MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tahliye(icra)
İcra mahkemesince verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı karar, davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, kesinleşen icra takibi nedeniyle tahliye istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulü ile kiralananın tahliyesine karar verilmiş, karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı alacaklılar 16.09.2014 tarihinde davalı borçlu aleyhine kira alacağının tahsili için başlattıkları icra takibinde, aylık 1.250,00 TL’den 2013 yılı Eylül, Ekim, Kasım, Aralık ve 2014 yılı Ocak, Şubat, Mart, Nisan, Mayıs, Haziran, Temmuz, Ağustos, Eylül ayları kira bedeli toplamı 16.250,00 TL’nin işlemiş faiziyle tahsilini talep etmişlerdir. Davalı borçluya ödeme emri 29.09.2014 tarihinde tebliğ edilmiş, icra takibine borçlu tarafından itiraz edilmemesi üzerine takip kesinleşmiş olup, davacı alacaklı İİK.nun 269/a maddesi gereğince 12.11.2014 tarihinde icra hukuk mahkemesine başvurarak kiralananın tahliyesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde, dava konusu yeri işleten müvekkilinin 1993 yılında işine son verdiğini, bu nedenle dava konusu yeri de 1993 yılında tahliye ettiğini, ileri sürerek konusuz kalan davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davalının süresinde takibe itiraz etmediği gibi, ödeme emrinde belirtilen yasal süre içinde kira borcunu ödememek suretiyle temerrüde düştüğünün anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kabulü ile İİK.269/a maddesi gereğince davalı kiracının temerrüt nedeniyle kiralanandan tahliyesine karar verilmiştir.
Türk Borçlar Kanunu'nun 315.maddesi hükmü uyarınca temerrüt nedeniyle açılacak tahliye davasının kural olarak kiraya verenler tarafından açılması gerekir. Kiraya verenler birden fazla ise aralarında zorunlu dava arkadaşlığı bulunduğundan ihtarnameyi birlikte göndermeleri ve yine davayı da birlikte açmaları zorunludur. Kiraya veren durumunda olmayan malik veya kiralananı sonradan iktisap eden yeni malikin önceden kiracıya ihbar göndererek kira paralarının kendisine ödenmesini istemesi bu ihbarın sonuçsuz kalması halinde yasal içerikli ihtarrname tebliğ ettirmek suretiyle dava açması gerekir. Kiralanan paylı mülkiyete konu ise pay ve paydaş çoğunluğunun sağlanması, elbirliği halinde mülkiyete konu teşkil ediyorsa tüm ortakların davaya katılmaları gerekir. Dava hakkına ilişkin bu husus mahkemece kendiliğinden göz önünde bulundurulmalıdır.
Davaya dayanak yapılan 25.12.1985 tanzim ve 01.01.1986 başlangıç tarihli kira sözleşmesinde kiraya veren ... olup, getirtilen nüfus kayıt suretinden adı geçenin sağ olduğu görülmüştür.
Ayrıca dava konusu taşınmaza ilişkin 14.10.2015 tarihli tapu kaydının incelenmesinden, takip alacaklılarından ...’ın taşınmazda payının bulunmadığı, diğer takip alacaklısı ...’ın ise 23/96 oranında paydaş olduğu anlaşılmaktadır. Ancak mahkemece davacı alacaklıların dava hakkı olup olmadığı araştırılmadan karar verilmiştir. Bu durumda mahkemece takip alacaklılarının takip hakkı üzerinde durularak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile karar verilmesi doğru değildir.
Karar bu nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 Sayılı HMK'ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 19.09.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy