MAHKEMESİ : Pınarbaşı(Kayseri) Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 29/03/2012
NUMARASI : 2011/3-2012/68
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı itirazın iptali davasına dair karar, davacılar tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, kira sözleşmesinden kaynaklanan cezai şart alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmesi üzerine hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacılar vekili, dava dilekçesinde; taraflar arasında 28.08.2002 tarihinde 15.10.2002-15.10.2012 tarihleri arasında geçerli olmak üzere icar sözleşmesi imzalandığını,bu sözleşmeye uymayan tarafın 10.000 TL cezai şart ödemesinin kararlaştırıldığını,davalının son üç yıldır kira paralarını ödemediğini sözleşme gereği cezai şart koşulları oluştuğundan tahsili için icra takibi başlattıklarını,davalının haksız itirazı ile takibin durduğunu belirterek itirazın iptaline,takibin devamına davacılar lehine %40 icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili,davacının dayandığı 28.08.2002 tarihli kira sözleşmesinin yok hükmünde olduğunu,davacılardan Hürmüz ve S.. Ö.. ile yeni sözleşmeler düzenlendiğini,2002 yılında tapusuz olan taşınmazların kadastro sonucu çeşitli kişiler adına tescil edildiğini,cezai şart alacakları olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.Mahkemece,28.08.2002 tarihli kira sözleşmesinden sonra 17.11.2008 tarihli noterden düzenlenen yeni sözleşme yapıldığını,böylece ilk sözleşmenin ortadan kalktığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacılar Hürmüz ve S.. Ö.. ile dava dışı İ.. Ö.'in kiraya veren olduğu 28.08.2002 tanzim tarihli 10 yıl süreli kira sözleşmesi ile 26 parça yaklaşık 550 dönüm kıraç tarlanın davalı kiracı T.. B..na kiralandığı,sözleşme hükümlerine uymayan tarafın 10.000 TL cezai şart ödeyeceğinin kararlaştırıldığı hususlarında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık bu sözleşmeden sonra davalı kiracı ile davacılardan H.. Ö.. ile 01.02.2008 başlangıç tarihli,S.. Ö.. ile 07.11.2008 başlangıç tarihli yeni sözleşmeler düzenlenmesi nedeniyle önceki sözleşmenin hükümsüz hale gelip gelmediği,28.08.2002 tarihli sözleşmede kararlaştırılan cezai şart koşullarının oluşup oluşmadığına ilişkindir.
Kira sözleşmesi kural olarak üç şekilde sona erer. Tarafların anlaşması veya kiralananın yok olması ile ya da mahkeme kararı ile sona erer. Davacılar Hürmüz ve S.. Ö.. ile dava dışı İ.. Ö.. ile davalı arasında düzenlenen 28.8.2002 tarihli ve 10 yıl süreli kira sözleşmesi süresi dolmamış olup usulüne uygun şekilde sona erdirilmediğinden halen yürürlüktedir ve tarafları bağlar. Zira, bu sözleşmeden sonra tarafların yeni sözleşmeler yapması önceki sözleşmeyi kendiliğinden hükümsüz kılmaz. Kaldı ki davalı ile davacılardan H.. ve S.. ile sonradan düzenlenen sözleşmelerde kiraya verenlerden İ.. Ö.. yer almadığı gibi kiralanan parsellerin önceki sözleşme(28.08.2002 tanzim tarihli) ile kiralanan 550 dönüm susuz tarla niteliğindeki kiralananı kapsayıp kapsamadığı anlaşılamamaktadır.
Ancak,28.08.2002 tarihli kira sözleşmesindeki kiraya verenlerden İ..Ö. 27.11.2007 tarihinde bu davadan önce vefat etmiş olup,dosyada mevcut mirasçılık belgesinden davacı A.. Ö.. dışında başka mirasçılarının da olduğu anlaşılmaktadır.
Kiraya verenlerden İ.. Ö..'in ölümü ile İ.. Ö.. payı elbirliği mülkiyetine konu olduğundan tüm mirasçılarının birlikte dava açması veya birinin açtığı davaya diğerlerinin muvafakat etmesi gerekir.Çünkü bu gibi hallerde 11.10.1982 gün 3/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca davanın tereke adına açıldığının kabulü gerekir. Muvafakat duruşmaya gelip bu konuda beyanda bulunmakla veya imzası noterce onaylı muvafakat belgesi ibraz edilmesi suretiyle yahut davacı adına davayı takip eden avukata vekalet verilmesi ile sağlanabilir. Bu yolda ortakların tümünün muvafakati sağlanamazsa Türk Medeni Kanun'unun 640.maddesi hükmü uyarınca miras bırakanın terekesine görevli mahkemede temsilci atanması için davacıya süre verilir. Temsilci davacı dışında biri olursa davacının sıfatı biter davayı temsilci takip eder. Dava hakkına ilişkin olan bu hususun hakim tarafından kendiliğinden öncelikle nazara alınması gerekir.
Mahkemece, öncelikle taraf teşkili üzerinde durularak kiraya verenlerden ölü İ.. Ö.. mirasçılarından A.. Ö.., elbirliği mülkiyetine konu paya dayanarak dava açtığından diğer mirasçılarının muvafakatlerinin sağlanması ya da terekeye mümessil tayini için süre verilerek tüm mirasçıların davaya katılımları sağlanarak taraf teşkili tamamlandıktan sonra esas hakkında bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde taraf teşkili sağlanmadan esas hakkında karar verilmesi doğru değildir.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre bu aşamada diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edenlere iadesine, 24.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy