MAHKEMESİ : Bakırköy 5. Sulh Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 25/03/2014
NUMARASI : 2012/1140-2014/244
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tahliye davasına dair karar, davalılar tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava iktisap ve konut ihtiyacı nedeniyle tahliye istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalılar vekilince temyiz edilmiştir.
Davacı vekili dava dilekçesinde davalının kiracı olarak kullandığı taşınmazı 03.02.2012 tarihinde satın aldığını, taşınmaza iş yeri olarak ihtiyacı bulunduğunu, belirterek kiralananın 6098 Sayılı Kanunun 351.maddesine (6570 Sayılı Kanunun 7/d) göre tahliyesini istemiştir. Davalı şirket vekili ise müvekkilinin pasif dava ehliyeti olmadığını, sözleşmede taraf bulunmadığını, davanında süresinde açılmadığını, davacı ile mutabakata varıldığını tahliye için 15 Nisan 2015 tarihine kadar mehil verildiğini belirterek davanın redini savunmuştur. Davalı T.. T.. vekili ise müvekkiline yapılan tebligatın usülsüz olduğunu, dava dilekçesinde müvekkilinin davalı olarak isminin gösterilmediğini, davanın müvekkiline tebliğ edilmesinin iddianın genişletilmesi olduğunu, taraf değişikliğinin usule uygun olmadığını,kira bedelinin T.. T.. tarafından ödendiğini, husumetin yanlış kişiye yöneltildiğini belirterek davanın esasa girilmeden reddi gerektiğini savunmuştur.
Konut ya da çatılı işyeri niteliğindeki bir taşınmazı iktisap eden kimse dilerse eski malik ile kiracı arasında yapılmış sözleşmeye dayanarak sözleşmenin sonunda bir ay içinde, dilerse TBK.’nun 351. maddesi uyarınca edinme günü de dahil olmak üzere edinme tarihinden başlayarak bir ay içinde durumu kiracıya yazılı olarak bildirmek koşuluyla edinme tarihinden itibaren altı ay sonra ihtiyaç nedeniyle tahliye davası açabilir. Davanın altı ayın sonunda hemen açılması şart olmayıp sözleşme sonuna kadar açılması mümkündür. Ancak edinmeyi izleyen bir ay içerisinde bildirimin tebliği zorunlu olup bunun sonradan giderilmesi mümkün değildir. Açılacak davada tahliyeye karar verilebilmesi için ihtiyacın varlığının kanıtlanması gerekir.
Olayımıza gelince; Dava konusu taşınmaz davacı tarafından 03.2.2012 tarihinde iktisap edilmiştir. İktisap eden davacı davalı şirkete 07.02.2012 keşide,10.02.2012 tebliği tarihli ihtarla taşınmazı satın aldığını ve taşınmaza ihtiyacı olduğunu, iktisaptan itibaren 6 ay içinde taşınmazı tahliye etmesini bildirmiştir.Taşınmaz tahliye edilmeyince davacı davalı şirket hakkında iktisap ve ihtiyaç nedeniyle tahliye davasını açmıştır. Davalı şirket ön inceleme aşamasında 31.12.2012 tarihinde verdiği cevap dilekçesinde kira sözleşmesinin tarafı olmadığını bildirmiş ve ekinde önceki malikle yapılan 01.12.2001 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli kira sözleşmesini sunmuştur.Öneki malikle yapılan ve davacı tarafından karşı konulmayan 01.12.2001 başlangıç tarihli sözleşmede kiracı T.. T..'tır.Bunun üzerine davacı vekili 05.03.2013 tarihli dilekçesi
İle HMK 124.maddesine göre taraf teşkili mümkün olduğundan davalı T.. T..'a dava dilekçesinin tebliğini talep etmesi üzerine mahkemece Turan Topbaşa dava dilekçesi tebliğ edilmiştir.HMK 124/3 maddesine göre taraf değişikliği mümkün isede kiracı K..T.. adına 6098 Sayılı Kanunun 352 maddesinde belirtilen edinim tarihinden itibaren bir ay içinde bu kiracıya tebliğ edilmiş bir ihtar bulunmamaktadır. Davacının 6098 Sayılı Kanunun 351.maddesindeki sürelerden faydalanarak dava açabilmesi için kira sözleşmesinde kiracı olarak bulunan şahsa edinim tarihinden itibaren bir ay içinde ihtar tebliğ ettirip davasını da edinim tarihinden itibaren 6 ayın sonunda açması gerekir. Kiracı olmayan ve kira sözleşmesinin tarafı bulunmayan şirkete ihtar keşide edilerek bu ihtardaki sürelerden faydalanılarak kiracı hakkında dava açılması mümkün değildir.Bu nedenle şirket hakkında açılan davanın husumetten, davalı T.. T.. hakkında açılan davanın da 6098 Sayılı Kanunun 351 maddesinde belirtilen sürelerde tebliğ ettirilmiş bir ihtar bulunmadığından reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmadığından hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 16.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy