MAHKEMESİ : İstanbul 14. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 19/12/2013
NUMARASI : 2013/709-2013/1114
İcra mahkemesince verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, kesinleşmiş icra takibinden kaynaklanan temerrüt nedeniyle tahliye istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında imzalanan 01/05/2012 başlangıç tarihli 1 yıl süreli kira sözleşmesi hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Kira sözleşmesinde aylık kira bedelinin 1800 TL olduğu ve her ayın bir ile beşinci günü arasında ödeneceği kararlaştırılmıştır. Davacı alacaklı tarafından 12/03/2013 tarihinde başlatılan haciz ve tahliye istemli icra takibi üzerine düzenlenen ihtarlı ödeme emri davalı borçluya 18/06/2013 tarihinde tebliğ edilmiş, yasal süre içerisinde itirazda bulunulmadığından icra takibi kesinleşmiştir. Davalı, 05/04/2013 tarihinde 4.000 TL, 30/04/2013 tarihinde 2.995,50 TL ödemede bulunmuş, 30 günlük yasal süre içinde başka ödemesi olmamıştır. Mahkemece, takip tarihine göre ödenmeyen asıl kira alacağı toplamının 6.185 TL olduğu, takibin Şubat ayında başladığı dikkate alındığında Mart ve Nisan ayı kira bedellerinin muacceliyet şartına bağlı olarak istendiği, muacceliyet şartının geçersiz sayılması gerektiği, temerrüd koşulları oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İcra İflas Kanunu'nun 269/a maddesi; "Borçlu itiraz etmez, ihtar müddeti içinde kira borcunu da ödemezse, ihtar müddetinin bitim tarihini takip eden altı ay içinde alacaklının talebi üzerine İcra Mahkemesince tahliyeye karar verilir" hükmünü içermektedir. Olayımızda, takip 12/03/2013 tarihinde başlatılmış olup takip tarihi itibariyle Mart ayı kira parası da muaccel olmuştur. Davalı 30 günlük ödeme süre içinde borcun tamamını ödememiştir. Bu durumda davalı borçlu yönünden temerrüt gerçekleşmiş olduğundan mahkemece istemin kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.
Karar bu nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428 ve İİK.nın 366.maddesi uyarınca kararın BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 21.05.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy