MAHKEMESİ : Bakırköy 2. Sulh Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 06/05/2014
NUMARASI : 2013/994-2014/373
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı Kira bedelinin tespiti davasına dair karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava kira parasının arttırılarak tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece istemin reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili; davalının 1990 yılından beri kiracı olup yenilemeye ilişkin sözleşmenin 01.01.2008 tarihli olduğunu, kira bedelinin gerçekte 5.300 TL olmasına rağmen, bahsi geçen kontratın düşük stopaj ödemek amacıyla 3.000 TL üzerinden düzenlendiğini ve aradaki farkın davalı tarafından makbuz karşılığı ödendiğini, ancak son dönemde davalının kira bedelini 3.000 TL tutar üzerinden ödemeye başladığını, bakiye bedeller için davalı hakkında icra takibi başlatıldığını, belirterek 5.300 TL olan kira parasının 01.01.2014 tarihinden itibaren 10.000 TL olarak tespitine karar verilmesini istemiştir. Davalı ise; iddianın gerçeği yansıtmadığını, aylık kira bedelinin kontratta yazılı tutar olup, eksik ödemenin söz konusu olmadığını, artış talebinin fahiş olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir. Mahkemece, bilirkişi tarafından hak ve nesafet ilkesine göre tespit edilen tutarın zaten davalı tarafından ödendiğinin kabulü ile davanın reddine karar verilmiştir.
Kural olarak kararların kesin hüküm teşkil edecek bölümü hüküm fıkrasıdır. Gerekçe kesin hüküm teşkil etmez. Bununla beraber gerekçe maddi anlamda kesinlikten tamamen tecrit edilmiş de değildir. Özellikle verilen hükme ulaşmak için mahkemece yapılan maddi tespit ve değerlendirmeler hüküm fıkrası ile sıkı bir bağlılık içinde bulunuyor ise istisnaen bu kısmın da hükme dahil olduğunun kabulü gerekir. Öte yandan hüküm lehine olan tarafın hükmün gerekçesini temyiz etmekte hukuki yararı olduğu durumlarda da yukarıdakine benzer bir sonuca ulaşmak mümkündür. Zira gerekçeyi temyiz hakkının varlığı yargısal uygulamada kabul edilmiştir. Somut olaya bu çerçeveden bakıldığında; mahkemece tespit isteminin reddi hakkında verilen hüküm davalının, hak ve nesafet ilkesine göre tespit edilen tutardan daha fazla ödeme yaptığı olgusuna dayandırılmış olup bu yönüyle davalının hali hazırda benimseyip ödediği tutarın 5.300 TL olduğu mahkemece kabul edilmiştir. Davalının hükmün gerekçesini bu yönüyle temyiz hakkı bulunmasına rağmen temyiz konusu yapmamış olması, aylık kira bedelinin tespiti istenen dönemde 5.300 TL olduğunun kabulünü zorunlu kılmıştır. Nihai olarak; dava bir tespit davası olup kira parasının miktarının tespit ilamı ile belirlenmesinde davayı açan tarafın hukuki yararı olduğundan, davalının benimseyip ödediği tutar, bilirkişinin belirlediği tutardan daha yüksek olsa bile dava reddedilmeyip taraflar arasındaki hukuki duruma uygun şekilde tespit hükmü kurulması zorunludur. Mahkemece belirtilen bu husus nazara alınmaksızın istemin reddine karar verilmesi doğru değildir.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 14.10.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy