MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 12. Sulh Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 06/12/2013
NUMARASI : 2013/474-2013/1166
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı itirazın iptali davasına dair karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, kira parasının tahsiline yönelik başlatılan icra takibine yapılan vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmesi üzerine, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosya kapsamına, toplanan delillere, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verilmiş olmasına ve takdirde de bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacı vekili 06.05.2013 tarihinde başlattığı icra takibi ile 2013 yılı dördüncü ay ile 2014 yılı dördüncü ay arası aylık 1.580 TL den toplam 18.960 TL kira parasının tahsili isteminde bulunmuş, açtığı davada taraflar arasında 01.10.2006 tarihli kira sözleşmesi bulunduğunu ancak kiranın başlangıcının 01.04.2009 olarak değiştirildiğini davalı kiracının sözleşmenin yedinci maddesine aykırı olarak kiralananı 07.06.2013 tarihinde tahliye ettiğini belirterek on iki aylık kira bedelinin tahsilini istediğini belirtmiş, davalı vekili takibe süresinde yaptığı itirazında ve yargılama sırasındaki savunmasında sözleşmenin başlangıcının değiştirilmediğini, 01.04.2009 da sadece kiranın 1.250 TL olacağının belirlendiğini, davalı kiracının sözleşmenin yedinci maddesine uygun olarak iki ay önceden haber vermek şartı ile kiralananı tahliye ettiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. Taraflar arasında uyuşmazlık bulunmayan 01.10.2006 tarihli kira sözleşmesinin yedinci maddesinde '' Kiracı kontratın hitamından önce daireyi boşaltmak istediğinde, mal sahibine en az 2 (iki) ay öncesinden yazılı olarak haber vermekle yükümlüdür '' düzenlemesi bulunmakta olup davalı kiracı belirtilen maddeye dayanarak 25.03.2013 tarihinde ihtarname çekerek kiralananı 01.06.2013 tarihinde tahliye edeceğini bildirmiş, 03.06.2013 tarihinde anahtarı notere tevdi ederek taşınmazı tahliye etmiştir. Mahkemece sözleşmenin yedinci maddesindeki düzenlemenin davalı kiracıya sözleşmenin hitamında değil dilediği zaman tahliye imkanı verdiği, davalı kiracının da iki ay önceden haber vererek sözleşmede kendisine yüklenen yükümlülüğü yerine getirdiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de; sözleşmenin belirtilen yedinci maddesinin davalı kiracıya mecuru iki ay önceden haber vermek şartı ile dilediği zaman tahliye imkanı tanındığı şeklinde yorumlamak mümkün değildir. Başka bir deyişle sözleşmenin yedinci maddesi taraflar arasında içtihatlarla belirlenen makul süre kirasını düzenlememiş davalı kiracıya, mecuru kira sözleşmesinin hitamında tahliye etmek isterse bunu iki ay önceden haber verme yükümlülüğü getirmiş olup öteden beri dairemizin uygulaması bu yöndedir. Öte yandan davalı kiracı, kira süresi sona ermeden, kira sözleşmesini tek taraflı olarak feshederek, kiralananı tahliye ettiğinde, kural olarak kira süresinin sonuna kadar olan kira parasından sorumludur. Buna karşın davacı kiraya verenin de, kendi üzerine düşen görevi yapması, kiralananın yeniden kiraya verilebilmesi için gayret göstermesi, böylece zararın artmasını önlemesi, TBK’nun 114. maddesinin yollaması ile aynı kanunun 52. maddesi hükmü gereğidir. Bu durumda davacının zararı, tahliye tarihinden itibaren kiralananın aynı koşullarla yeniden kiraya verilebileceği tarihe kadar boş kaldığı süreye ilişkin kira parasından ibarettir. Mahkemece, mahallinde keşif yapılıp, uzman bilirkişi aracılığıyla, kiralananın cinsi, özellikleri, konumu, bu nitelikte bir taşınmaza o bölgede duyulan ihtiyacın derecesi ve somut olaya özgü başka diğer özellikler çerçevesinde, kiralayanın gereken çabayı göstermesi halinde kiralananı aynı koşullarla yeniden hangi süre içerisinde kiraya verebileceği, eş söyleyişle, aynı koşullarla yeniden kiralama için gereken makul sürenin ne olduğu, Yargıtay’ın denetimine elverişli bir raporla saptanmalıdır. Mahkemece yukarıda belirtilen esaslar çerçevesinde inceleme yapılarak bilirkişi tarafından bulunan makul sürenin anahtar teslim tarihine eklenmesiyle ulaşılacak tarihe kadar kiracının makul süre kira parasından sorumlu tutulması gerektiği kabul edilerek, bu çerçevede davalı kiracının sorumluluğunun belirlenmesi gerekirken yanılgılı gerekçeyle yazılı şekilde davanın reddi doğru değildir.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA ve istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 01/12/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy