MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Menfi tespit
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı menfi tespit davasına dair karar, davalı ve davacı tarafından süresi içinde duruşmalı olarak temyiz edilmiş ancak miktar itibariyle duruşmaya tabi olmadığından duruşma isteminin reddine karar verildikten sonra, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, kiracı tarafından açılan kira alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibi nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile davacının 16.659,00 TL kira alacağı asıl alacak ve takip öncesi işlemiş faiz olarak 1.060,25 TL toplamı 17.719,25 TL'yi aşan miktar yönünden borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş, hüküm davacı ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili dilekçesinde; Davacının davalı ile yaptığı 15.06.2010 başlangıç tarihli kira sözleşmesi ile dava konusu dükkanı 900,00 TL bedelle kiralandığını, 15.06.2011 tarihinde sözleşmenin yenilenerek kira bedelinin 1.000,00 TL olarak belirlendiğini, davalı tarafın davacı aleyhine .... İcra Müdürlüğü'nün 2011/20186 E. sayılı dosyası ile icra takibine başlatarak aylık kira bedellerini yazılı sözleşmeye rağmen 2010 yılı için 1.600,00 TL, 2011 yılı için ise 2.200,00 TL gösterdiğini ve 28.883,00 TL üzerinden takip yaptığını, davacının itiraz etmemesi nedeniyle takibin kesinleştiğini ve temerrüt nedeniyle tahliyesine karar verildiğini, takip tarihinde ödenmediği iddia edilen 2010 yılı Aralık ayı ile 2011 yılı Ocak-Aralık ayları kira bedelleri toplamı 12.900,00 TL olduğunu ve kira ödemeleri toplamının 16.718,00 TL olduğunu, dolayısıyla davalıya borcu bulunmadığını, belirterek takip tarihi itibari ile 28.883,00 TL kira borcunun bulunmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiş, davalı davacıya 02.04.2012 tarihinde hacze gidilince ödeme taahhüdünde bulunduğunu, borcu ve kira parasını Kabul ettiğinin açık olduğunu, davacının iddia ettiği gibi 2010 yılı aralık ayından 2011 yılı aralık ayına kadar olan kira bedeli toplamının 12.900 TL olmadığını, 25.000 TL olduğunu, belirterek davanın reddini savunmuştur.
Taraflar arasında akdedilen 15/06/2010 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli kira sözleşmesi ile dava konusu işyerinin aylık 900 TL bedelle kiraya verildiği hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. 15/06/2011 tarihinde sözleşme 1 yıl süreli olarak yenilenmiş aylık kira bedeli de 1.000 TL olarak kararlaştırılmıştır. Alacaklı kiraya veren 28/12/2011 tarihinde başlattığı icra takibi ile 2010 yılı aralık ayından 2011 yılı Mayıs ayına kadar aylık 1600 TL den 2011 yılı Mayıs ayından 2011 yılı aralık ayına kadar aylık 2200 TL den ödenmeyen kira alacağı toplamı 25.000.00 TL ve 3.883,56 TL işlemiş faizin tahsilini talep etmiştir. Mahkemece 02/04/2012 tarihli haciz tutanağında aylık kira bedelinin 1600 TL olduğunun davalı kiracı tarafından kabul edildiği ve bu beyanın davalıyı bağlayacağı
gerekçesi ile aylık kira bedeli 1600 TL olarak kabul edilmiş ve bu miktar üzerinden kira alacağı hesap edilmişse de 02/04/2012 tarihli haciz tutanağındaki kira bedelinin 1600 TL olduğuna ilişkin beyanı davacıyı bağlamaz. Kira bedelinin sözleşmede kararlaştırılan miktardan daha yüksek olduğunu davalı kiralayanın kanıtlaması gerekir. Bu durumda mahkemece uyuşmazlığın taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine göre çözümlenmesi gerekirken açıklanan nedenlerle davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru değildir.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacının temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 22.06.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy