MAHKEMESİ : Antalya 4. Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 30/04/2014
NUMARASI : 2014/63-2014/252
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı itirazın iptali davasına dair karar, davacı ve davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, kira avansı olarak ödenen bedelin kiraya verenden tahsili için yapılan icra takibine yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkeme davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı ve davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde, müvekkilinin davalıya ait taşınmazı restoran olarak kullanmak amacıyla kiralamak istediği aşamada sözleşme avansı olarak 90.000 TL ödeme yaptığını, ancak daha sonradan kiralananda bir takım imara aykırılıklar bulunduğunu tespit ettiğini, bu koşullarda kiralanan için ruhsat alınmasının ve kira ilişkisinin kurulmasının mümkün olmadığını, davacının taşınmazı kiralamaktan vazgeçerek ödemiş olduğu bedelin iadesini istemesine karşın sonuç alamadığından davalı hakkında icra takibi yaptığını, davalının takibe itiraz ettiğini belirterek itirazının iptaline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı cevabında, taraflar arasında sözlü kira sözleşmesi düzenlediğini, 90.000 TL'nin kira bedeli olarak ödendiğini beyanla davanın reddine ve % 40 kötüniyet tazminatına karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, dava açıldıktan sonra projeye aykırılıkların davalı tarafça tadilat projesine uygun hale getirildiği, taraflar arasındaki kira sözleşmesinin halen yürürlükte olduğu ancak davadan sonra taşınmazın projeye uygun hale getirilmesi nedeniyle davacının davasını açarken haklı olduğu gerekçesiyle davanın reddine, yagılama giderlerinden davalının sorumlu tutulmasına karar verilmiş, davacı ve davalı tarafından hükmün temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 04/06/2013 tarihli ilamı ile, davacının temyiz itirazlarının reddine, davalının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün " davacının baştan itibaren kira ilişkisinin kurulmadığı yönündeki iddiası geçerli olmayıp, icra takibi yapmasında, itiraz üzerine de, işbu davayı açmasında haklı olduğu söylenemeyeceğinden ve dolayısıyla davanın açılmasına kendisi sebebiyet verdiğinden davalının yargılama giderleri ve vekalet ücreti ile sorumlu tutulması doğru olmadığı gibi, davalı vekilinin davacının kötü niyet tazminatına mahkum edilmesi talebi olmasına karşın, bu konuda olumlu- olumsuz bir karar verilmemesi de doğru görülmediği" belirtilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
1- Dosya kapsamına, toplanan delillere, bozma gereklerine uygun şekilde karar verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde de bir usulsüzlük olmamasına göre, temyiz eden davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacı vekilinin kötü niyet tazminatına ilişkin temyiz itirazlarına gelince;
İtirazın iptali davalarında İcra İflas Kanunu'nun 67/2 maddesine göre davacı alacaklının davasının reddedilmesi halinde davalı borçlu lehine tazminata hükmedilebilmesi için takibin haksızlığı yanında kötü niyetli olması ve bunun davalı borçlu tarafından kanıtlanması gerekir. Somut olayda davacı alacaklı, takip yapmakta haksız olsa da davanın niteliğine göre kötüniyetli olduğu kabul edilemez. Bu nedenle davalı borçlunun kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
3-Davalı vekilinin vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 12. maddesi gereğince Tarife'nin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımın konusu para veya para ile değerlendirilebiliyorsa vekalet ücreti Tarife'nin üçüncü kısmına göre nispi olarak belirlenir. Mahkemece yapılan yargılama sonucu davanın reddine karar verildiğine göre, dava dilekçesinde gösterilen dava değeri üzerinden kendisini davada vekille temsil ettiren davalı yararına karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 12. maddesi gereğince nispi vekalet ücreti takdiri gerekirken, yazılı şekilde maktu vekalet ücretine hükmedilmesi doğru değildir.
Hüküm bu nedenlerle bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda 2 ve 3 nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 22.04.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy