MAHKEMESİ : İstanbul 8. Sulh Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 16/01/2014
NUMARASI : 2013/186-2014/28
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı itirazın iptali ve tahliye davasına dair karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, kira parasının tahsiline yönelik icra takibine yapılan itirazın iptali, takibin devamı, icra inkar tazminatının tahsili ve iki haklı ihtar nedeniyle kiralananın tahliyesi istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmesi üzerine, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya kapsamına, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerekçelere, iddia olunan 01.01.2012-01.01.2013 kira dönemine nazaran 10.04.2013 tarihinde açılan iki haklı ihtar nedenine dayalı istemin süresinde olmamasına göre temyiz eden davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı arasında yakın akrabalık nedeniyle sözlü olarak aylık 1.200 TL üzerinden kira sözleşmesi yapıldığını, 01.01.2012 ile 31.12.2012 dönemine ait toplam 14.400,00 TL olan kira borcunu ödemeyen davalı hakkında İstanbul 37.İcra Müdürlüğü'nün 2012/22876 E. sayılı dosyasıyla kira alacağına dayanan ilamsız takip başlattıklarını, davalı borçlunun ödeme emrine itiraz ettiğini, yine 2013 yılı Ocak ayı kira bedelinin ödemeyen davalı hakkında İstanbul 29. İcra Müdürlüğünün 2013/690 E. sayılı dosyası ile ilamsız takip başlattıklarını, bu takibe de borçlu tarafından itiraz edildiğini belirterek davalı borçlunun İstanbul 29. İcra Müdürlüğünün 2013/690 E. sayılı icra takibine yaptığı itirazın iptaline ve takibin devamına, İstanbul 37. İcra Müdürlüğünün 2012/22876 E. sayılı takibi ile toplam iki yazılı ihtar olması nedeniyle davalı borçlunun taşınmazdan tahliyesine borçlu tarafın yaptığı kötü niyetli itiraz nedeniyle tüm dava değerinin % 20 sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini istemiştir. Davalı vekili ise; taraflar arasında 01.08.2011 başlangıç tarihli kira sözleşmesi ile aylık 150,00 TL kira bedeli üzerinden dava konusu dükkanın 5 yıllığına kiraladığını, ayık kira bedelini davacıya ait banka hesabına muntazam olarak ödediğini, davacının kira bedellerinin toplu olarak ödenmesini talep ettiğini, davalının da bazı aylar toplu ödemede bulunduğunu, taraflar arasında yazılı kira sözleşmesinin bulunduğunu ve müvekkilinin kira sözleşmesine dayalı tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, bilirkişi raporuna atıfta bulunarak davacının asıl kira bedelinin kira sözleşmesindeki kira bedelinden daha farklı olduğunu kanıtlayacak hiçbir belgeyi dosyaya sunmadığı, davacının 11.12.2012 icra takip tarihinde 14.400,00 TL'yi 17.01.2013 icra takip tarihinde de 1.200,00 TL'yi talep edemeyeceği, davalının borçlu olmayıp 1.915,30 TL alacaklı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı ile davalı arasında kira sözleşmesi akdedildiği uyuşmazlık konusu değildir. Davacı vekili takip talebinde ve dava dilekçesinde aylık kira bedelini 1.200,00 TL olarak belirtirken, davalının ibraz ettiği sözleşmede aylık kira bedeli 150,00 TL olarak gösterilmiştir. Davacı vekili düşük bedelli kira sözleşmesinin daha az stopaj ödemek için muvazaalı olarak akdedildiğini, tarafların gerçek iradesini yansıtan kira bedelinin 1.200,00 TL olduğunu iddia etmiştir. Açıklanan bu olgular karşısında davalının dayandığı kira sözleşmesinin kira bedelini belirlemenin dışında başka bir nedenle düzenlendiği ve muvazaalı olduğu anlaşılmaktadır. Davacının iddia ettiği kira bedeline davalının karşı çıkması durumunda, kira bedelinin miktarının davacı tarafından kanıtlanması gerekir. 6100 Sayılı HMK.nun 200. maddesi gereğince, davalı taraf açıkça muvafakat etmediğinden talep edilen yıllık kira miktarına göre kira miktarının tanıkla kanıtlanması mümkün değildir. Ancak; davacı kira miktarını yazılı belge ile kanıtlayamamış ise de, dava dilekçesinde her türlü hukuki delil demek sureti ile yemin deliline de dayandığının kabulü gerekir. Mahkemece, davacıya kira miktarı konusunda davalıya yemin teklif etme hakkının bulunduğunun hatırlatılması, yemin teklif edilmesi halinde davalıya eda ettirilmesi, hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda 2. bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 18.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy