MAHKEMESİ:İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: İtirazın kaldırılması ve tahliye
İcra mahkemesince verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı karar, davacı ve davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Davacı alacaklı tarafından, davalı borçlu hakkında, kira alacağının tahsili içih tahliye istekli olarak başlatılan icra takibi nedeniyle düzenlenen ödeme emrine davalı borçlu tarafından itiraz edilmesi üzerine, davacı alacaklı icra mahkemesine başvurarak itirazın kaldırılması ve tahliye isteminde bulunmuştur. Mahkemece davanın kısmen kabulüne, itirazın 1000 TL asıl alacak üzerinden kaldırılmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine, bu miktar üzerinden davacı lehine icra inkar tazminatına ve kiralananın tahliyesine karar verilmesi üzerine, karar davacı ve davalı vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
1-Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, temyiz olunan kararda yazılı gerekçelere göre davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davacı vekilinin sözleşmedeki muacceliyet şartının geçerli olmadığına ilişkin karara yönelik temyiz itirazlarına gelince:
Kiracı aleyhine düzenleme yasağı başlıklı 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanun'unun 346.maddesinde; kiracıya kira bedeli ve yan giderler dışında başka bir ödeme yükümlülüğü getirilemeyeceği, özellikle kira bedelinin zamanında ödenmemesi halinde ceza koşulu ödeneceğine veya sonraki kira bedellerinin muaccel olacağına ilişkin anlaşmaların geçersiz olduğu, 6101 Sayılı Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un Geçmişe etkili olma başlıklı 2.maddesinde; Türk Borçlar Kanun'unun kamu düzenine ve genel ahlaka ilişkin kurallarının gerçekleştikleri tarihe bakılmaksızın bütün fiil ve işlemlere uygulanacağı, aynı Kanun'un görülmekte olan davalara ilişkin uygulama başlıklı 7.maddesinde de; Türk Borçlar Kanun'unun kamu düzenine ve genel ahlaka ilişkin kuralları ile geçici ödemelere ilişkin 76'ncı, faize ilişkin 88'nci, temerrüt faizine ilişkin 120'nci ve aşırı ifa güçlüğüne ilişkin 138'nci maddesinin görülmekte olan davalara da uygulanacağı hüküm altına alınmıştır. Kiracıyı koruma amacıyla getirilen TBK.nun 346.maddesindeki bu yasal düzenlemenin kamu düzenine ilişkin olduğu kuşkusuzdur. Bununla birlikte 6217 Sayılı Yasanın geçici 2. maddesinde değişiklik yapan 6353 Sayılı Yasanın 53. maddesine göre;
kiracının Türk Ticaret Kanunun'da tacir olarak sayılan kişiler ile özel hukuk ve kamu hukuku tüzel kişileri olduğu işyeri kiralarında 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanununun 323, 325, 331, 340, 343, 344, 346 ve 354'ncü maddelerinin 1.7.2012 tarihinden itibaren 8 yıl süreyle uygulanamayacağı, bu halde kira sözleşmelerinde bu maddelerde belirtilmiş olan konulara ilişkin olarak sözleşme serbestisi gereği kira sözleşmesi hükümlerinin tatbik olunacağı da öngörülmektedir.
Taraflar arasında 1.6.2013 başlangıç tarihli ve 1 yıl süreli kira sözleşmesi düzenlendiği hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Kira sözleşmesinin özel şartlar 12.maddesinde “...kira bedeli zamanında ödenmezse kira döneminin sonuna kadar kiraların muaccel olacağı...” kararlaştırılmıştır. Kira sözleşmesinde kiralananın mesken olarak kullanılacağı yazılmış ise de, davalı kiracının Limited Şirket olduğu ve dosyada mevcut ticaret sicil gazetesinden kiralananın şirket merkezi olarak kullanıldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda kira sözleşmesinin ticari işletme kirasına ilişkin olduğunun kabulü gerekmektedir. Yukarıda açıklandığı üzere sözleşmedeki muacceliyet şartı geçerli olup,mahkemece sözleşmedeki muacceliyet şartı gereği inceleme yapılarak hasılolacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile karar verilmesi doğru olmadığından kararı bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile tahliyeye ilişkin kararın ONANMASINA, yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428 ve İİK.nın 366.maddesi uyarınca alacağa ilişkin kararın BOZULMASINA, onanan kısım için temyiz harcı davalıdan peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz eden davacıya iadesine, 20.05.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.