MAHKEMESİ : Bakırköy 2. Sulh Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 05/12/2013
NUMARASI : 2013/285-2013/1121
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tahliye davasına dair karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, iktisap ve mesken ihtiyacı nedeniyle kiralananın tahliyesi istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davaya konu taşınmazı satın aldığını ve taşınmaza mesken olarak ihtiyacı bulunduğunu belirterek kiralananın tahliyesine karar verilmesini istemiştir. Yargılama aşamasında da davalının kiracı olduğundan söz edilmemiş, önceki malik davalının annesi olan Solmaz Çelikkaya'nın kiracısı olduğuna ilişkin de yazılı ya da sözlü kira ilişkisinin varlığından bahis olunmamıştır. Davacı cevap dilekçesinde ve duruşmadaki beyanlarında taşınmazın önceki malikinin annesi olduğunu kendisini evden çıkartmak için satışın muvazaalı olarak yapıldığını, davanın reddini savunmuş, kiracılık ilişkisini kabul etmemiştir. Mahkemece ihtiyaç iddiası ispatlanamadığından davanın reddine karar verilmiştir.
Konut ya da çatılı işyeri niteliğindeki bir taşınmazı iktisap eden kimse dilerse eski malik ile kiracı arasında yapılmış sözleşmeye dayanarak sözleşmenin sonunda bir ay içinde, dilerse TBK.’nun 351.maddesi uyarınca edinme günü de dahil olmak üzere edinme tarihinden başlayarak bir ay içinde durumu kiracıya yazılı olarak bildirmek koşuluyla edinme tarihinden itibaren altı ay sonra ihtiyaç nedeniyle tahliye davası açabilir. Davanın altı ayın sonunda hemen açılması şart olmayıp sözleşme sonuna kadar açılması mümkündür. Ancak edinmeyi izleyen bir ay içerisinde bildirimin tebliği zorunlu olup bunun sonradan giderilmesi mümkün değildir. Açılacak davada tahliyeye karar verilebilmesi için ihtiyacın varlığının kanıtlanması gerekir.
6098 Sayılı TBK.’nun 350/1. maddesi uyarınca ihtiyaç iddiasına dayalı olarak açılacak davalarda dava hakkı kural olarak kiraya verene aittir. Ancak kiraya veren durumunda olmayan malikin de bu davaları açabileceği içtihaden kabul edilmiştir. Kiralanan paylı mülkiyete konu ise pay ve paydaş çoğunluğunun sağlanması, elbirliği halinde mülkiyete konu teşkil ediyorsa tüm ortakların davaya katılmaları gerekir. Bu koşullar birlikte dava açma şeklinde gerçekleşebileceği gibi bir paydaş tarafından açılan davaya sonradan diğer paydaşların onaylarının alınması şeklinde de sağlanabilir. Elbirliği mülkiyetinde, ortakların davaya katılmaları sağlanamaz ise miras bırakanın terekesine temsilci atanması sağlanarak temsilci huzuruyla dava yürütülür. Dava hakkına ilişkin olan bu hususların mahkemece kendiliğinden gözönünde bulundurulması gerekir.
Kimlerin ihtiyacı için tahliye davası açılabileceği TBK.’nun 350. maddesinde sınırlı olarak sayılmıştır. Sözü edilen madde hükmüne göre kiraya veren veya kiraya veren durumunda olmayan malik ancak kendisinin, eşinin alt soyu ve üst soyunun veya kanun gereği bakmakla yükümlü olduğu diğer kişilerin konut (veya işyeri) ihtiyacı için dava açabilir.
Somut olayda; Davacı 31/08/2012 tarihinde davalının annesinden, 1601/23160 pay satınalmıştır. Satışa konu taşınmaz 193,36 m2 yüzölçümlü, arsa nitelikli bir taşınmaz olup paylı mülkiyete konudur. Davacı paydaş dışında altı ayrı paydaş daha bulunmaktadır. Bu durumda mahkemece yukarıda açıklanan hususlar gözönünde bulundurularak, davacının tek başına dava açma hakkının olup olmadığının belirlenmesi gerekir. Ayrıca dosyada mevcut 11/05/2012 tarihli Kaymakamlık kararından, önceki malik ve davalının annesi olan Solmaz Çelikkaya'nın davalının kendisinden habersiz ve rızası olmadan dairesini işgal ettiği iddiası ile müşteki olduğu anlaşılmıştır. Bu durumda öncelikle yeni iktisaba dayanan davada davacının ancak davaya konu meskende kiracı sıfatıyla bulunan kişi hakkında tahliye isteme hakkı bulunduğundan mahkemece öncelikle bu husus üzerinde de durularak davacıya, davalının kiracı olduğunu ispat yönünde mehil verilmelidir.
Mahkemece yukarıda açıklanan hususlar üzerinde durulmadan yazılı gerekçe ile ve eksik inceleme ile işin esasına dayalı olarak davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.
Hüküm bu nedenlerle bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 11/09/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy