Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı menfi tespit davasına dair karar, davacılar tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, kira alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibi nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece, davacı ... yönünden davanın reddine, .Ltd.Şti. yönünden usulüne uygun açılmış bir dava olmadığından bu şirket yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, hüküm davacı ... ve vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının mecuru 05/07/2011 tarihinde tahliye ettiğini, mecurun anahtarını aynı yerde bulunan ve davalının da kiracısı olan iki komşusuna teslim ettiğini, kira bedellerinin senetlerle ödendiğini buna rağmen davalılarca kira alacağının tahsili amacıyla icra takibi başlatıldığını belirterek borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiş, 08/09/2014 tarihli dilekçe ile davaya davacı olarak dahil edilmesini istemiştir. Davalı ... vekili; davanın reddini savunmuştur.
1- vekilinin temyiz itirazları incelendiğinde tarafından usulüne uygun açılmış bir dava ve davacı sıfatı bulunmadığı anlaşıldığından temyiz dilekçesinin reddine karar verilmiştir.
2-Davacı ... vekilinin temyiz itirazlarına gelince:
Hükme esas alınan 01.08.2006 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli kira sözleşmesi konusunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır, sözleşme kiraya verenler ..., ... ile kiracı davacı arasında akdedilmiştir. Davalılar 05/10/2011 tarihinde davacı ... ile .Şti. aleyhine başlattıkları icra takibi ile 13.500,00 TL kira alacağının tahsilini talep etmiş, borçlu ... yönünden takip kesinleşmiştir. Davacı ... sözleşmeyi şirket temsilcisi olarak imzaladığından şirketin kiracı olduğunun kabulü gerekir. Şirket borcundan şirket temsilcisi şahsi olarak sorumlu değildir. Bu nedenle kira alacağının davacı ...’ndan tahsili amacıyla takip başlatılması mümkün değildir.Mahkemece anılan husus üzerinde durularak davanın kabulü ile icra takibi nedeniyle davacı ...’nun borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi gerekirken davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.
Hüküm bu nedenlerle bozulmalıdır.
./..
SONUÇ; Yukarıda (1) No'lu bentte açıklanan nedenlerle temyiz dilekçesinin REDDİNE, (2) No'lu bentte açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA ve istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edenlere iadesine, 24/10/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy