MAHKEMESİ : Gebze 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 21/02/2014
NUMARASI : 2010/261-2014/58
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı maddi tazminat davasına dair kararın temyiz incelemesi duruşmalı olarak davalı ve davacı tarafından süresi içinde istenilmekle gün tayin edilerek taraflara gönderilen davetiyelerin tebliğ edilmesi üzerine belli günde davacı şirket vekili Av. T.. K.. ve davalı G.. B.. vekili Av. M.. T.. geldiler. Hazır bulunanların sözlü beyanları dinlendikten sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Uyuşmazlık, faz1aya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 100.000 TL maddi tazminatın tahsiline ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulü ile 90.000 TL maddi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesi üzerine, hüküm davacı vekili ve davalı vekili tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
1-Dosya kapsamına, toplanan delillere, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verilmiş olmasına, delillerin takdirinde de bir isabetsizlik olmamasına göre temyiz eden davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince;
Taraflar arasında düzenlenen 02.07.2002 tarihli sözleşme ile, İ.. Ç.. P..'nın 134.914.55 TL keşif bedeli ile düzenlenmesi ve davacı kiracı tarafından yüzyedi ay süre ile işletilmesi konusunda anlaşma yapılmıştır. Davacı kiracının park düzenlemesi yapıp işletmeye açmasından sonra, davalı kiraya veren belediyenin park çevresindeki taşınmazlarda K..M.. Projesi çerçevesinde 26.05.2008 tarihinde inşaat çalışmalarına başlaması ve bu bağlamda inşaat güvenliğini sağlamak amacıyla bariyerler koyması ve çevre yollarını yaya ve araç trafiğine kapatması sonucu kiralanandan yeterli düzeyde yararlanamadığını, iş hacminin düştüğünü ve zarar ettiğini belirterek, uğradığı zararın tazminini talep etmiştir. Davacının bu konudaki başvurusu üzerine, bu durum davalı belediye tarafından da kabul edilerek, her ne kadar sonradan iptal edilmiş olsa da, belediye encümeninin 03.03.2009 gün ve 1042 sayılı kararı çerçevesinde davacı kiracı ile İ.. Ç..P...'nın işletilmesi imkanı kalmadığından Kent Meydanı'nda iki adet kafeteryanın otuz ay süreyle bedelsiz işletilmesi konusunda ek sözleşme yapmıştır. Zararın tazminine ilişkin uyuşmazlıkta, hükme esas alınan 04.09.2013 tarihli bilirkişi raporunda, söz konusu ek sözleşmenin konusu iki adet kafeteryanın otuz ay boyunca getireceği kira parasından hareketle zarar miktarının belirlenmesi yoluna gidilmiş ise de, her şeyden önce 25.06.2009 tarihli belediye encümen kararı ile iptal edilen ve Kent Meydanı Projesi'nin tamamlanmaması nedeniyle yaşama geçmeyen ek sözleşmeye göre uyuşmazlığın çözülmesi mümkün değildir. Bu hususta 02.07.2002 tarihli ilk ve ana sözleşmenin esas alınması gerekir.
Dava tarihi itibariyle olaya uygulanması gereken 818 Sayılı Borçlar Kanunu'nun 249- 250 maddesi hükmü gereğince, kiraya veren kiralananı kararlaştırılan tarihte, sözleşmede amaçlanan kullanıma elverişli bir durumda teslim etmek ve sözleşme süresince bu durumda bulundurmakla yükümlüdür. Kira, sürekli bir akit olduğundan hem sözleşmenin kurulmasından önce var olan, hem de akdin devamı süresince kiracının bir kusuru olmaksızın ortaya çıkan ayıplar kiraya verenin tekeffülü altındadır. Diğer bir anlatımla, kiraya veren sözleşme süresince kiralananın kullanmaya elverişli halde bulunması için gerekli önlemleri almak durumundadır. Kiralananın sözleşme amacına uygun kullanılamayacak olması ya da kiralanandan yararlanmanın önemli surette azalması halinde, kiracı kira sözleşmesini feshedebileceği gibi, kira bedelinde uygun bir indirim yapılmasını da isteyebilir.
Dava konusu olayda; sözleşme konusu parkın kiralanmasından sonra davalı kiraya veren tarafından çevre parsellerde başlatılan meydan düzenleme projesi çalışmaları ve bu amaçla yapılan inşaatlar nedeniyle davacı kiracının kiralanandan yararlanma düzeyinin oldukça azalmış olduğu, bu şekilde tam anlamıyla kiralama amacının gerçekleşmediği anlaşılmaktadır. Bununla birlikte davacı kiracı sözleşmenin feshini ya da kira bedelinden indirim yapılmasını talep etmemiş, 18.05.2010 tarihinde keşide ettiği ihtarname ile bu nedenle uğramış olduğu zararının karşılanmasını istemiştir. Nitekim kiralananı da sözleşme sonuna kadar kullanmaya devam etmiştir. Davacı kiracı tarafından sözleşme feshedilmediğine göre, var olan durum nedeniyle kira parasının tenzili gerekir. Bunun için mahkemece güncel kira bedeli belirlenerek, tespit edilen miktara nazaran kiranın tenzili gerekiyorsa bu miktar üzerinden tazminata hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda (2) No'lu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, Yargıtay duruşması için kendisini vekille temyiz ettiren davacı yararına takdir olunan 1.100 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 18.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy