MAHKEMESİ : Ankara 4. Sulh Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 11/06/2014
NUMARASI : 2014/455-2014/862
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı kiracılık sıfatının tespiti davasına dair karar, davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, kira bedelinin tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, davalının 01.05.2007 tarihli kira sözleşmesi ile 25/B ve 25/3 kapı nolu taşınmazlarda müvekkillerinin murisi ile yapılan kira sözleşmesi ile kiracı olduğunu, 25/B nolu taşınmazın müvekkillerinin murisine ait olduğunu, bu sebeble müvekkillerine ait olan 25/B nolu kısım kira bedelinin müvekkillerine ödendiğini, 01.05.2011 tarihinde başlayan dönem kira bedelinin aylık net 7000,00 TL olduğunu belirterek 01.05.2011 tarihinden itibaren 25/B nolu kısmın kira bedelinin aylık 12.000,00 TL tespitine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece ilk verilen ve dairemizce bozulan hükümde kira parası hak ve nesafet ilkesine göre 01.05.2011 tarihinden itibaren 10.800,00 TL olarak tespit edilmiş, davalının temyizi sonucunda, dairemizce, davacının 18.02.2012 tarihinde açtığı dava ile geçmiş dönem için kira bedelinin tespitini isteyemeyeceği gibi, davacı söz konusu dönem için kira bedelinin 7000,00 TL olması konusunda anlaştıklarını belirtmesine göre de 01.05.2011 tarihinden başlayan dönem için kira bedelinin tespitini talep edemeyeceğinden, davacının 01.05.2012 tarihinden itibaren kira bedelinin tespiti talebi olup olmadığı sorularak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği belirtilerek hükmün bozulması üzerine, mahkemece bozma ilamına uyularak 01.05.2011 tarihinde başlayan dönem kira bedelinin aylık net 7000,00 TL olduğu kabul edilerek, söz konusu miktara TUİK tarafından açıklanan ÜFE enflasyon oranından artış yapılmak suretiyle 01.05.2007 tarihli kira sözleşmesi ile kiralanan 25/B ve 25/3 nolu kiralananların kira bedelinin 01.05.2012 tarihinden itibaren brüt 9.674,87 TL olarak tespitine karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında 01.05.2007 tarihli bir yıl süreli kira sözleşmesi düzenlendiğine ilişkin uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davacı tarafından 01.05.2012 tarihinde başlayan dönem için 25/B kapı nolu taşınmazın kira bedelinin tespiti talep edilmiş olup, kira sözleşmesinin başlangıcından itibaren beşinci yıl kirasına ilişkin kira bedelinin tespitinin talep edilmiş olması ve daha önce ki yıllarda da mahkemece tespit edilen kira bedeli olmamasına göre aylık kira bedeli hak ve nesâfet esaslarına göre belirlenmelidir. Hal böyle iken mahkemece 01.05.2011 tarihinde başlayan dönem için aylık kira bedeli net 7.000,00 TL olarak kabul edilerek bu miktara TUİK tarafından açıklanan ÜFE enflasyon oranından artış yapılmak suretiyle kira bedelinin tespiti doğru değildir
Öte yandan; 6100 sayılı HMK.26/1. maddesine göre "Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir." Davacı dava dilekçesinde ve cevaba cevap dilekçesi olarak verdiği dilekçesinde 01.05.2007 Tarihli kira sözleşmesine istinaden kiraya verilen 25/B ve 25/3 nolu taşınmazlardan 25/B nolu kiralananın kira bedelinin tespitini talep etmiş, nitekim bozmadan önce alınan bilirkişi raporunda da bilirkişi tarafından 25/B no'lu kiralananın boş olarak yeniden kiraya verilmesi halinde getireceği kira bedeli tespit edilmiştir. Hal böyle iken mahkemece infazda tereddüte neden olacak ve talebi aşar şekilde 25/B ve 25/3 nolu kiralananların kira bedelinin tespitine karar verilmesi de usul ve yasaya aykırıdır.
Mahkemece, kira bedelinin tespiti talep edilen 01.05.2012 tarihli dönemde kira bedeli hak ve nesâfet ilkesine göre belirleneceğinden, talep konusu 25/B nolu taşınmazın emsal ve rayiçlere göre boş olarak kiraya verilebileceği bedelin belirlenmesi için bilirkişiden denetime elverişli rapor alınarak, belirlenen kira bedelinden hak ve nesâfet oranında indirim yapılarak, kısmen kabule ilişkin kararın sadece davalı tarafından temyiz edilmiş olması nedeniyle usulü kazanılmış haklara da riayet edilerek karar verilmesi gerektiğinden hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda yazılı nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 24.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy