MAHKEMESİ: Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
MAHKEMESİ: Turhal 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı olan bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen kararın temyizen tetkiki davacı vekili ve ihbar olunan vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu, gereği konuşulup düşünüldü.
- K A R A R -
Davacı vekili, davalı ...’in davacı, diğer davalı kooperatifin davalı olduğu Turhal 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 09/03/2017 tarih, 2016/638 Esas, 2017/87 Karar sayılı kararı ile, davalı kooperatif vekilinin davayı kabul beyanı ile kooperatif ana sözleşmesinin 40. maddesi (i) ve (k) fıkralarının iptaline karar verildiğini, kararın kesinleştirilerek Ticaret Sicil Gazetesinde de ilan edildiğini, yönetim kurulunun 1163 sayılı Kanunun 42/1. maddesi uyarınca münhasıran kooperatif genel kurulunun yetkisinde bulunan bu hususta bir karar alma, davayı kabul etme hak ve yetkisinde olmadığını, kooperatif yönetim kurulu üyelerince kooperatif ortakları ile ilgili Bakanlığa karşı hile yapmak suretiyle muvazaalı bir şekilde mahkeme kararıyla iptal edilmesini sağlandığını ileri sürerek, yargılamanın iadesini talep ve dava etmiştir.
Davalı kooperatif vekili, davacının hükme bağlanan mahkeme kararının konusu olan ana sözleşmenin tarafı olmadığını, hukuki ve maddi hiçbir menfaatinin olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı ..., kooperatifinin yönetim kurulu üyeliğini sürdürmekte iken şahsi haklarının zedelenmemesi adına kanuna aykırı olan bu fıkraların iptali için şahsi olarak dava açtığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İhbar olunan Bakanlık vekili, anasözleşmede değişikliğin ancak Bakanlıklarının onayı halinde mümkün olduğunu, her iki tarafın muvazaalı bir şekilde anlaşarak davayı kabul etmesi ve söz konusu hükümlerin iptal edilerek anasözleşmede değişiklik yapılmasının 1163 sayılı Kanuna aykırılık teşkil ettiğini ileri sürmüştür.
İlk derece mahkemesince, davanın yargılama esnasında konusuz kaldığı, davacının yargılamanın iadesini talep ettiği dosya yönünden iş bu davayı açtıktan sonra yasa yollarına başvurduğu, temyiz incelemesi sonucu kararın bozulduğu, dolayısıyla yeniden yargılamayı gerektirecek kesin bir hükmün mevcut olmadığı, davanın açılışı esnasında tarafların haklılık durumu gözetilerek, yapılan yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davacı üzerine yüklenmesi gerektiği gerekçesiyle, dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, davacı vekili ve ihbar olunan vekilinin istinaf başvurusu, Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesince, yargılamanın iadesi yoluyla iptali talep edilen dava dosyasında verilen hükmün bozulması üzerine mahkemece yeniden yargılama yapılmasına başlandığı ve ortada iptali talep edilebilecek kesin olarak verilen veya kesinleşmiş bir hüküm bulunmadığı anlaşıldığından istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ve ihbar olunan vekili temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, ihbar olunan vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2-Dava, yargılamanın iadesi istemine ilişkin olup, yargılamanın iadesi istenilen kararda, davacı birliğin taraf olarak gösterilmediği ve tarafların istinaf etmemeleri üzerine kesinleşme şerhi düzenlenen karara karşı, davacının yargılamanın iadesi talebinde bulunduğu ve aynı zamanda kararı istinaf ve temyiz ettiği, yargılamanın yenilenmesi davası devam ederken de iadesi istenilen kararın bozulduğu dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Davacı, eldeki davanın açıldığı tarihte kesinleşme şerhi bulunduğundan hareketle yargılamanın iadesi talebinde bulunmuş ve aynı zamanda kesinleşen kararı da istinaf ve temyiz etmiştir. HMK'nun 331/1'inci maddesi gereğince; davanın konusuz kalması halinde hakim, yargılama giderlerine, tarafların davanın açıldığı tarihteki haklılık durumuna göre takdir ve hükmeder. Buna göre mahkemenin, karara kesinleşme şerhi vermesi nedeniyle şeklen kesinleşen önceki karara karşı yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunmuştur. Davacı dava açmakta haklı olup, aleyhine vekalet ücretine hükmedilmemesi gerekir. Bu nedenle, davalı kooperatif lehine davacı aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesi bozmayı gerektirmiş ise de, yapılan bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, kararın HMK 370/2 maddesi uyarınca aşağıda sonuç kısmında yazılı olduğu şekilde düzeltilerek onanmasına karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, ihbar olunan vekilinin tüm, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle ilk derece mahkemesinin hüküm fıkrasının (5) numaralı bendinin karar metninden tamamen çıkarılmasına, kararın değiştirilmiş bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, ihbar olunan harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 6100 sayılı HMK 373. madde hükümleri gözetilerek dosyanın ilk derece mahkemesine, karardan bir örneğin ise bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine gönderilmesine, 20.12.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy