MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tazminat davasına dair kararın temyiz incelemesi duruşmalı olarak davalı tarafından süresi içinde istenilmekle gün tayin edilerek taraflara gönderilen davetiyelerin tebliğ edilmesi üzerine belli günde davalı temsilcisi tasfiye memuru ... geldi. Hazır bulunanın sözlü açıklaması dinlendikten sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Asıl dava, kira sözleşmesinin haklı nedenle feshi sebebiyle kira kaybı, cezai şart alacağı ile araç satış vaadi sözleşmesi gereğince mülkiyeti devredilmeyen araçların bedelinin tahsili, birleşen dava ise araç satış vaadi sözleşmesine göre ödenen bedelin iadesi istemine ilişkindir. Mahkemece, asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Asıl davada, davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkili ile Antalya Büyükşehir Belediye Başkanlığı arasında 2009 yılı için 100 adet hizmet aracı kiralanmasına ilişkin sözleşme düzenlendiğini, bu araçlardan 48 tanesinin davalı şirketten temini için davalı ile araç satış vaadi sözleşmesi ve kira sözleşmesi düzenlendiğini, bu sözleşmelere göre, davalının 48 adet aracı banka kredisi kullanmak suretiyle satın alıp müvekkiline kiralayacağını, araçların kredileri ödenip, rehinlerin kaldırılmasını müteakip 15 gün içinde beheri 100 TL bedelle müvekkiline satılacağını, müvekkilinin araçların mülkiyetinin devredilmesi gereken tarihe kadar davalıya kararlaştırılan kira bedellerini ödeyeceğini, davalının 48 adet aracı müvekkiline teslim ettiğini, müvekkilinin de araçları Belediyeye tahsis ettiğini, ancak davalının kredi bitim tarihinden 15 gün sonra sadece bir adet aracın mülkiyetini devrettiğini, davalının alacaklılarının hacizleri nedeniyle Temmuz 2009 ayından Eylül 2009 ayına kadar araçların peyder pey Belediyenin elinden alındığını, bunlardan bir kısmının yerine piyasadan ikame araç temin edilse de eksik kalan araçlar için Belediyenin kira ödemesini kestiğini, 16/10/2009 tarihli ihtarname ile araç satış vaadi sözleşmesi ve kira sözleşmesinin feshedildiğini, haczedilen 47 araç için belediyenin kira ödemesi yapmaması nedeniyle müvekkilinin sözleşmenin bitim tarihi olan 31/12/2009 tarihine kadar gelir kaybına uğradığını, 01/01/2010 tarihinden sonra sonraki dönem için de 47 aracın ekonomik ömürleri boyunca getirebileceği kira gelirinden mahrum kaldığını, ayrıca araçların haczedilmesi nedeniyle Belediyeye 220.500 TL cezai şart ödenmek zorunda kaldığın belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 31/12/2009 tarihine kadar Antalya Büyükşehir Belediyesinden elde edilecek gelirden mahrum kalınan kısım için şimdilik 2.000 TL'nin, 31/12/2009 tarihinden sonraki dönem için 47 aracın ekonomik ömürlerinin sonuna kadar getirebileceği kira gelirlerinden her bir araç için 100 'er TL devir bedeli düşülerek kalan rakam için şimdilik 5.000 TL'nin, söz konusu 47 aracın 3. kişilerce haczedilip muhafaza altına alınması nedeniyle Antalya Büyükşehir Belediyesine cezai şart olarak ödenmek zorunda kalınan 220.500 TL'nin şimdilik 3.000 TL'sinin ticari avans faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiştir. 11/03/2013 havale tarihli ıslah dilekçesi ile araçların ekonomik ömürleri boyunca getirebileceği kira gelirinden mahrum kalınması talebinin, dava konusu araçların 2. el değeri 776.000 TL'nin sözleşmenin bitim tarihi 31/12/2009 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile tahsili şeklinde, gelir kaybı için talebini 80.640 TL ve cezai şarta ilişkin alacak talebini ise 220.500 TL olarak ıslah ettiklerini beyan etmiştir. Birleşen davada ise davacı vekili dava dilekçesinde, araç satış vaadi sözleşmesi gereğince müvekkiline devri gereken 8 adet aracın kredileri için ödemiş oldukları 125.489 TL'nin ödeme tarihlerinden itibaren ticari temerrüt faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı, davaya cevap vermemiştir. Mahkemece, asıl davanın kısmen kabulü ile 80.640 TL kira kaybı, 752.000 TL araç bedeli, 220.500 TL ödenen cezai şart bedeli olmak üzere toplam 1.053.140 TL'nin 10.000,00 TL'sinin dava tarihinden kalan tutarın ıslah tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, birleşen davada, davanın kabulü ile 125.489 TL'nin dava tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
1- Dosya kapsamına, toplanan delillere mevcut deliller mahkemece taktir edilerek karar verilmiş olmasına ve taktirde de bir isabetsizlik bulunmamasına göre asıl davada, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Asıl davada hükmedilen kira kaybı ve cezai şart alacağına yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Davada dayanılan ve hükme esas alınan 01/05/2007 başlangıç tarihli kira sözleşmesi ve 02/01/2009 tarihli ek sözleşme ile davalı tarafından 48 adet aracın davacıya kiralandığı anlaşılmaktadır. Davacı kiracı ile dava dışı Antalya Büyükşehir Belediyesi arasında 02/01/2009 başlangıç tarihli, 31/12/2009 bitiş tarihli kira sözleşmesi imzalanmıştır. Mahkemece, davalının, kira süresince araçları tam olarak hazır edemediği, bir kısmının ise kiracıda iken haczedildiği, bu nedenle davacının Belediyeden elde edeceği kira gelirinden mahrum kaldığı belirtilerek davacının yoksun kaldığı kira bedelinin tahsiline karar verilmiştir. Mahkemenin kabulünde olduğu üzere, kira sözleşmesi sona ermeden, kiralanan araçlara el konulması nedeniyle davalı kiraya verenin tazminat sorumluğu söz konusudur. TBK’nun 114/2 maddesi uyarınca haksız fiil sorumluluğuna ilişkin hükümler, kıyas yoluyla sözleşmeye aykırılık hallerinde de uygulanacaktır. Bu nedenle davalının kira sözleşmesine aykırı davranmasıyla oluşan sorumlulukta tazminattan indirim yapılmasını düzenleyen TBK’nun 52.maddesi uygulama alanı bulacaktır. Bu kapsamda zarar gören tarafın zararın artmaması bakımından gerekli tedbiri alması gerekecektir. Bunun sonucu olarak davacı kiracı, faaliyetini devam ettirebileceği yeni araç bulma konusunda gerekli çabayı göstermek zorundadır. Bu nedenle Mahkemece, öncelikle kira sözleşmesine konu araçların her birinin hangi tarihte alt kiracının elinden çıktığı tespit edilerek, bu tarihten itibaren davacının, aynı şart ve koşullarda başka bir aracı yeniden kiralayabileceği sürenin belirlenmesi, davalı kiraya verenin de bu süreye ilişkin kazanç kaybından sorumlu tutulması gerekir. Davacının davalı kiralayandan isteyebileceği tazminat bedelinin yukarıda açıklanan ilke ve esaslar doğrultusunda tespiti gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
Davacı ile dava dışı Antalya Büyükşehir Belediyesi arasında düzenlenen 02/01/2009 başlangıç tarihli kira sözleşmesinin 17. maddesinde "Zamanında tahsis edilmeyen her araç için yüklenici günlük 100 TL ceza ödeyecektir. " düzenlemesi yer almaktadır. Davacı kiracı, sözleşme hükmü gereğince Belediyeye ödediği 220.500 TL cezai şart bedelinin davalı kiraya verenden tahsilini talep etmiş ise de davacı ile davalı arasında düzenlenen sözleşmede cezai şart ödenmesine ilişkin bir hüküm bulunmamaktadır. Davacının alt kira sözleşmesi gereği ödediği bu bedelden söz konusu sözleşmenin tarafı olmayan davalıyı sorumlu tutmak mümkün değildir. Bu nedenle cezai şart alacağına yönelik talebin reddi gerekirken yazılı gerekçe ile istemin kabulüne karar verilmesi doğru değildir.
2- Davalının, birleşen davaya yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Davalının, temyiz dilekçesine eklediği kayıt ve belgelerden, yargılama sırasında davalı şirketin, 25/12/2013 tarihinden itibaren tasfiyesine, tasfiye memurluğuna ...'in atamasına karar verildiği, kararın 06/01/2014 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edildiği anlaşılmaktadır. Birleşen dava 20/10/2014 tarihinde açılmış olup, bu tarihte şirket tasfiye sürecine girdiğine göre dava dilekçesinin tayin edilen ve Ticaret Sicil Memurluğunca ismi ve adresi bildirilen tasfiye memuruna tebliğ edilmesi gerekmektedir. Davalı şirketin tasfiye memurları olarak ... ve ... davaya dahil edilerek adı geçenlere dava dilekçesi tebliğ edilmiş ise de tasfiye memuru olarak ...'in atandığı anlaşıldığından taraf teşkili sağlandığı söylenemez.Taraf teşkili kamu düzenine ilişkin olup yargılamanın her aşamasında ileri sürülebilir. Bu durumda dava dilekçesi tasfiye memuruna usulüne uygun olarak tebliğ edilip taraf teşkili sağlandıktan sonra işin esasının incelenmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmesi doğru değildir.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda 2 ve 3 No'lu bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 Sayılı HMK'ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca asıl davaya ve birleşen davaya ilişkin hükmün BOZULMASINA, birleşen davadaki sair temyiz itirazlarının ise bozma nedenine göre şimdilik incelenmesine yer olmadığına, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 27/09/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy