MAHKEMESİ:Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi zarar alacağı davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik verilen hüküm süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- K A R A R -
Dava, sözleşmenin haklı olarak feshi nedeniyle uğranılan zararın tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davanın kısmen kabulüne dair verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, taraflar arasında 11.07.2005 tarihinde Trabzon 4. Bölge Yıldızlı 192 Adet Konut, Ticaret Merkezi, 24 Derslikli İlköğretim Okulu, Spor Salonu ve Bekçi Kulübesi konulu sözleşme imzalandığını, işin süresinde sözleşme şartlarına uygun yapılmaması nedeniyle sözleşmenin feshedilerek yeniden ihaleye çıkılıp başka yüklenici ile daha yüksek bedelle sözleşme yapıldığını, iki ihale arasında doğan fark nedeniyle idare zararı oluştuğunu belirterek 3.245.971,60 TL tutarındaki idare zararının en yüksek orandaki ticari reeskont faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, davalı cevabında feshin haksız olduğunu, bir kısım işlere ait yer tesliminin yapılmadığını, zamanında inşaat ruhsatı verilmediğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
1086 sayılı HUMK'nın yürürlükte olduğu dönemde çıkarılan 09.05.1960 tarih, 1960/21 Esas, 1960/9 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nda; Yargıtay bozma kararına uyulmakla orada belirtilen biçimde işlem yapılması yolunda lehine bozma yapılan taraf yararına usulî kazanılmış hak, aynı doğrultuda işlem yapılması yolunda yerel mahkeme için de zorunluluk doğacağı, usulî kazanılmış hakka ilişkin açık kanun hükmü olmasa da temyiz sonucu verilecek bozma kararının hukuka ve usule uygun karar verilmesini sağlamaktan ibaret olan amacı ve muhakeme usulünün hakka varma ve hakkı bulma maksadıyla kabul edilmiş olması yanında hukuki alanda istikrar amacıyla kabul edilmiş bulunması bakımından usulî kazanılmış hak müessesesi usul hukukunun dayandığı ana esaslardan olup kamu düzeniyle de ilgili olduğu belirtilmiştir.
6100 sayılı HMK'nın yürürlüğe giren ilk halinde usuli kazanılmış hakka yer verilmemişse de bu ilkenin uygulanması, Yargıtay’ın içtihatları ile HMK’nın 177/2. maddesine 22.07.2020 tarih ve 7251 sayılı kanunun 18. maddesi ile yapılan ek düzenlemeye kadar devam etmiştir. Bu ek düzenleme ile “Yargıtayın bozma kararından veya bölge adliye mahkemesinin kaldırma kararından sonra dosya ilk derece mahkemesine gönderildiğinde, ilk derece mahkemesinin tahkikata ilişkin bir işlem yapması hâlinde tahkikat sona erinceye kadar da ıslah yapılabilir. Ancak bozma kararına uymakla ortaya çıkan hukuki durum ortadan kaldırılamaz” maddesi HMK’da da hüküm altına alınmış olup usuli kazanılmış hakların korunacağı bu şekilde hükme bağlanmıştır.
Yargısal ve bilimsel içtihatlarda “usulî kazanılmış hak” ya da “usulî müktesep hak” olarak adlandırılan bu ilke Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 10.02.1988 tarih, 1987/2-520 Esas, 1988/89 Karar sayılı ilâmında “Mahkemenin bozma kararına uymasıyla meydana gelen bozma gereğince işlem yapma ve hüküm verme durumu, taraflardan birisinin lehine ve diğeri aleyhine hüküm verme neticesini doğuracak bir durumdur ve buna usulî kazanılmış hak denilmektedir...” şeklinde tanımlanmaktadır.
Bu açıklamalar kapsamında somut olay değerlendirildiğinde; (Kapatılan) Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 12.10.2017 tarihli, 2017/1402 Esas ve 2017/3411 Karar sayılı bozma ilâmında; dairenin yerleşik içtihat ve uygulamalarında; menfi zararın hesaplanmasında izlenecek yöntemin, sözleşmesi feshedilen yüklenicinin yapmadığı kalan imalâtın ilk ihalede yükleniciden sonraki en düşük teklifi veren teklif sahibine verilmiş olması halinde ödenmesi gereken bedelin (kaçırılan fırsat) hesaplattırılıp, fesih tarihinden itibaren dava dışı ikinci yükleniciye kalan işin verildiği ikinci ihalenin makul süre içerisinde ve aynı koşullarda yapılmış olması halinde ikinci ihale bedeli ile kaçırılan fırsat olarak adlandırılan ve hesaplanan bedel arasındaki fark şeklinde olduğu ve ikinci ihalenin makul süre içerisinde yapılmaması ya da feshedilen sözleşme ve onunla ilgili ihaleden farklı koşullarla yapılması, ilk ihaleye dahil olmayan bir imalâtın ikinci ihaleye ilave imalât olarak dahil edilmesi halinde ikinci ihalenin makul süre içinde, ilk ihale ile aynı koşulda ve özelliklerde yapılması halinde olması gereken ikinci ihale bedelinin hesaplattırılarak bulunacak rakam ile kaçırılan fırsat olarak adlandırılan ilk ihalede yükleniciden sonra en düşük fiyatı veren teklif sahibine işin verilmesi halinde kalan işlerin tamamlattırılması için o teklif sahibine ödenmesi gereken farkın menfi zarar olarak hesaplattırılması şeklinde olacağı bildirilmiş olmasına rağmen, mahkemece iki farklı heyetten rapor ve ek rapor alınmış, raporlarda bozma ilamında belirtilen yönteme göre hesaplama yapılmadığından bahisle bilirkişilerin hukuki değerlendirmeleri ile değil ihtisas alanlarına göre teknik bulgu ve görüşleri ile bağlı oldukları gerekçe gösterilerek bozma ilamı doğrultusunda, bilirkişilerin buldukları, ikinci işteki artış miktarı, ilk işteki gerçekleşen iş oranı, yapılan ödemeler ve diğer bulgular kullanılarak resen hesaplama yapılıp sonucuna göre karar verildiği anlaşılmaktadır.
Bozma ilamında; somut olayda idarenin ikinci ihaleye aynı koşullarda çıkmaması nedeni ile bilirkişi kurulundan rapor alınarak ikinci ihalenin makul süre içinde, ilk ihale ile aynı koşulda ve özelliklerde yapılması halinde olması gereken ikinci ihale bedelinin hesaplattırılması gerektiği belirtilmiş olup bozmadan önce ve sonra alınan raporlarda bu şekilde bir hesaplama yapılmadığı, mahkemece dosya kapsamında yapılan hesaplamanın ise Yargıtay denetimine elverişli olmadığı, ikinci ihalenin makul süre içinde ilk ihale ile aynı koşulda ve özelliklerde yapılması halinde olması gereken ikinci ihale bedelinin tespitine yönelik resen yapılan hesaplamanın denetlenemediği gibi hesaplamada maddi hataların da mevcut olduğu anlaşılmakla bozma ilamı gereği yerine getirilmeden usuli kazanılmış hakka aykırı şekilde karar verilmesi hatalı olmuştur.
Bu durumda mahkemece yapılacak iş; yeniden seçilecek konusunda uzman inşaat mühendisi, mimar ve hesap uzmanı bilirkişiden oluşacak kuruldan, taraflar arasındaki sözleşmenin feshi tarihinde kalan imalâtın ilk ihalede yükleniciden sonra en düşük teklifi veren şirkete işin verilmiş olması halinde ödenmesi gereken bedel (kaçırılan fırsat) ile ilk sözleşmede kalan işler ile ilgili fesihten itibaren makul süre içerisinde ve ilk ihale ile aynı koşullarda ikinci ihale yapılmış olsaydı olması gereken ikmâl inşaatı bedeli ile bu bedel ve kaçırılan fırsat olarak adlandırılan bedel arasındaki menfi zarar miktarı konusunda denetime elverişli ve gerekçeli rapor alınıp değerlendirildikten sonra sonucuna uygun bir karar verilmesinden ibarettir.
Bu hususlar üzerinde durulmadan eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması uygun bulunmuştur.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene iadesine,
karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteminde bulunulabileceğine, 23.12.2021 gününde oy birliğiyle karar verildi.