MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 6. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 15/05/2014
NUMARASI: 2014/45-2014/465
İcra mahkemesince verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, kesinleşmiş icra takibinden kaynaklanan temerrüt nedeniyle tahliye istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Davacı kiralayan ile kiracı A.. G.. ve V.. G.. adi ortaklığı arasında imzalanan 01/10/1994 başlangıç tarihli 1 yıl süreli kira sözleşmesi hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davacı alacaklı, A.. G.. ve V.. G.. adi ortaklığını oluşturan şahıslar hakkında ayrı ayrı tahliye istemli olarak başlattığı 19/04/2013 tarihli icra takibinde 2011 yılı 12. aydan 2013 yılı 4. ay dahil olmak üzere birikmiş 17 aylık 11.900 TL kira alacağının tahsilini istemiştir. Davalı A.. G.. ve V.. G..'ın takip talebinde ve ödeme emrinde, borçlu olarak gösterilmiş, ayrı ayrı ödeme emri tebliğ edilmiş , takip itiraz edilmeksizin kesinleşmiştir. Mahkemece, kiracı tarafın adi ortaklık olduğu, bu nedenle takibe geçilirken adi ortaklık gösterilmek suretiyle adi ortaklığı oluşturan kişilerin de ayrı ayrı yazılarak takip talebi ve ödeme emri düzenlenmesi gerektiği, takip talebinde ve ödeme emrinde ise adi ortaklıktan bahsedilmeden doğrudan adi ortaklığı oluşturan kişilerin takip borçlusu gösterildiği, doğrudan adi ortaklığı oluşturan gerçek kişilere husumet yöneltilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 620.maddesine göre (mülga 818 Sayılı BK'nun 520. maddesi), adi ortaklığın tüzel kişiliği bulunmadığından taraf ehliyeti de yoktur. Bu nedenle, icra takibinde adi ortakların ayrı ayrı gösterilmesi ve ayrı ayrı ödeme emri tebliği gerekmektedir. Takip dosyasının incelenmesinde, takip talebi ve ödeme emrinde adi ortaklığı oluşturan A.. G.. ve V.. G.. ayrı ayrı gösterilip, kendilerine ödeme emri tebliğ edildiğine göre bu şekilde takip yapılmasında herhangi bir usulsüzlük bulunmamaktadır. Mahkemece, işin esasına girilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.
Karar bu nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428 ve İİK.nın 366.maddesi uyarınca kararın BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 09.07.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.