MAHKEMESİ : Afyonkarahisar 1. Sulh Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 13/05/2014
NUMARASI : 2012/617-2014/646
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tahliye ve alacak davasına dair karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, ödenmeyen bir kısım kira alacağının tahsili ve temerrüt nedeniyle tahliye istemine ilişkindir. Mahkemece temerrüt ihtarının usulüne uygun tebliğ edilmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde, kira sözleşmesi uyarınca ödenmeyen 2009 yılı Mart ayı kirasının ödenmesi için davalı kiracıya ihtarname çekildiğini, ihtarda verilen otuz günlük süreye rağmen ihtarın gereğinin yerine getirilmediğini belirterek 8.004,14 TL kira alacağının aylık % 2 USD+KDV oranında temerrüt faiziyle birlikte tahsili ve tahliye isteminde bulunmuş, davalı vekili davalının ödenmeyen kira borcu bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece 22.12.2009 tarihli kararla alacak ve tahliye yönünden davanın kabulüne karar verilmiş, kararın davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dairemizin 30.06.2010 tarihli kararı ile dava dilekçesinin davalı şirkete usulüne uygun tebliğ edilmediği, davalı tarafın yargılamaya katılmayıp, davaya cevap vermediği, davetiyenin davalıya yöntemine uygun tebliği sağlanıp taraf teşkili sağlandıktan sonra işin esası hakkında karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece direnme kararı verilmesi üzerine karar Hukuk Genel Kurulu tarafından direnme kararının HMK'nın 297 maddesinde belirtilen ilkeler gözetilmeden verildiği gerekçesiyle usul yönünden bozulmuş, mahkemece bu defa da dairemizin ilk bozma kararına eylemli olarak uyulmuşsa da; temerrüt ihtarının usulüne uygun tebliğ edilmediği belirtilerek davanın reddine karar verilmiştir. Bu durumda mahkemece tahliye istemi temerrüt ihtarının usulüne uygun tebliğ edilmediği gerekçesiyle reddedilmişse de öncelikle davacının alacak istemi hakkında olumlu-olumsuz bir karar verilmemesi doğru değildir. Öte yandan davalı vekili temyiz dilekçesinde noter ihtarını almadıklarına dair bir beyanda bulunmamış tam aksine temerrüte konu ihtarnameyi 18.03.2009 tarihinde tebellüğ ettiklerini, ihtarnamenin tebliğinin ardından 31.03.2009 tarihinde yani yasal otuz günlük süre içerisinde çekle 10.000 TL ödeme yaptıklarını savunmuştur. O halde mahkemece davalı tarafından savunma konusu edilmemiş bir hususun resen gözetilerek savunulmuş gibi değerlendirilmesi ve bu gerekçeyle tahliye talebinin reddedilmesi doğru değildir. Kaldı ki davalı vekili az yukarıda belirtildiği üzere ihtarı tebliğ aldıklarını ve gereğini yerine getirdiklerini belirttiğine göre davacı alacaklının tahliye talebi konusunda işin esasının incelenmesi, alacak talebi hakkında da olumlu-olumsuz hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Hüküm bu nedenlerle bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 29.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy