MAHKEMESİ : Adana 5. Sulh Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 04/02/2014
NUMARASI : 2012/185-2014/163
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı itirazın iptali ve tahliye davasına dair karar, davalı ve davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, kira alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali ve tahliye istemine ilişkindir. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, takibin 1.550 TL asıl alacak üzerinden devamına, bu miktar alacak için vaki itirazın iptaline, davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya kapsamına, toplanan delillere, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verilmiş olmasına ve takdirde de bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı ve davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davalı vekilinin temyiz itirazlarına gelince;
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı kiracının 2010-2011 yıllarına ait 11.233 TL kira borcunu ödemediğini, hakkında başlatılan takibe haksız olarak itiraz ettiğini, davalının itirazının iptali ile taşınmazın tahliyesini talep ve dava etmiştir. Davalı ilk yıl kirasının peşin ödendiğini, sonraki yıl kirasının taksitler halinde davacıyla elden ödendiğini, davacı kendisini taciz ettiğinden makbuz alamadığını, taşınmazı da bu yüzden 20.4.2011 tarihinde tahliye ettiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece taşınmazın 20.4.2011 tarihinde erken tahliye edildiği, taşınmazın yeniden aynı koşullarla kiraya verilmesi için makul sürenin bilirkişi raporu uyarınca üç ay olduğu gerekçesiyle 20.7.2010-19.7.2011 dönemi kira alacağı yönünden davanın kabulüne ve takibin 5250 TL olarak devamına karar verilmiş, tahliye istemine yönelik hüküm kurulmamıştır.
Taraflar arasında imzalanan 20.7.2009 başlangıç tarihli ve üç yıl süreli kira sözleşmesinin varlığı hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Sözleşmede kira parasının yıllık 4750 TL olduğu ve yıllık peşin olarak ödeneceği kararlaştırılmıştır. Davacı 27.9.2011 tarihinde başlattığı icra takibi ile 20.7.2010-19.7.2011 ile 20.7.2011-19.7.2012 dönemlerine ait 2 yıllık kira parası olarak 11.233 TL nin tahsilini istemiş, davalı süresinde yapmış olduğu itiraz ile taşınmazı tahliye ettiği gerekçesiyle tüm borca itiraz ederek takibin durdurulmasına neden olmuştur.
Davalı taşınmazı 20.4.2011 tarihinde tahliye ettiğini, bu tarihe kadar olan kira paralarını elden ödediğini savunmuştur. Dosyaya ibraz edilen belgelerle davalı ödeme savunmasını kanıtlayamamıştır. Bu durumda davalı cevap dilekçesinde “yasal delil ” demek suretiyle yemin deliline de dayandığına göre mahkemece kira paralarının ödendiği hususunun ispatı bakımından davalı tarafa davacıya yemin teklif etme hakkı hatırlatılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
3-Davacının temyiz itirazlarına gelince;
Kiralananın tahliye edildiğinin (kiracının kiralananı iade borcunu yerine getirdiğinin) kabul edilebilmesi için, kiralananın fiilen boşaltılması yeterli değildir. Anahtarın da kiralayana teslim edilmesi gerekir. Kiracının bildirdiği tahliye tarihinin kiralayan tarafından kabul edilmemesi; başka bir ifadeyle, tahliye tarihinin taraflar arasında çekişmeli olması halinde; kiralananın fiilen boşaltıldığını ve anahtarın teslim edildiğini, böylece kira ilişkisinin
kendisince ileri sürülen tarihte hukuken sona erdirildiğini kanıtlama yükümlülüğü, kiracıya aittir. Kiracı, kiralananı kendisinin ileri sürdüğü tarihte tahliye ettiğini ispatlayamazsa, kiralayanın bildirdiği tahliye tarihine itibar olunmalıdır.
Anahtarın kiralayana teslimi, hukuki işlemin içerisinde yer alan bir maddi vakıa olmakla birlikte, sözleşmenin feshine yönelik bir hukuki sonuç doğurduğundan, bunun ne şekilde ispat edileceği hususu, yıllık kira bedelinin tutarı esas alınmak suretiyle, HUMK. nun 288. ve 289. maddeleri çerçevesinde değerlendirilmelidir. Eş söyleyişle, yıllık kira bedelinin tutarı senetle ispat sınırının (H.U.M.K. md. 288) üzerindeyse ve kiralayanın açık muvafakati yoksa (H.U.M.K. md. 289), bu yön kiracı tarafından ancak yazılı delille ispatlanabilir; tanık dinlenemez. Kiralayan anahtarı almaktan kaçınırsa, kiracının yapması gereken, mahkemeden bu yolda tevdi mahalli tayinini isteyip, tayin edilecek yere anahtarı teslim etmek ve durumu kiralayana bildirmektir. Kiracının kiralananı iade borcu, ancak bu şekilde, durumun kiralayana bildirildiği tarihte son bulur. Aksi takdirde, kiracının, kira parasını ödemek de dahil olmak üzere, sözleşmeden kaynaklanan yükümlülükleri devam eder.
Mahkemece davalı kiracının beyanı ile taşınmazın 20.4.2011 de tahliye edildiği esas alınmış ise de, davacı kiraya veren keşif mahallinde alınan beyanında taşınmaza çilingir vasıtasıyla 01.07.2012 tarihinde girdiğini ve taşınmazı bu tarihte yeni kiracıya kiraladığını beyan etmiştir. Davalı kiracı taşınmazı tahliye ettiğini ispat edememiş olmakla taşınmazın kiraya verenin hakimiyet alanına 01.07.2012 tarihinde girdiği kabul edilerek bu tarihe kadar olan kira alacağına hükmetmek ve taşınmazın dava sırasında tahliye edildiği davacı beyanı ile anlaşıldığından tahliye isteminin konusuz kaldığına hükmetmek gerekirken yazılı şekilde kira parasının tahsiline karar verilmiş olması doğru değildir.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda (2) ve (3)No'lu bentte açıklanan nedenlerle davacı ve davalının temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edenlere iadesine, 26.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy