(6098 S. K. m. 117, 315) (818 S. K. m. 101)
Dava: Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı itirazın iptali ve tahliye davasına dair karar, davacı ve davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Karar: Dava, kira alacağının tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali ve kiralananın tahliyesi istemine ilişkindir. Mahkemece itirazın kısmen iptaline ve kiralananın tahliyesine karar verilmesi üzerine hüküm davacı vekili ve davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosya kapsamına, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerekçelere göre davacı vekilinin ve davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davalının tahliye kararına yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Türk Borçlar Kanununun 315. maddesi hükmü uyarınca temerrüt nedeniyle tahliyeye karar verilebilmesi için istenen kira parasının veya yan giderin muaccel (istenebilir) olması ve kira bedeli ile yan giderin verilen sürede ödenmemiş bulunması, ihtarnamede verilen süre içerisinde kira parasının ödenmemesi halinde akdin feshedileceğinin açıkça belirtilmesi gerekir. Kiracıya verilecek süre konut ve çatılı işyeri kiralarında en az otuz gün, ürün kiralarında en az altmış gün, diğer kira ilişkilerinde ise en az on gündür. Kira parası götürülüp ödenmesi gereken borçlardan olduğundan kiralayana götürülüp elden ödenmesi veya gideri kiracıya ait olmak koşuluyla konutta ödemeli olarak PTT kanalıyla gönderilmesi gerekir. Bundan ayrı, sözleşmede özel bir koşul kabul edilmişse bu hususta göz önünde tutulmalıdır. Açıklanan şekilde yapılmayan ödemeler yasal ödeme olarak kabul edilemez. Ancak teamül haline gelmiş bir ödeme şekli varsa bu şekilde yapılan ödemede geçerlidir.
Olayımıza gelince; temerrüt ihtarı yerine geçen ödeme emrinin davalı kiracıya tebliğine dair belge dosya arasında bulunmamaktadır. Ancak icra takibinin başlatıldığı tarih olan 28/09/2012 tarihi dikkate alındığında dahi, itirazın iptali ve tahliye istemli dava, kanunda öngörülen otuz günlük ödeme süresi beklenilmeden 17/10/2012 tarihinde açılmıştır. Bu durumda tahliye davasının süresinde açılmadığı gözetilerek tahliye isteminin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde kiralananın tahliyesine karar verilmesi doğru değildir.
3- Davacı vekilinin faize yönelik temyiz itirazlarına gelince;
6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 117/2 (mülga 818 Sayılı Borçlar Kanununun 101/2) maddesi hükmü gereği borcun ifa olunacağı gün sözleşme ile belli edilmiş ise, ihtar şartı aranmadan bu günün bitmesi ile borçlu temerrüde düşmüş olur.
Taraflar arasında yazılı bir kira akdi bulunmamakla birlikte dava dilekçesindeki açıklamalara göre 2011-2012 yılı kirasının 2250 TL olduğu, 2012-2013 yılı kirasının 2403 TL olduğu davalının 21/02/2011 tarihinde ödenmesi gerekken kirayı 315 TL eksik olarak ödediği, 21/02/2012 tarihinde ödemesi gereken kirayı ise 576 TL eksik olarak ödediği belirtilerek toplam 891 TL kira alacağı ile 76,46 TL işlemiş (yıllık %9 oranında) faiz alacağının tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda itirazın iptali ile takibin 891,00 TL asıl alacak üzerinden devamına, davacının faiz talebinde bulunmasına rağmen kira bedelini ödemesi hususunda davalıya icra takibinden önce ihtar gönderilmediği belirtilerek fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. Ne var ki dosya arasında bulunan davalı tarafından gönderilen 10/08/2012 tarihli ihtarnamede; kira ilişkisinin 21/02/2009 tarihinde başladığı bu tarihte ilk kira bedeli olan 2100 TL nin peşin olarak ödendiği, 21/02/2010 tarihinde ikinci yıla ilişkin olarak 2250 TL kiranın ödendiği, 12/10/2010 tarihinde 2011 yılı kira bedeline mahsuben davacıya çeyrek altın verildiği ve 21/02/2012 tarihinde de kiranın yıllık 2750 TL olarak ödenmiş olduğu belirtilmiştir. Bu durumda taraflar arasındaki sözlü kira ilişkisinde kira bedelinin yıllık peşin olarak ödeneceğinin kararlaştırıldığı anlaşılmaktadır. Bu şekilde kira parasının ödeme zamanı taraflarca belirlenmiş olduğundan kararlaştırılan zaman geldiğinde yükümlendiği kira borcunu ödememesi halinde kiracı temerrüde düşer bunun için ihtara gerek yoktur. Bu durumda yıllık kiranın peşin ödeneceği gözetilerek davacının faiz alacağı hesaplanarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile faiz isteminin reddine karar verilmesi doğru değildir.
Hüküm bu nedenlerle bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda 2. bentte yazılı nedenlerle davalının, 3. bentte yazılı nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3. madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edenlere iadesine, 18.09.2014 tarihinde oybirliği ile, karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy