MAHKEMESİ: İstanbul 8. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 30/12/2014
NUMARASI: 2014/682-2014/1380
İcra mahkemesince verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı karar, asıl davanın davalısı-birleşen davanın davacısı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Asıl dava kesinleşen takip nedeniyle kiralananın tahliyesi istemine ilişkindir. Asıl davanın davalısı, birleşen davada ödeme emrinin usulsüz tebliğ edildiğini belirterek ödeme emrinin tebliğ tarihinin öğrenme tarihi olan 23.06.2014 olarak belirlenmesine ilişkin 24.06.2014 tarihinde şikayet davası açmıştır. Mahkemece ödeme emrinin Tebligat Kanunu'nun 21. maddesine göre yapıldığı, borçlunun adresinde bulunmama sebebinin yazılmasına gerek olmadığı gerekçesiyle birleşen şikayet davasının reddine, asıl davada gerçekleşen temerrüt nedeniyle davalı kiracının tahliyesine karar verilmiş, karar birleşen davanın davacısı, asıl davanın davalısı tarafından temyiz edilmiştir.
Tebligat Yasası'nın 12. ve 13. Tebligat Yönetmeliği'nin 20. ve 21.maddeleri tüzel kişilere yapılacak tebligat hususunu düzenlemiş olup, anılan madde hükümlerine göre tebligatın tüzel kişinin selahiyetli mümessillerine yapılması, tebligat yapılacak kimselerin herhangi bir sebeple mutad iş saatlerinde işyerinde bulunmadıkları veya o sırada evrakı bizzat alamayacak bir halde oldukları takdirde tebliğin tüzel kişinin o yerdeki memur ve müstahdemlerinden birine yapılması gerekir.
Davada, davalı şirkete tebliğ edilen ödeme emri belirtilen adreste daimi çalışan M. G.imzasına tebliğ edilmiş ise de, yetkili temsilcisinin adreste bulunup bulunmadığı, adreste bulunmuyor ise bulunmama nedeni araştırılmamıştır. Bu şekilde yapılan tebligat usulsüzdür. Bu durumda davalıya gönderilen ödeme emri usulüne uygun tebliğ edilmediğinden şikayete ilişkin davanın kabulü gerekirken yazılı gerekçeyle şikayet davasının reddine karar verilmesi doğru değildir.
Asıl davada davaya konu olan icra takibinde davacı vekili 03.04.2014 tarihli takip talepnamesi ile 2014 yılı Şubat ve Mart ayları kira parası toplamı olan 72.161,48 TL'nin tahsilini istemiş, davalı kiracı 28.04.2014 tarihinde icra dosyasına banka aracılığıyla 45.000 TL, yine 24.06.2014 tarihinde de 46.357 TL göndermiştir. İİK.nun 269.maddesi gereği ödeme süresi emrinin tebliğ tarihinden itibaren işlemeye başlayacağından davalı borçlu kiracıya tebligat usulüne uygun yapılmadığından otuz günlük ödeme süresi de başlamaz. Davalı kiracının icra takibini haricen öğrenip icra dosyasına para yatırması süreleri başlatmaz. Bu durumda davalı borçluya usulüne uygun ödeme emri tebliğ edilmediği için, ödeme ve itiraz süreleri işlemeye başlamayacağından, icra mahkemesinden tahliye istenemez. Ayrıca davalı borçlu tarafından icra takibi haricen öğrenilip takibe konu tüm kira bedelleri de ödenmiş olduğundan temerrüt olgusunun gerçekleşmemesi nedeniyle tahliye davasının reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde kiralananın tahliyesine karar verilmesi de doğru değildir.
Karar bu nedenlerle bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle asıl ve birleşen davaya yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428 ve İİK.nın 366.maddesi uyarınca kararın BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 08.06.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.