MAHKEMESİ: İstanbul 3. Sulh Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 19/09/2013
NUMARASI: 2012/594-2013/558
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tahliye davasına dair karar, davacılar ve davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, süre bitimi nedeniyle kiralananın tahliyesi istemine ilişkindir. Mahkemece davacıların dava açma hakkı bulunmadığından davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacılar ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacılar vekili, dava dilekçesinde, davacılar tarafından ...ada, 1,2,3,4 ve 5 ve 533 ada ..,..., ve .. parsellerde kayıtlı arsalarını 01.12.2007 başlangıç tarihli ve 5 yıl süreli sözleşme ile davalıya kiralandığını, davacıların 13.06.2012 tarihli ihtar ile sözleşmeyi feshederek sözleşme süresi sonu olan 30.11.2012 tarihinde kiralananın tahliyesini istediklerini davalının ise cevabı ihtar ile sözleşmeleri 5+5 yıl olmak üzere 10 yıl süreli olduğunu bildirdiğini, sözleşmenin 5 yıl uzatılması için öngörülen "tüm koşullarda anlaşma" şartının gerçekleşmediğini belirterek her iki sözleşmenin feshi ile davalının süre bitimi nedeniyle kiralananlardan tahliyesini istemiştir. Davalı vekili yetki itirazında bulunarak yetkili mahkemenin Gebze Sulh Hukuk Mahkemesi olduğunu, sözleşme süresinin sona ermediğini ve davanın reddini savunmuştur. Mahkemece dava konusu taşınmazların paylı mülkiyete konu olup, pay ve paydaş çoğunluğu sağlanmadan aktin feshi ve tahliye istenemeyeceği davacıların dava açma hakkı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davaya dayanak yapılan 01.12.2007 başlangıç tarihli kira sözleşmeleri kiralayan sıfatıyla davacılar Cevat, Nazmi, Mustafa ve C.. B.. tarafından imzalanmış olup kiralanan arsa nitelikli taşınmazların paylı mülkiyet hükümlerine tabi olduğu anlaşılmaktadır. Medeni Kanunun paylı mülkiyete ilişkin 691. Maddesi hükmüne göre kiraya verme idari işlemlerden olup, pay ve paydaş çoğunluğunun sağlanması gerekir. Belirtilen bu çoğunluk sağlanmadan malın kiraya verilmesi durumunda sözleşmenin tarafı olmayan paydaşlarca sözleşmenin geçersizliği öne sürülebilir. Elbirliği mülkiyetinde ise ortakların hepsinin icazeti gerekli olup, bu koşul sağlanmadıkça mevcut kira sözleşmesi diğer ortaklar açısından hüküm ifade olmaz. Ne var ki paylı mülkiyete olsun, elbirliği mülkiyetinde olsun bu koşullar temin edilmeden bir kira sözleşmesi yapılmış ise tarafları bakımından sözleşme hüküm ifade etmeye devam eder. Bu husus sözleşmeye bağlılık ilkesinin bir sonucudur. Kiralayan konumunda olan paydaş sözleşme ile yükümlendiği borçları ifa ettiği müddetçe davalı kiracıdan da kendi borçlarını ifa etmesini isteyebilir. Davacılar 01.12.007 başlangıç tarihli sözleşmelere dayanarak kiralayan sıfatıyla dava açtıklarına göre mahkemece işin esasının incelenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru değildir../..
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.-
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, davalı vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 19.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.