MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 10. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 28/11/2013
NUMARASI : 2013/497-2013/498
İcra mahkemesince verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı karar, davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, İİK.nun 269/a maddesi gereğince kesinleşen icra takibi nedeni ile tahliye istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş, karar davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Tebligat Kanununun 20-21 ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 30-31. maddelerine göre muhatap veya muhatap adına tebliğ yapılabilecek olanlardan hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz iseler tebliğ memurunun adreste bulunmama sebebini bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, ihtiyar heyeti, zabıta amir ve memurlarından tahkik ederek beyanlarını tebliğ tutanağına yazıp imzalatması, imzadan çekinmeleri halinde de bu durumu yazıp imzalaması gerekir.
Öte yandan Tebligat Kanununun 21.maddesinin birinci fıkrasından sonra gelmek üzere bir fıkra ilave edilmesine ilişkin 6099 sayılı Kanun 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe girmiş olup maddeye ilave edilen bu fıkra hükmüne göre gösterilen adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olup, muhatap o adreste hiç oturmamış veya o adresten sürekli olarak ayrılmış olsa dahi, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına teslim edeceği ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştıracağı, ihbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarihin tebliğ tarihi sayılacağı öngörülmüştür. Ne var ki tebliğ işleminin Tebligat Kanununun değişik 21/2.maddesinde belirtilen bu usule uygun olup olmadığının denetlenmesi bakımından tebligat mazbatasındaki adresin “adres kayıt sistemi”nde belirtilen adres ile aynı olup olmadığının tebliğ zarfına yazılması zorunludur.
Olayımıza gelince; davalıya dava dilekçesi ve duruşma günü Tebligat Kanunu'nun 21. maddesine göre “tevziat saatlerinde gösterilen adreste muhatap bulunmadığından muhatabın isim ve imzadan imtina eden komşusundan sorulduğunda işte olduğunun beyan etti, tebliğ evrakı ilgili mahalle muhtarlığına tebliğ edilerek muhatabın kapısına 2 nolu haber kağıdı yapıştırıldı, ayrıca isim ve imzadan imtina eden komşusuna haber verildi” şerhiyle 23/08/2013 tarihinde tebliğ edilmiş ise de, tebligat mazbatasındaki adresin “adres kayıt sistemi”nde gösterilen adres ile aynı olup olmadığı belirtilmemiştir. Bu durumda tebliğ işleminin Tebligat Kanununun değişik 21/2.maddesinde belirtilen usule uygun olduğu düşünülemez. Öte yandan isim ve imzadan imtina ettiği bildirilen komşunun da, denetime elverişli şekilde kim ve hangi komşusu olduğu yeterli açıklamaya
kavuşturulmamıştır. Bu durumda davalıya yapılan tebligat işlemi Tebligat Kanununun 21.maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında belirtilen usule aykırıdır. Bu nedenle yapılan tebligat usulsüz olup, mahkemece davalıya usulüne uygun tebligat yapılarak taraf teşkili sağlandıktan sonra işin esası hakkında karar vermek gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Karar bu nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428 ve İİK.nın 366.maddesi uyarınca kararın BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 08.05.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy