MAHKEMESİ: Espiye Sulh Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 25/04/2014
NUMARASI: 2014/122-2014/143
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı kiracılık sıfatının tespiti davasına dair karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, kiracılık sıfatının tespiti ile çekişmenin önlenmesi istemlerine ilişkindir. Mahkemece davanın konusu ve niteliği dikkate alınarak 6100 Sayılı HMK'nın 4.maddesi uyarınca dava dilekçesinin görev yönünden reddine, dava konusu ihtilafın idari yargının görev ve yetki sınırları dahilinde olması sebebiyle mahkemenin görevsizliğine, karar verilmiş hüküm davacı vekilinin temyizi üzerine, Dairemizin 27/02/2014 tarihli 2014/1636-2193 Esas-karar sayılı ilamı ile uyuşmazlığın, Borçlar Kanunu çerçevesinde kalan özel hukuk ilişkisinden kaynaklandığı, eldeki davada ileri sürülen taleplerin incelenip, görülme yerinin, adli yargı yeri olduğundan görevsizlik kararı verilmesinin doğru olmadığı, davanın esası hakkında karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmuştur. Mahkemece bozma ilamına uyularak bu defa hukuki yarar bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde, davacının davalıya ait kiralananı 03/01/2011 başlangıç tarihli sözleşme ile 3 yıl süreyle kiraladığını, E.. B.. ile davacı arasında 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu'na göre ihale yapmaksızın 03/01/2011 başlangıç tarihli kira sözleşmesi imzalandığını, taşınmazın 2886 sayılı yasaya göre kiraya verilmediğini, bu nedenle taraflar arasındaki sözleşmenin özel hukuk hükümlerine tabi olduğunu, dava konusu taşınmazın musakkaf nitelikte olduğunu bu durumun yer teslim tutanağında da belirtildiğini, Belediye Encümeninin 11/09/2013 tarih ve 49844671-142 sayılı kararı ile kira sözleşmesinin 16.maddesinde yazılı olan mücbir sebeplerden dolayı davalı tarafından kira sözleşmesinin tek taraflı olarak feshedildiğini belirterek, kiracılık sıfatının tesbiti ile çekişmenin önlenmesini istemiştir.Davalı vekili, dava konusu taşınmazın 14/02/1990 tarihinde davacı tarafından kiralandığını ve sözleşmenin bu süre içinde yenilenerek devam ettiğini, son olarak da 03/01/2011 tarihinde 3 yıl süreli kira sözleşmesi imzalandığını, taşınmaz her ne kadar H.. Y.. tarafından kiralanmış ise de iş yeri açma ve çalışma ruhsatının Aspendos Turizm San. ve Tic. Ltd. Şti. adına alındığını, davacının E.. B..'na sunduğu 16/09/2013 tarihli dilekçesinde Aspendos Turizm San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin fesholunduğunu bu nedenle iş yeri açma ve çalışma ruhsatının değiştirilerek kendi adına ruhsat verilmesini talep ettiğini, bu talebinin belediye tarafından reddedildiğini, Milli Emlak Müdürlüğü tarafından davacının işgalci olduğunun bildirildiğini, kira sözleşmesi imzalandığında mevcut olmayan kıyı protokolü nedeniyle davacının işgalinin sona erdirilmesinin istendiğini, bu durumunun mücbir sebep olduğunu, davanın reddini savunmuştur.Mahkemece hukuki yarar bulunmadığı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bilindiği gibi tespit davasının konusunu bir hukuki ilişki oluşturabilir. Tespit davasının dinlenebilmesi için davacının bir hakkı veya hukuki durumunun hali hazır bir tehlike ile ciddi bir biçimde tehdit edilmiş olması bu ciddi tehdit sebebiyle davacının hukuki durumunun tereddüt veya belirsizlik içinde bulunması bu hususun davacı için bir zarar doğurabilecek nitelikte olması gerekir.
Taraflar arasında yenilenen 03.01.2011 başlangıç tarihli, üç yıl süreli yazılı kira sözleşmesinin varlığı hususunda herhangi bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davalı Belediyenin 11/09/2013 tarih ve 49844671-142 sayılı Encümen kararı ile kira sözleşmesinin 16. maddesinde yazılı olan mücbir sebeplerden dolayı kira sözleşmesinin tek taraflı olarak feshedildiğine ilişkin kararı davacıya 20/09/2013 tarihli tebliğ tarihli ihtarname ile bildirilmesi üzerine davacı tarafından kiracılık sıfatının tespiti ile çekişmenin önlenmesi amacıyla dava açılmıştır. Yukarıda belirtilen açıklamalar karşısında, tespit davasının açıldığı tarihte davacının hukuken korunmaya muhtaç durumda olduğu ve dava açmakta hukuki yararının bulunduğu kabul edilmelidir.Mahkemece işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 10.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.