MAHKEMESİ:Sulh Hukuk Mahkemesi
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tahliye ve alacak davasına dair karar, davacılar tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, temerrüt nedeniyle kiralananın tahliyesi ve alacağın tahsili istemine ilişkindir.
Davacılar, davalının 01.06.2012 başlangıç tarihli aylık 1800,00 TL bedelli kira sözleşmesi ile kiracısı olduğunu, davalıya Aralık 2012, Ocak, Şubat 2013 kira parasını ödememesi nedeniyle 25.02.2013 tarihli temerrüt ihtarnamesinin keşide edildiğini, yine Mart 2013 kirasının da ödenmemesi nedeniyle 07.03.2013 keşide tarihli temerrüt ihtarnamesinin keşide edidiğini, Davalının kira paralarını yasal süresinde yatırmadığını, sonrasında her biri 1795,00 TL olan toplam 3590,00 TL ödemede bulunduğunu yasal süresi içersinde ihtara konu kira parasının tamamının ödenmemiş olması nedeniyle temerrüte düştüğünü, ayrıca davalının 2013 yılı Nisan ayı kirasınıda ödemediğini belirterek davalının temerrüt nedeniyle tahliyesi ile 5405,00 TL kira alacağının tahsiline karar verilmesini talep etmişlerdir. Davalı ise ödeme savunmasında bulunmuştur. Mahkemece 07.03.2013 keşide tarihli ihtara konu Mart 2013 kirası süresinden önce ödendiğinden temerrüt gerçekleşmediğinden, 25.02.2013 tarihli ihtarname ise usule uygun tebliğ edilmediğinden mahkemece tahliye isteminin reddine ve alacak isteminin ise 2013 yılı Ocak ayında kira ödemesi ispatlanamadığından kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Türk Borçlar Kanununun 315.maddesi hükmü uyarınca temerrüt nedeniyle açılacak tahliye davasının kural olarak kiralayan tarafından açılması gerekir. Kiralayanlar birden fazla ise aralarında zorunlu dava arkadaşlığı bulunduğundan ihtarnameyi birlikte göndermeleri ve yine davayı da birlikte açmaları zorunludur. Kiralayan durumunda olmayan malik veya kiralananı sonradan iktisap eden yeni malikin önceden kiracıya ihbar göndererek kira paralarının kendisine ödenmesini istemesi bu ihbarın sonuçsuz kalması halinde yasal içerikli ihtarname tebliğ ettirmek suretiyle dava açması gerekir. Dava hakkına ilişkin bu husus mahkemece kendiliğinden gözönünde bulundurulmalıdır.
1-)Mahkemece, tahliye istemi ile ilgili olarak temerrüt ihtarnamesinin usulüne uygun tebliğ edilmediği gerekçesi ile red kararı verilmiş ise de; davalının ihtarnamenin usule aykırı tebliğ edildiğine ilişkin bir itirazının olmaması ve temyiz dilekçesine eklenen temerrüt ihtarnamesinin de bizzat davalıya tebliğ edilmiş olması karşısında mahkemenin bu nedenle tahliye isteminin reddine ilişkin kararı isabetsizdir. Ancak, yukarıda yazılı ilke kararında belirtildiği üzere kiralayanların birden fazla ise aralarında zorunlu dava arkadaşlığı bulunduğundan ihtarnameyi birlikte göndermeleri ve yine davayı da birlikte açmaları ./..
-2-
gerekirken, davaya konu temerrüte esas ihtarnamelerden 25.02.2013 tarihli ihtarnamenin ... tarafından, 07.03.2013 tarihli ihtarnamenin ise ... tarafında keşide edilerek, kiralayanlarca birlikte keşide edilmemesi, birlikte dava açılmasının da bu eksikliği sonradan gidermesinin mümkün olmamasına göre, sonuçu itibariyle tahliyenin reddine ilişkin karar bu nedenle doğru olduğundan, davacıların tahliye isteminin reddine ilişkin temyiz itirazları yerinde değildir.
2-)Davacının kira alacağına yönelik temyiz itirazlarına gelince; Taraflar arasında 01.06.2012 tarihinde yenilenen ve aylık kira parası 1800,00 TL olan kira sözleşmesi hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadir. Uyuşmazlık davalı kiracının, davacı kiralayanların banka hesabına yaptığı kira ödemelerinde hangi aya ilişkin olduğuna dair açıklamada bulunmaması durumunda yapılan ödemlerin hangi ay kirasına sayılması gerektiğine ilişkindir.
Türk Borçlar Kanunun 102. maddesine göre taraflar arasında birden fazla borç bulunması halinde “Kanunen geçerli bir açıklama yapılmadığı veya makbuzda bir açıklık bulunmadığı durumda ödeme, muaccel borç için yapılmış sayılır. Birden çok borç muaccel ise ödemenin, borçluya karşı ilk olarak takip edilen borç için yapılmış olduğu kabul edilir. Takip yapılmamış ise ödeme, vadesi ilk önce gelmiş olan borç için yapılmış olur.” hükmünü içermektedir. Dosya içerisindeki banka ekstresinden davalının ödemeleri süresinden sonra yaparak kaydırdığı, nitekim 2013 Ocak ayı yanı sıra 2011 Aralık ayında da yapılan kira ödemesi bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda; davacı tarafından, davalının dava konusu edilen aylar içinde yaptığı ödemelerin, ödenmeyen önceki aylara mahsup edildiği iddia edildiğine göre mahkemece kira sözleşmesinin başlangıcından itibaren yapılan tüm ödeme kayıtları getirtilerek kayıtlar üzerinden bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle eksik ödemeler bulunup bulunmadığı tespit edilerek TBK'nun 102. maddesi de nazara alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde ödemelerin yapıldığı tarihteki aya ilişkin kira parası olduğu kabul edilerek, davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru değildir.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda (1) nolu bentte yazılı nedenlerle hükmün tahliye isteminin reddine ilişkin kısmının belirtilen gerekçe ile ONANMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalının alacağa ilişkin temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, onanan kısım için aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edenden alınmasına, 19.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.