek değerlendirmenin takip tarihi itibariyle ödenmemiş muaccel kira alacağına göre yapılması, buna göre temerrüt olgusu üzerinde durularak sonuca gidilmesi gerekirken eksik inceleme ile tahliye isteminin kabulüne karar verilmesi doğru değildir.
Hüküm bu nedenlerle bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 09.04.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy