MAHKEMESİ: Bodrum 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 09/10/2013
NUMARASI: 2010/526-2013/341
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı menfi tespit ve takibin iptali davasına dair karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava,menfi tespit ve ödenen kira parasının iadesi istemlerine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmesi üzerine hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili,dava dilekçesinde,davalıya ait taşınmazda davacının 01.08.2005 başlangıç tarihli ve 3 yıl süreli kira sözleşmesi ile kiracı olduğunu,taşınmazın inşaat halinde kiralanması nedeniyle taraflar arasındaki anlaşmaya göre kira bedelinden mahsup edilmek üzere inşaatı yapan taşerona davacı kiracının 25.000 TL ödeme yaptığını,davalının taahhütlerine uymadığını ve kiralananın inşaatlarını süresinde bitirmediğini ve teslim etmediğini,ayrıca davacının da kiralanana bir çok masraf yaptığını, buna rağmen davalının davacı hakkında aralarındaki anlaşmaya aykırı olarak kira paralarının tahsili amacıyla icra takibi başlatıldığını belirterek bu icra takibi nedeniyle borçlu olmadıklarının tespitine ve ödenen 25.000 TL'nin iadesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, cevap dilekçesinde özetle,davacının kiralananı teslim almasından sonra kaçak yapı olması nedeniyle Belediyece mühürlendiğini, kiralananın 19.07.2008 tarihine kadar tasarrufunda tuttuğu bu yer için kira ödemesi gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuş, mahkemece bilirkişi ücretinin verilen sürede yatırılmadığı ve mevcut delillerle davanın ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
6100 sayılı HMK'nun 266.maddesine göre "mahkeme çözümü hukuk dışında özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerde ,taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz."HMK'nun 283.maddesi gereğince bilirkişiye,sarfetmiş olduğu emek ve mesaiyle orantılı bir ücret ödenir.
Delil ikame avansı başlıklı HMK.nun 324.maddesine göre, taraflardan herbiri ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı, verilen kesin süre içinde yatırmak zorundadır. Avans yükümlülüğü yerine getirilmezse talep olunan delilin ikamesinden vazgeçilmiş sayılır.
Olayımıza gelince: Mahkemenin davacı vekilinin hazır olduğu 12.06.2013 tarihli duruşmada re'sen dosyanın hukukçu ve hesap bilirkişisine tevdi ile her bir bilirkişi için 300'er TL ücret takdirine ve 300'er TL bilirkişi ücretinin mahkeme veznesine yatırması için dört haftalık süre verilmiş, yatırılmaması halinde mevcut dosya durumuna göre karar verileceği ihtar edilmiş,sonraki duruşmada davacı vekili davacı müvekkilinin yurtdışında olması nedeniyle bilirkişi ücretini yatıramadıklarını, aynı zamanda bilirkişi incelemesine gerek olmadığını düşündüklerini beyan etmesi üzerine mahkemece,bilirkişi incelemesi yapılmaksızın mevcut delillerle davanın kanıtlanamadığı gerekçesiyle istemin reddine karar verilmiştir.
Davanın niteliği ve dosya kapsamına göre mahkemece HMK'nun 266.maddesi gereğince hukukçu bilirkişi tayini yerinde değil ise de bir hesap bilirkişisi tayininde usulsüzlük bulunmamaktadır. Delil ikame avansı niteliğinde değerlendirilmesi gereken bilirkişi ücretinin dosyamızda davacı tarafça verilecek kesin sürede yatırılmaması halinde o delilden(bilirkişi incelemesi) vazgeçilmiş sayılır. Ancak delil ikame avansının yatırılması için verilecek süre kesin olmalıdır ve süresinde yatırılmamasının sonuçları ayrıntılı olarak tarafa açıklanıp ihtar edilmelidir. Mahkemece, her nekadar davacı tarafa bilirkişi ücreti yatırılması için 4 haftalık süre verilmiş ise de verilen bu sürenin kesin olduğu zapta açıkça yazılmadığı gibi ücretin yatırılmamasının sonuçları da ayrıntılı olarak açıklanmamıştır. Mahkeme, HMK.nun120,266,324.maddeleri doğrultusunda davacı tarafa bilirkişi ücreti yatırılması hususunda usulüne uygun kesin süre verilmeden ve sonuçları ayrıntılı bir şekilde açıklanmadan yazılı şekilde eksik inceleme ile karar verilmesi doğru değildir.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 14/10/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.