MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Alacak
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı alacak davasına dair karar, davalı ve davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, kira alacağının ve işlemiş faiz alacağının tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, 650,00 TL kira alacağının ve 1.000 TL işlemiş faiz alacağının tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı vekili ve davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya kapsamına, toplanan delillere, mevcut deliller mahkemece taktir edilerek karar verilmiş olmasına ve taktirde de bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davacının işlemiş faize yönelik temyiz itirazına gelince;
Davacı dava dilekçesinde; davalı ile aralarında 15.03.2007 başlangıç tarihli 4 yıl süreli kira sözleşmesi bulunduğunu, taşınmazın dershane olarak işletilmek üzere kiralandığını, sözleşmenin hususi şartlar 3. maddesinde gecikme halinde aylık % 10 faiz alınacağının kararlaştırıldığını, 2009 yılı Ocak ayı kirasının ödenmediğini ve sözleşmenin 3. maddesine göre sözleşme sonu olan 2011 Mart ayına kadar kira bedellerinin muaccel olduğunu belirterek Ocak 2009 ila Mart 2011 arası olmak üzere şimdilik 5.000 TL kira alacağı ve 1.000 TL işlemiş faiz alacağının tahsilini istemiştir. Davalı vekili, kiracının ... olduğunu, şirket ortağı olan müvekkilinin tacir olmadığını, işlemiş faiz alacağının kısmi dava konusu olamayacağını belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davalı kiracının tacir olmadığı, talep edilen aylardan sadece 650 TL eksik ödemesi bulunduğu gerekçesiyle, 650,00 TL kira alacağının ve 1.000 TL işlemiş faiz alacağının tahsiline karar verilmiştir.
6098 Sayılı TBK.nın 88, 120.m/1 ve 2.fıkraları gereğince sözleşme ile kararlaştırılacak yıllık temerrüt faiz oranı 120.m/1.fıkrada belirlenen yıllık faiz oranının yüzde yüz fazlasını aşamaz. Akdi faiz oranı kararlaştırılmakla birlikte sözleşmede temerrüt faizi kararlaştırılmamışsa ve yıllık akdi faiz oranı da birinci fıkrada belirtilen faiz oranından fazla ise, temerrüt faiz oranı hakkında akdi faiz oranı geçerlidir. 6101 Sayılı TBK.nın Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 7.maddesinde; "TBK.nın kamu düzenine ve genel ahlaka ilişkin kuralları ile geçici ödemelere ilişkin 76. faize ilişkin 88. temerrüt faizine ilişkin 120. ve aşırı ifa güçlüğüne ilişkin 138.maddesi görülmekte olan davalara da uygulanır." hükmü öngörülmüştür. Bu nedenle yukarıda açıklandığı üzere kiracı hakkında 6101 Sayılı TBK.nın Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun'unun 7.maddesi gereğince Türk Borçlar Kanun'unun 120.maddesinin uygulanması gerekir.
6102 Sayılı TTK.nun 12. maddesi hükmüne göre "bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir denir. Bir ticari işletmeyi kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo, televizyon ve diğer ilan araçlarıyla halka bildirmiş veya işletmesini ticaret siciline tescil ettirerek durumu ilan etmiş olan kimse, fiilen işletmeye başlamamış olsa bile tacir sayılır. Anılan Yasanın 11. maddesinde "Ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir. Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasında sınır, Bakanlar Kurulunca çıkarılacak kararnamede gösterilir." 15. maddesinde de "İster gezici olsun ister bir dükkanda veya sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedeni çalışmasına dayanan ve geliri 11. maddenin 2. fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır." düzenlemesi bulunmaktadır. Bir kimsenin Vergi Usul Kanunu'na göre esnaf sayılması, TTK. yönünden de esnaf kabul edilmesini gerektirmez. Ticaret Siciline ya da Oda'ya kayıtlı olmamak da tacir olmamanın kesin bir kanıtı olmadığı gibi, vergi mükellefi olup olmamak da tacir ve esnaf ayrımında kesin bir ölçüt olarak kabul edilemez.
Bu durumda mahkemece, yukarıda açıklanan hususlar göz önünde bulundurularak kiralananı dersane olarak işleten davalının tacir olup olmadığı hususu araştırılıp, davalının tacir olması durumunda faizin hesabında TBK.nun 88 ve 120. maddesindeki sınırlamaların etkili olmayacağı gözetilerek faizin hesaplanması gerekirken bu husus üzerinde durulmadan yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmadığından kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda (2) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, davalının temyiz isteminin REDDİNE, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edenlere iadesine, 09/06/2016 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(Muhalif)
KISMİ KARŞI OY:
Davalının tacir olup olmadığının araştırılmasına yönelik bozma gerekçesine aynen katılıyorum. Ancak sözleşmeden kaynaklanan alacaklarda, taraflar sözleşmede faiz ödeme borcu kararlaştırabileceği gibi, borcun ifasında temerrüde düşülmesi durumunda uygulanacak faiz oranı da kararlaştırabilirler. Bu durumda, uyuşmalık halinde kural olarak sözleşmede kararlaştırılan faiz oranının uygulanması gerekir. Yasal faizin uygulanma imkanı bulunmamaktadır. Ancak 6098 Sayılı TBK'nun 88.maddesinde, sözleşme ile kararlaştırılan faiz oranlarına ve 120.maddesinde, temerrüt faizine yönelik düzenlemelere yer verilmiştir. TBK'nın 120.maddesi "Uygulanacak yıllık temerrüt faizi oranı, sözleşmede kararlaştırılmamışsa, faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre belirlenir. Sözleşme ile kararlaştırılacak yıllık temerrüt faizi oranı, birinci fıkra uyarınca belirlenen yıllık faiz oranının yüzde yüz fazlasını aşamaz. Akdi faiz oranı kararlaştırılmakla birlikte sözleşmede temerrüt faizi kararlaştırılmamışsa ve yıllık akdi faiz oranı da birinci fıkrada belirtilen faiz oranından fazla ise, temerrüt faizi oranı hakkında akdi faiz oranı geçerli olur. "6100 Sayılı Türk Borçlar Kanununun 646.maddesi "Bu kanun 4721 Sayılı Türk Medeni Kanununun Beşinci Kitabı olup, onun tamamlayıcısıdır." 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununun 1.maddesi "Türk Ticaret Kanunu, 22.11.2001 tarihli ve 4721 Sayılı Türk Medeni Kanununun ayrılmaz bir parçasıdır." 9.maddesi "Ticari işlerde kanuni, anapara ile temerrüt faizi hakkında, ilgili mevzuat hükümleri uygulanır." şeklindedir. Türk Borçlar Kanunu'nun Türk Medeni Kanunu'nun tamamlayıcısı, Türk Ticaret Kanunu'nda, Türk Medeni Kanunu'nun ayrılmaz bir parçası olduğuna ilişkin yasal düzenlemeye göre; Türk Borçlar Kanunu ve Türk Ticaret Kanunu hükümleri Türk Medeni Kanunu'nun hükümleri niteliğindedir. Türk Ticaret Kanunu'nun 9.maddesinde ticari işlerde ilgili mevzuat hükümleri uygulanacağı belirtildiğinden Türk Borçlar Kanunu'nun kişi bakımından harhangi bir sınırlaması bulunmayan ve emredici nitelik taşıyan faize ilişkin 88 ve 120.maddesi de bir mevzuat hükmü olduğundan ve ilgili mevzuat hükmü, sadece 3095 sayılı faiz kanunu olmadığından ticari işlerde de uygulanması gerekir. Bu durumda Türk Ticaret Kanununun 8.maddesindeki faiz serbestisinin Türk Borçlar Kanununun 88 ve 120.maddesi ile sınırlandığının kabulü gerekir. Kaldı ki, alacak TBK'da düzenlenen kira ilişkisinden kaynaklanmaktadır. Bu durumda davacı tarafından sözleşmede kararlaştırılan ve talep edilen %10 faiz, TBK'nın 120.maddesindeki temerrüt faizinin üst sınırını aştığından, TBK'nın 120/2.maddesi gererğince tacirler için avans faizi, tacir olmayanlar yasal faiz olmak üzere belirlenen faizin yüzde yüz fazlası olarak uygulanarak, faize hükmedilmesi gerekir. TBK 88 ve 120.maddelerindeki sınırlamaların etkili alamayacağına ilişkin çoğunluk görüşüne katılamıyorum.
Full & Egal Universal Law Academy