MAHKEMESİ : Adıyaman Sulh Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 13/02/2014
NUMARASI : 2013/415-2014/108
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı itirazın iptali ve tahliye davasına dair karar, davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, kira alacağının tahsili için başlatılan icra takibine kısmi itirazın iptali ve tahliye istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, davalının kiracı olarak bulunduğu taşınmazı 25/12/2012 tarihinde satın aldığını,30/01/2013 tarihli ihtarname ile davalıya, taşınmazı satın aldığını ve aylık 800,00 TL bedelle oturmaya devam edebileceğini, aksi takdirde bir ay içinde taşınmazı tahliye etmesi gerektiğini bildirdiğini , ancak davalının taşınmazı boşaltmadığı gibi kira bedelini de ödemediğini, kira alacaklarının tahsili ve tahliye istemiyle başlatılan takibe kısmen itiraz ettiğini belirterek kısmi itirazın iptaline, temerrüt nedeniyle tahliyeye karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili, davalının taşınmazda 1995 yılından beri kiracı olduğunu, 2013 yılına kadar yıllık 3.000,00 TL kira bedeli ödediğini, 2013 yılı için 3.500,00 TL teklif ettiğini, davacı- yeni malikin bu miktarı kabul etmediğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davacı alacaklı tarafından davalı borçlu hakkında kira alacağının tahsili için Adıyaman 1. İcra Müdürlüğü'nün 2013/1506 E. sayılı dosyası ile yapılan takipte tahliye istemli ödeme emri davalıya 10.05.2013 tarihinde tebliğ edilmiş, davalı borçlunun 17.05.2013 tarihinde borca itirazı üzerine, 28.05.2013 tarihinde açılan davada itirazın iptali ve tahliye talep edilmiştir. İİK.nun 269.maddesinin göndermesi yoluyla uygulanması gereken Borçlar Kanunu'nun 260. (6098 Sayılı Türk Borçlar Kanun'unun 315/2.) maddesinde öngörülen 30 günlük ödeme süresi dolmadan ve henüz temerrüt gerçekleşmeden tahliye istenemez. Dava tarihi itibari ile temerrüt olgusu gerçekleşmediğinden, tahliye isteminin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde tahliyeye karar verilmesi doğru olmamıştır.
Alacağa yönelik temyiz itirazlarına gelince ; Davalının önceki malikle kurulan kira ilişkisi nedeniyle taşınmazı kiracı olarak kullandığı anlaşılmaktadır. Yazılı kira sözleşmesi ibraz edilmemiştir. Davacı 25.12.2012 tarihinde taşınmazı satın almış ve davalı - kiracıya gönderdiği ihtarname ile aylık kiranın 800 TL olarak ödenmesini istemiştir. Davacı kiralananı 07/06/2010 tarihinde satın alarak eski malik- kiralayanın halefi olmakla kiralayanın haklarına sahip olmuştur. Bu itibarla önceki malikle kararlaştırılan sözleşme hükümleri yeni malik- davacıyı da bağlar. Yazılı sözleşme ibraz edilmediğine göre sözlü kira ilişkisine dayanıldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda ödenmesi gereken aylık kira bedeli önceki malike son olarak ödenen aylık kira bedeli kadardır. Davacı- yeni malik tarafından tek taraflı olarak belirlenen miktarın kira bedeli olarak kabulü doğru değildir. Öte yandan, kira bedelini ispatlama yükümlülüğü kiraya veren veya halefi, somut olayda davacının üzerindedir. İleri sürülen yıllık kira miktarına göre bu durumun yazılı belge ile kanıtlanması gerekir. Davacı bu konuda yazılı belge ibraz edemediğine göre yemin deliline dayandığı gözetilerek aylık kira bedeli konusunda davalıya yemin teklif hakkı hatırlatılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik araştırmayla yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır.
Hüküm bu nedenlerle bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 18.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy