MAHKEMESİ : İstanbul 23. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 14/02/2013
NUMARASI : 2012/369-2013/108
İcra mahkemesince verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, itirazın kaldırılması istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı alacaklı tarafından, davalı borçlu hakkında kira alacağının tahsili amacıyla tahliye istekli olarak başlatılan icra takibi nedeniyle düzenlenen ve ödeme emrine, davalı borçlunun yasal süresinde itiraz etmesi üzerine, davacı alacaklı icra mahkemesine başvurarak, davalı tarafın takibe konu edilen istenebilir durumdaki Aralık 2011 ile 2012 yılının Ocak, Şubat, Mart, Nisan ayları kira bedellerinin yasal sürede ödenmesi sebebiyle, haksız itirazın kaldırılmasına, takibin vekalet ücreti ve masraflar yönünden devamına, itirazın haksız olması sebebiyle davalının, icra inkar tazminatı ödemesine karar verilmesini istemiştir. Davalı davanın reddini savunmuş, mahkemece, itiraz dilekçesinin davacı tarafa 06.04.2012 tarihinde tebliğ edilmesi ve davanın altı aylık yasal süre geçtikten sonra 10.12.2012 tarihinde açılması nedeniyle İİK.nun 68/1 ve gerekse İİK.nun 269. ve devam maddeleri gereğince yasal sürede açılmayan davanın reddine karar verilmiştir.
Davaya dayanak olan İstanbul 12. İcra Dairesinin 2012/4873 Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde, ödeme emrinin davalı borçluya 06.04.2012 tarihinde tebliğ edildiği, davalının 12.04.2012 günlü dilekçe ile borcun ödendiğinden bahisle takibe itiraz ettiği görülmektedir. Ancak işbu itiraz dilekçesinin davacı alacaklıya tebliğ edildiğine ilişkin tebliğ belgelerine dosya içerisinde rastlanmamış, yapılan yazışmalar ile de davacı alacaklıya itiraz dilekçesinin tebliğe verilmediği anlaşılmıştır. Bu durumda, İİK.nun 68/1 ile İİK.nun 67/4.maddesi gereğince itirazın kaldırılması için öngörülen 6 aylık süre itirazın alacaklıya tebliğ tarihinden başlayacağından, olayımızda ise itiraz dilekçesi davacı alacaklıya tebliğ edilmediğinden, mahkemece davanın süresinde açıldığının kabulü ile işin esasının incelenmesi gerekirken, mahkemece ödeme emrinin davalı borçluya tebliğ tarihinin, itiraz dilekçesinin davacı tarafa tebliğ edildiğine ilişkin tebliğ tarihi olarak kabul edilerek süresinde açılmadığından bahisle davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.
Karar bu nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428 ve İİK.nın 366.maddesi uyarınca kararın BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 29.04.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy