MAHKEMESİ : İstanbul 17. Sulh Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 19/12/2013
NUMARASI : 2013/220-2013/761
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı itirazın iptali davasına dair karar, davalı ve davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, kira alacağının tahsili amacı ile başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulü ile 22.500-TL asıl, 7.231,20-TL yönetim gideri olmak üzere toplam 29.731,20-TL alacak üzerinden takibin devamına, davalının 29.731,20-TL asıl alacağın %20'si olan 5.946,20-TL oranında icra-inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmiş, hüküm davalı ve davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya kapsamına, toplanan delillere, delilerin mahkemece takdir edilerek karar verilmiş olmasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davalı vekilinin icra-inkar tazminatına hükmedilmesine ilişkin temyiz talebine gelince;
İcra ve İflas Kanunu’nun 67/2 maddesinde düzenlenen icra inkar tazminatının amacı alacağın tahsilini geciktirmeye yönelik haksız itirazları önlemektir. Eğer alacaklı itirazın iptali davasında haklı çıkar ve borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse istek halinde alacaklı yararına, eğer davalı borçlu haklı çıkar ve dava reddedilirse bu kez alacaklının takibinde haksız ve kötü niyetli olması koşulu ile yine istek halinde borçlu yararına tazminata hükmedilir. Ne var ki icra inkar tazminatı, niteliği gereği ancak itirazın iptali davası sonucunda davanın tamamen veya kısmen kabulüne karar verilmesi koşuluna bağlı olarak hükmolunan miktar üzerinden tahsiline karar verilebilecek bir tazminattır. Yasa ile güdülen amaç borçlu olduğu miktarı bilebilecek durumda olan borçlunun ödeme emri üzerine icra borcunu inkar etmesini önlemek, gerçekte alacaklı olmayan alacaklının da borçluya zarar vermesini engellemektir.
Somut olayda davacı alacaklı İstanbul 22. İcra Müdürlüğünün 2012/19999 Esas sayılı icra takip dosyası ile 18.09.2012 tarihinde başlattığı icra takibi ile ödenmeyen kira bedeli ile yönetim gideri toplamı 29.131,20 TL alacağın tahsilini talep etmiş, süresinde borca itiraz eden borçlu sözleşmenin yürürlüğe girmediğini, kiralananın fiili hakimiyetine geçmediğini,
17.02.2011 tarihinde düzenlenen sözleşmenin 01.03.2011 tarihinde başlayacağını ancak 18.02.2011 günü anahtarları sözleşme yürürlüğe girmeden iade ettiğini, davanın reddi gerektiğini bildirmiş, mahkemece mahallinde uzman bilirkişi heyeti ile yapılan keşif sonucunda taşınmazın yeniden kiraya verilebileceği makul süre belirlenerek hüküm kurulmuştur. Uyuşmazlık yargılama sonucunda belirlendiğinden davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesi doğru değildir.
3-Davacı vekilinin faize ilişkin temyiz talebi incelendiğinde; davacı dava dilekçesinde işlemiş faiz isteminde bulunduğu halde bu konuda mahkemece olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemesi doğru değildir.
Hüküm bu nedenlerle bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda 2 ve 3 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin icra inkar tazminatına ve faize ilişkin temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 19.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy