MAHKEMESİ : Ezine Sulh Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 28/03/2014
NUMARASI : 2013/307-2014/148
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tahliye davasına dair karar, davacı ve davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, akde aykırılık nedeniyle kira sözleşmesinin feshi ve tahliye istemine ilişkindir. Mahkemece sözleşmenin feshine, tahliye isteminin reddine karar verilmiş, hüküm davacı ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili,taraflar arasında 01.01.2006 tarihinde imzalanan rödövans sözleşmesi gereğince davalının, davacı köy tüzel kişiliğine ait mermer ocağını işlettiğini, 14.05.2010 tarihinde imzalanan mutabakatname ile aylık sabit kira bedelinin belirlendiğini, davacıya ait maden ruhsatının ''çevresel etki değerlendirme gerekli değildir'' izin belgesinin müsaade ettiği miktarda üretim yapılmasına imkan tanıdığını, bu miktarın da yıllık 400.000 ton olduğunu, davalının üretim izinini aşan miktarda üretim yaptığını, davalıya ihtar tebliğ edilerek akte aykırılığın giderilmesi için 30 gün süre verildiğini, tespit dosyasında yapılan keşif sonucunda davalının üretim değerlerini aştığının tespit edildiğini, bu şekilde davalının yasaların ve yönetmeliklerin izin verdiği değeri aşan miktarda üretim yapmak suretiyle akte aykırı davrandığını belirterek akte aykırılık nedeniyle sözleşmenin feshine ve tahliyeye karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili, sözleşmede ve mutabakatnamede üretim miktarına ilişkin bir düzenleme bulunmadığını, üretim miktarının artmasının sözleşmeye aykırılık teşkil etmediğini, Çevresel Etki Değerlendirilmesi Yönetmeliği'nin 28. maddesi gereğince çevresel etki değerlendirme raporunun hazırlanarak Maden İşleri Genel Müdürlüğü'ne sunulması gerektiğini, ancak bu raporun alınması için ruhsat sahibi olan davacının taraflarına vekaletname vermediğini, bu yöndeki vekaletin temini için Ezine Asliye Hukuk Mahkemesin'de açılan 2011/241 esas sayılı davanın reddine karar verildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere davalı tarafın 3213 sayılı Maden Kanunu ve Uygulama Yönetmeliğine uygun davranmakla yükümlü olduğu halde Çevresel Etki Değerlendirme Raporunda belirtilen miktardan fazla üretim yaptığından davacı ile aralarındaki sözleşmeye aykırı davrandığı için sözleşmenin feshine ilişkin talebin kabulüne, davalının akde aykırı davranışının kiralananın kullanımına ilişkin olmadığından tahliye sonucunu doğurmayacağından bahisle de tahliye isteminin reddine karar verilmiştir.
1-Dosya kapsamına, toplanan delillere, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verilmiş olmasına ve takdirde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, temyiz eden davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; Davalının kiralanan mermer sahasında 2009 ve 2010 yıllarında ruhsatın izin verdiği üretim miktarını aşan miktarda üretim yaptığı, ihtarda bildirilen süre geçtikten sonra yapılan tespit keşfi sonucunda 2011 yılında da üretim kapasitesini aşacak miktarda üretim yapıldığı ve halen üretimin devam ettiğinin belirlendiği, esasen taraflar arasında mermer sahasında 400.000 tonu aşan üretim yapıldığı hususunda uyuşmazlık olmadığı anlaşılmaktadır. Taraflar arasındaki sözleşmede ve mutabakatnamede üretim miktarına ilişkin bir düzenleme yer almamakla birlikte davacıya ait ruhsatın çevresel etki değerlendirme raporu gerektirmeyecek miktarda üretim yapılmasına izin verdiği, Çevresel Etki Değerlendirme Yönetmeliğine göre mermer sahası için rapor alınmadan üretim yapılacak en yüksek miktarın 400.000 ton olduğu, bu miktarı aşan üretim için çevresel etki değerlendirme raporu alınması gerektiği, davalının da bu durumu bildiği ve çevresel etki değerlendirme raporu alabilmek için davacıya müracaat ettiği, davacının bu raporun alınmasına yanaşmaması nedeniyle raporun temini için davacı – ruhsat sahibi aleyhine dava açtığı, bu dava sonucunda fazla üretim yapılması için ruhsat sahibinin zorlanamayacağı ve tarafların yeniden anlaşması gerektiği belirtilerek talebin reddine karar verildiği gözetildiğinde davalının mermer sahasında 400000 tonu aşan üretim yapmak şeklindeki eylemlerinin mahkemece akte aykırılık olarak kabul edilmesinde bir yanlışlık yoktur. Ancak rödövans sözleşmelerinde ruhsatın üzerinde üretim yapılması kiralananın kullanımına ilişkin bir akde aykırılık durumunu oluşturduğu ve kiralananın tahliyesine de karar verilmesi gerektiği halde mahkemece yanılgılı bir gerekçe ile tahliye isteminin reddine karar verilmesi doğru değildir. Mahkemenin gerekçesinde yer alan Dairemizin 2010/11058-2240 sayılı ilamında ''...ancak bu maddelerin ihlali kiralananın kullanımına ilişkin olmadığından akde aykırılık nedeniyle tahliye sonucunu doğurmaz. Sözleşme hükümlerinin yerine getirilmemesi söz konusu olduğundan ancak akdin feshini gerektirir. Mahkemece aktin feshine hükmedilmesiyle yetinilmesi gerekirken, yazılı şekilde tahliye kararı verilmesi hatalı olduğundan kararın bozulması gerekmiştir.'' denilmekte olup, bu karar ile kiralananın kullanımına ilişkin olmayan ancak sözleşme hükmüne aykırılık bulunması durumunda ne yapılacağına açıklık getirilmektedir.Bu nedenle gerekçede yer alan Dairemizin kararının somut olaya emsal oluşturmadığı açıktır. O halde mahkemece akdin feshiyle birlikte tahliyeye de karar verilmesi gerekirken tahliye istemin reddine karar verilmesi isabetsizdir.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda (2) No'lu bentte yazılı nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA ve istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edenlere iadesine, 22/10/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy