MAHKEMESİ : Ankara 4. Sulh Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 29/01/2014
NUMARASI : 2013/581-2014/136
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tahliye davasına dair karar, davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, konut ihtiyacı nedeniyle tahliye istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hükmü davalı vekili temyiz etmiştir.
Davacı vekili dava dilekçesinde; mesleği nedeniyle yurt dışında yaşadığını ancak tekrar Türkiye’de göreve atandığını bu nedenle de kendisi ve ailesi için konut ihtiyacı olduğunu, davalıya sözleşmenin yenilenmeyeceğinin bildirildiğini, kiralananın tahliye edilmesinin istediğini, ihtara rağmen tahliye edilmediğini belirterek konut ihtiyacı nedeniyle tahliye talebinde bulunmuştur. Davalı vekili, davanın süresinde açılmadığını ve samimi ihtiyaç iddiasının bulunmadığını, 11.03.2013 tarihli ihtarnamenin usulsüz tebliğ edildiğini, tebliğ yapılan kişinin daimi çalışanı değil kapıcısı olduğunu bu nedenle de davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece; 11.03.2013 tarihli ihtarnamenin 14.03.2013 tarihinde tebliğ edildiği bu nedenle de davanın süresinde açıldığı belirtilerek alınan bilirkişi raporu doğrultusunda ihtiyaç iddiasının kanıtlandığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davaya dayanak yapılan 01.05.2010 başlangıç tarihli ve 1 yıl süreli kira sözleşmesi konusunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Sözleşmenin özel şartlar başlıklı 13.maddesinde; sözleşmenin sona ermesinden 1 ay evvel taraflar yazılı olarak ihtarda bulunmadıkları takdirde sözleşmenin 1 yıl daha uzamış ve yenilenmiş sayılacağı kabul edilmiştir. 11.03.2013 düzenleme tarihli ihtarname Tebligat Kanununun 16.maddesine göre; muhatabın çarşıda olması sebebiyle daimi çalışana tebliğ edilmiş ise de kiralananın konut olduğu anlaşılmaktadır. Ne var ki çalışan olarak gösterilen kişinin Tebligat Kanununun 16.maddesinde açıklanan kişilerden birisi olup olmadığı açıklanmamıştır. Mahkemece bu husus üzerinde durularak yapılan tebliğin Tebligat Kanununa uygun olup olmadığı denetlenerek davanın süresinde açılıp açılmadığı belirlendikten sonra davanın esası hakkında bir hüküm kurulması gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 29.04.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy