MAHKEMESİ:Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Menfi tespit-Alacak
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı menfi tespit ve alacak davasına dair karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, kiracı tarafından açılan peşin ödenen kira bedelinin iadesi, kira bedeli karşılığında verilen kambiyo senedi nedeniyle borçlu olmadığının tespiti ve faydalı imalat bedelinin tazmini istemine ilişkindir. Mahkemece, kira bedelinin iadesi talebi yönünden dava konusuz kaldığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, faydalı imalat bedeline yönelik talebin reddine, menfi tespit talebi yönünden hukuki yarar yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkeme kararlarında nelerin yazılacağı yürürlükten kaldırılan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 388.maddesi ile bunun karşılığı olarak düzenlenen ve 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297/2 maddesinde belirtilmiştir. Buna göre karar (hüküm), tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri kapsar. Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Hüküm gerekçesi dosya içeriğine uygun olmak zorundadır. Ayrıca, davanın kabulüne karar verildikten sonra hükmün kendi içinde çelişki oluşturacak şekilde, sanki davanın kısmen kabulüne karar verilmiş gibi karar verilmesi de doğru değildir.
Davacı vekilinin tüm temyiz itirazları incelenmeksizin yapılan incelemede; Mahkemece, davacının önceden ödemiş olan kira bedellerine ilişkin istirdat talebi dava devam ederken davalı vekilinin davacıya ödenmek üzere mahkeme veznesine 12.750,00 TL depo etmesiyle konusuz kalmıştır. Bu talebin geri kalan kısmı yönünden; kira sözleşmesini fesih nedeninin kiralananın önünden geçen yoldaki orta refüjün kapanmasının kiraya verenden kaynaklanmadığı, kiraya verenin bir kusuru olmadığı, ödenen kira bedellerinin kira sözleşmesi süresinde verildiği nedenleriyle esastan reddi gerekmiş ise de sehven hükümde yer verilmemiştir, gerekçesi yazılı olmasına rağmen hüküm fıkrasının 2 numaralı bendinde kira bedelinin iadesine yönelik talebin tümü hakkında “Alacak davası yönünden dava
konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına” şeklinde hüküm kurularak gerekçe ile hüküm arasında çelişki meydana getirilmiştir. Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Tüm bu nedenlerle mahkemece gerekçe ve hükmü çelişkili, infazda tereddüt yaratacak ve Yargıtay denetimine elverişli olmayan bir şekilde hüküm verilmesi doğru olmadığından hükmün bozulması gerekmiştir.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre de sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 05/09/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy