MAHKEMESİ : Karaman İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 12/02/2014
NUMARASI : 2013/154-2014/39
İcra mahkemesince verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava itirazın kaldırılması ve tahliye istemine ilişkindir. Mahkemece istemin reddine karar verilmiş, karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili; davalının müvekkiline ait işyerinde kiracı olup kira parasının Karaman Sulh Hukuk Mahkemesinin 2011/1605 esas 2012/1330 karar sayılı ilamı ile 01.10.2011 tarihinden itibaren aylık net 1.300 TL olarak tespitine karar verildiğini, verilen kararın kesinleştiğini, tespite konu 01.10.2011 tarihinden 01.05.2013 tarihine kadar olan süreçte aylık 1.300 TL den ödemesi gereken kira parasının 24.700 TL olup davalının bu dönemde toplam 18.647,09 TL ödediğini, fark kira alacağının ve sözleşmedeki muacceliyet koşulu uyarınca muaccel hale gelen 2013/5,6,7,8,9 aylar kira alacağının tahsili için davalı hakkında Karaman 1.İcra Müdürlüğünün 2013/2085 sayılı dosyası ile icra takibi başlattıklarını davalının borca itiraz ederek takibin durduğunu, davalının itirazında haksız olduğunu belirterek itirazın kaldırılması, kiralananın tahliyesi ve alacağın %20 oranında icra inkar tazminatının tahsilini istemiştir. Davalı vekili ise kira tespit ilamında tespitine karar verilen tutarın net mi? brüt mü? olduğunun belirtilmediğini bu durumda kiranın brüt olarak kabul edilmesi gerektiğini, brüt tutar üzerinden yapılan hesaplamaya göre kira borçlarının bulunmadığını öte yandan sözleşmedeki muacceliyet koşulunun TBK 346.maddesi hükmü uyarınca geçersiz olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir. Mahkemece davalının elde ettiği yıllık gelir itibariyle işletmesinin esnaf faaliyeti kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini bu nedenle sözleşmedeki muacceliyet koşulunun davalı hakkında uygulanamayacağı, kira parasının mahkemece brüt olarak tespitine karar verildiği ve brüt tutar üzerinden yapılan ödemelere göre davalının 5,22 TL eksik ödemesinin bulunduğu, bunun da hesap hatasından kaynaklanmış olabileceği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
1- Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, temyiz olunan kararda yazılı gerekçelere göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davacı vekilinin, muacceliyet koşulunun geçerli olduğuna ve 5.22 TL'lik eksik ödeme nedeniyle temerrüdün gerçekleştiğine yönelik temyiz itirazlarına gelince
Takipte dayanılan ve karara esas alınan 01.10.2006 başlangıç tarihli ve 2 yıl süreli kira sözleşmesi konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Sözleşmede aylık kira parası 350 Euro olarak belirlenmiş ve sözleşmenin 17.maddesinde aynı dönem içinde
kira bedelinin arka arkaya iki ay ödenmemesi halinde kira süresi sonuna kadar olan kira paralarının muaccel olacağı kararlaştırılmıştır. 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren TBK’nun 346.maddesi uyarınca; kira bedelinin zamanında ödenmemesi halinde sonraki aylar kira bedelinin muaccel olacağına ilişkin koşullar geçersiz kabul edilmiştir. 14.04.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6217 sayılı Kanunuun Geçici 2.maddesi ile de; kiracısı Türk Ticaret Kanununda tacir olarak sayılan kişiler ile özel hukuk ve kamu hukuku tüzel kişileri olduğu işyeri kiralarında Türk Borçlar Kanununun 346.maddesi hükmünün uygulanması 8 yıl süre ile ertelenmiştir.
Somut olayda davalının ticaret sicilinde kayıtlı olduğu faaliyet alanı “yapı malzemeleri alım satımı ve alçı dekorasyon işleridir”. Kiralananın sözleşmedeki niteliği ise “satış mağazasıdır”. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hem esnafı hem de taciri ayrı ayrı tanımlamıştır. Türk Ticaret Kanununun 15.maddesi esnafı; ister gezici olsun ister bir dükkanda veya bir sokağın belli bir yerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedeni çalışmasına dayanan ve geliri 11.maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi olarak tanımlamıştır. Kanunda yapılan bu tanıma göre davalının esnaf olarak kabul edilebilmesi için esnaf ve sanatkarlar meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesinden çok bedeni çalışmasına dayandırması ve kazancının da öngörülen nakdi limitin altında olması gerekir. Mahkemece davalının faaliyetinin esnaf işletmesi kapsamında olup olmadığının salt elde ettiği gelire göre değerlendirilmesi hatalıdır. Davalının esnaf olarak kabul edilebilmesi için yıllık geliri yanında ekonomik faaliyetinin sermayesinden fazla bedeni çalışmaya dayalı olması da zorunlu olup mahkemece yukarıda açıklanan ilke ve esaslar çerçevesinde inceleme ve araştırma yapılmadan sözleşmedeki muacceliyet koşulu geçersiz kabul edilerek karar verilmesi doğru olmadığı gibi kabul şekline ve bilirkişi incelemesine göre davalının 5,22 TL ödenmemiş kira borcu bulunduğu ve bu miktar itibariyle itirazın kaldırılması ve temerrüt nedeniyle tahliyeye karar verilmesi gerektiği halde mahkemece hukuksal dayanağı olmayan gerekçe ile istemin reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur.
Karar bu nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428 ve İİK.nın 366.maddesi uyarınca kararın BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 13.05.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy