MAHKEMESİ : Antalya 4. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 03/04/2014
NUMARASI : 2013/549-2014/367
İcra mahkemesince verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, kira alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın kaldırılması ve kiralananın tahliyesi istemine ilişkindir. Mahkemece,davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili dava dilekçesinde,ödenmeyen kira alacağının tahsili amacıyla davalı borçlu aleyhine icra takibi başlattıklarını, davalı borçlunun ödeme emrine haksız yere itiraz ettiğini belirterek itirazın kaldırılmasına ve kiralananın tahliyesine karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili, taraflar arasında akdedilen 21.01.2012 tarihli sözleşme ile takip konusu alacağı da kapsayan borcun kalmadığının imza altına alındığını,bu sözleşme gereği davacı kiraya verene verilen 30.07.2012 tarihli,11.000,00 TL bedelli Tekin Od cirolu senedin Tekin Od tarafından ödenerek davacı kiraya verenden geri alındığını,sözleşmede belirtilen diğer senetler için ise elden ödeme yapıldığını,elden ödemeler karşılığında davacının imzasının alındığını,taraflar arasında akdedilen sözleşme ve yapılan tüm ödemeler birlikte değerlendirildiğinde davacı alacaklıya borçlarının kalmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davalı borçlunun ibraz ettiği 24.01.2012 tarihli sözleşme, protokol ve ödeme belgesindeki davacı imzaları inkar edilmediği, takip konusu borcun ibraz edilen belgeler kapsamında takipten önce ödendiği ve davalının talep edilen borcu bulunmadığı anlaşılmakla şartları oluşmayan davanın reddine karar verilmiştir.
Hükme esas alan 30.02.2004 başlangıç tarihli ve 10 yıl süreli kira sözleşmesinin varlığı hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Taraflar arasında imzalanan 17.11.2006 tarihli “protokol ” başlıklı belgeden 30.04.2012 ila 30.04.2013 dönemi kira bedelinin 30.000,00 TL olarak kararlaştırıldığı anlaşılmaktadır.Davalı borçlu tarafından ibraz edilen, 24.01.2012 tarihli “sözleşme” başlıklı belgede 2010 ve 2011 yılları bakiye kira borcunun 14.000,00 TL, 2012 yılı kira bedelinin 20.000,00 TL olduğu, 2012 yılı sonu itibariyle davacı alacaklıya 34.000,00 TL bedelin ödeneceği, borca istinaden 28.02.2012 tarihli 1.000 TL bedelli, 30.07.2012 tarihli 11.000 TL bedelli Tekin OD cirolu, 30.08.2012 tarihli 10.000 TL bedelli Tekin OD cirolu ,30.09.2012 tarihli 10.000 TL bedelli Tekin OD cirolu senetlerin verildiği, kalan bedelin 2.000 TL nakit olarak verildiği,toplam 34.000,00 TL borcun ödendiği belirtilerek altının taraflarca imzalandığı,aynı sözleşmenin içeriğine elle “2004/2012 yılları arasındaki borçların tamamı ödenmiştir” ibaresinin eklendiği analşılmıştır. Yine davalı borçlu tarafından ibraz edilen adi yazılı belge ile davacı alacaklıya yapılan elden
ödemeler karşılığında imza alınmış, belgenin üst kısmına elle “08.30-10.000, 09.30-10.000 TL, 07.30.2012 -11.000 TL ” ibaresi yazılmıştır. Davacı alacaklı, ibraz edilen belgelere ilişkin savunmasında; 24.01.2012 tarihli sözleşmede elle yazılan ibareyi kabul etmediklerini, sonradan belgeye ilave edildiğini,bu ibarenin taraflarca paraflanmadığını,diğer adi yazılı belgenin üst kısmında yer alan “08.30-10.000, 09.30-10.000 TL, 07.30.2012 -11.000 TL ” ibaresinin de daha sonradan belgeye ilave edildiğini ve yine taraflarca paraflanmadığını, anılan adi yazılı belgedeki ödemelerin 24.01.2012 tarihli sözleşmeye istinaden verilen 28.02.2012 tarihli, 1.000,00 TL bedelli ve 30.07.2012 tarihli, 11.000,00 TL bedelli senetlere ilişkin olduğunu belirtmiştir.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu 207. maddesinde senetteki çıkıntı, kazıntı veya silintinin ayrıca onanmamışsa, inkârı hâlinde göz önünde tutulmayacağı,bu tür çıkıntı, kazıntı veya silinti mahkemece senedin geçerliliğine ve anlamına etkili olacak nitelikte görülürse, senedin kısmen veya tamamen hükümsüz sayılabileceği düzenlenmiştir. 24.01.2012 tarihi “sözleşme” başlıklı belge ile elden ödemelere ilişkin adi yazılı belgedeki elle yazılan ibareler davacı tarafından kabul edilmemiştir. Bu nedenle adi yazılı belgede yer alan ödemelerin takip konusu döneme ilişkin olduğu kabul edilemez. Mahkemece, 24.01.2012 tarihli sözleşme ile davalı tarafından yapılan ödemeler dikkate alınarak kalan bedel yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yanlış değerlendirme ile davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ;Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428 ve İİK.nın 366.maddesi uyarınca kararın BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 16.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy